8 aylık hamile karısını onların tüm pisliğini temizlerken buldu

Fatma teyze koltuktan ilk fırlayan oldu, derin bir öfkeyle. —Bana o tonla konuşma Mete. Ben senin annenim, seni doğuran kadınım. Bu evde bana saygı göstereceksin. Mete titreyen parmağıyla mutfağı işaret etti. —Bu benim evim. Parasını benim ödediğim ev. 8 aylık hamile karım gece 23:00’te sizin pisliğinizi temizliyor. Kim verdi ona bu emri? Aylin kollarını bağladı, meydan okur gibi konuştu. —Kimse kafasına silah dayamadı. Kendi isteğiyle temizliyor. Çünkü yapması gereken en az şey bu. —Ağlamaktan yüzü şişmiş halde mi? —diye bağırdı Mete, duvarları titreterek— Belini tutup acıdan kıvranırken mi? Zeynep gözlerini devirdi. —Abartma ya. Elif hep numara yapıyor. Sen de hemen inanıyorsun. Bütün gün yatakta tembellik yapıyor. Mete ona buz gibi bir bakış attı. —O benim çocuğumu taşıyor. Fatma sertleşti, eski düşüncelerini kusar gibi konuştu. —Oğlum, bu evde herkes çalışacak. Bizim zamanımızda kadınlar böyle nazlı değildi. Hamilelik bahane değil. —Sizin zamanınızda kadınlar sustuğu için çok şey yaşandı —dedi Mete soğuk bir sesle— Ama bu evde o dönem bugün bitiyor. Elif (18) sinirle güldü. —Ne yani, bizi sokağa mı atacaksın birkaç kirli tabak için? Mete telefonunu çıkardı, bankacılık uygulamasını açtı ve ekranı onlara gösterdi. —Bu tabaklar için değil. Aşağılama için. Dikkatle dinleyin: banka şifrelerini değiştirdim. Bugün kullandığınız tüm kartlar iptal. Market, taksi, internet… hepsi bitti. Aylin ve Zeynep’in okulları da yarından itibaren sizin çalışmanızla ödenecek.Üç kızın yüzü bir anda bembeyaz oldu. —Yok artık! Kartım reddedildi! —diye bağırdı Zeynep. Aylin çığlık attı. —Delirdin mi sen? Haftaya tatil planım vardı! —Yürüyerek git —dedi Mete hiç göz kırpmadan. Fatma elini göğsüne götürdü. —Anneni, seni doğuran kadını mı terk ediyorsun? —Ben eşimi terk etmeyi bırakıyorum. O anda Camila’nın yerine geçen Elif (18), panikle bir cümle söyledi ve her şeyi değiştirdi: —Bizi bir hamile kadın yüzünden mi batırıyorsun? O bile ilaçlarını düzgün içemiyor zaten! Mete dondu. —Ne diyorsun sen? Odadaki hava bir anda değişti. Aylin Elif’e öfkeyle baktı. Zeynep gözlerini kaçırdı. Fatma camdan dışarı döndü. Mete’nin sesi düştü, tehlikeli bir fısıltıya dönüştü. —İlaçlara ne yaptınız? Elif bir an sustu, sonra geri adım attı. —Sadece küçük bir “deneme” yaptık, Mete… —Ne denemesi? —Elif sürekli şikayet ediyordu… demir, vitamin, tansiyon… Annem dedi ki eğer ilaçları bırakırsa vücudu güçlenir, abartmayı bırakır. Mete bir adım geri attı. —Siz onun ilaçlarını çöpe mi attınız? Sessizlik cevap oldu. —Cevap ver! —diye kükredi Mete. Aylin ağlamaya başladı. —Üç hafta önce demir haplarını ve tansiyon damlalarını attık… ama bu kadar büyüyeceğini düşünmedik. Mete’nin yüzü öfkeyle karardı. —Hamile, 8 aylık bir kadının ilaçlarını çöpe attınız mı? Anemi ve tansiyon ilaçlarını mı? Fatma kendini savunmaya çalıştı. —Eskiden kadınlar böyle ilaçsız doğururdu… Cümlesi tamamlanamadı. Merdivenlerden yukarıdan sert bir ses geldi. Mete yukarı baktı. Elif merdiven başında tutunuyordu. Yüzü bembeyazdı. Bacağından ince bir kan akıyordu.