Aile Nefreti ve Gelinlik Skandalı

İstanbul’da insanlar düğünlerin, ailelerin içindeki en iyi duyguları ortaya çıkardığına inanmayı severler. Merve, o meşhur düğün müzikleri ve ikramlar arasında, en sert akrabaların bile tören sırasında gözyaşlarını sildiğini ve sadece bir günlüğüne de olsa, eski kinlerin yokmuş gibi davrandığını izleyerek büyümüştü.

Ancak Bayraktar ailesi için Merve’nin düğünü, yıllardır içlerine gömdükleri o büyük nefreti gün yüzüne çıkarmaktan başka bir işe yaramadı. Merve, 32 yaşında, Türk Hava Kuvvetleri’nde Hava Pilot Üsteğmen olarak görev yapıyordu.Babası Faruk için o, “erkeklik taslayan inatçı bir kızdan” başka bir şey değildi. Kızının saygı görmesine, uçak uçurmasına ve tamamen kendi kurallarıyla yaşamasına tahammül edemeyen, oldukça eski kafalı bir adamdı. Annesi Gönül için ise Merve, bencil evlattı; sessiz kalmayı, "uslu kız" olmayı ve herkesin ondan beklediği o itaatkâr küçük hayata razı gelmeyi reddeden kişiydi. Bir de Taylan vardı. 28 yaşında, işsiz, hâlâ ailesinin sırtından geçinen, buna rağmen neredeyse hiçbir şey yapmadığı halde sürekli övülen küçük kardeş.Merve her şeye göğüs germeyi öğrenmişti. Askeri hayat ona disiplini öğretmişti: az uyu, hızlı hareket et, asla şikâyet etme. Fakat hiçbir eğitim, insanı kendi ailesinin ondan sadece güçlü olduğu için nefret ettiğini bilmenin verdiği o sızıya hazırlayamazdı. Nişanlısı Eren, Ankaralı bir mühendisti. Bir afet sonrası yardım operasyonları sırasında İzmir’de tanışmışlardı. Eren ondan asla çekinmiyor, aksine ona saygı duyuyordu. Merve’nin gerçekte olduğu her haline aşıktı. Düğünleri ise Antalya yakınlarında tarihi bir mekânda planlanmıştı.Törenden iki gün önce Merve, her biri özenle paketlenmiş dört gelinlikle çocukluğunun geçtiği eve geldi. Biri görkemli, biri dantel işlemeli, biri yaz sıcağına uygun ince bir tasarım ve sonuncusu ise her ihtimale karşı sade bir seçenekti. Evdeki o son akşam boğucuydu. Faruk televizyon karşısında kendi kendine hakaretler savuruyor, Gönül mutfakta tencereleri çarpıyor, Taylan ise elinde telefonla bir şeylere kahkahalar atıyordu.

Merve mesafesini korudu ve erkenden odasına çekildi. Gelinlikleri tek tek astı; parmaklarını asıl gelinliğinin üzerinde gezdirirken, içindeki o gergin heyecan ilk kez yatışmıştı. Kendi kendine, "Sadece birkaç saat daha," diye fısıldadı. Gece saat 2’de aniden uyandı. Hafif bir gıcırtı sesi geliyordu. Birileri hareket ediyordu. Başucundaki lambayı yakarken nabzı hızla çarpmaya başladı.