Ameliyat Masasında Başlayan Hesaplaşma

“Ameliyata girmeden iki saat önce bu boşanma kağıtlarını imzala. Eğer masadan kalkamazsan, en azından Pelin’le bürokratik engellere takılmadan evlenebilelim.” Kocası Ali’nin, beyin tümörü ameliyatına girmeden hemen önce İstanbul’daki özel bir hastane odasında söylediği son sözler bunlardı. Gamze, on beş yıllık evliliğinde Ali’yi sadık ve dürüst bir eş sanmıştı. Oysa Ali, Gamze’nin en yakın arkadaşı Pelin ile birlikteydi. Üstelik Pelin’in bir yaşındaki çocuğunun babası olduğunu iddia ederek bu ihaneti soğukkanlılıkla savundu. “Sen bana bir evlat veremedin, o ise verdi. Ben gerçek bir aileyi hak ediyorum,” diyerek elindeki belgeleri Gamze’nin hasta yatağına bıraktı ve imzalatıp arkasına bakmadan gitti. Ancak Ali’nin bilmediği çok hayati bir gerçek vardı: Yaşadığı lüks rezidans, harcadığı limiti yüksek kredi kartları ve ailesinin Bursa’daki marangoz atölyesine her ay gönderilen binlerce liralık destek… Bunların hiçbirini Ali kendi kazancıyla ödemiyordu. Her bir kuruş, Gamze’ye merhum babasından kalan devasa gayrimenkul imparatorluğundan geliyordu. Gamze, kocasının gururu kırılmasın diye bu serveti yıllarca sessizce yönetmişti.