Annem Evlatlık Kızıma Hata Dedi

“Önce kızı annesinden soğutacağız. Sonra Pınar'ın imzasını almak çok kolay olacak…” Ses kaydı burada bitmiyordu. Annemin boğuk sesi duyuldu: “İdil zaten kendini bu aileye ait hissetmiyor. Biraz daha üstüne gidersek kendi isteğiyle uzaklaşır. Pınar da suçluluk duygusuyla ne istesek kabul eder.” Ardından ağabeyim Tamer güldü. “Yeter ki o arsayı elden çıkarmadan vekâleti alalım. Yoksa borçları ödeyemem.” Telefonu elimden düşürmemek için iki avucumla kavradım. Hangi arsadan bahsediyorlardı? Babamın yıllar önce sattığını söylediği aile arazisinden mi? Benim imzam neden gerekiyordu? İdil kapının eşiğinde belirdi. Uykulu gözleri bir anda elimdeki telefona kaydı. Yüzü bembeyaz oldu. “Anne… Onları dinledin mi?” Yanına gidip diz çöktüm. “Evet, canım. Ama önce sana bir şey soracağım. Seni tehdit ettiler mi?” İdil başını önüne eğdi. “Geçen hafta dayım okul çıkışında yanıma geldi. Senin beni geri verebileceğini söyledi. Eğer aile hakkında kötü konuşursam yeniden yurda gönderileceğimi anlattı.” Sanki göğsüme ağır bir taş konmuştu. “İdil, bunu yapamazlar. Evlat edinme kararı kesin. Sen benim kızımsın. Kimse seni benden alamaz.” “Biliyorum artık,” diye fısıldadı. “Ama o gün çok korktum. Sonra telefonunu masada unutunca dayımın annene attığı mesajları gördüm. Kendi telefonumla fotoğraflarını çektim. Ses kaydını da restoranda açtım. Çünkü bana yine kötü bir şey söyleyeceklerini hissettim.” Kızımın on üç yaşında, yetişkinlerin kötülüğüne karşı delil toplamayı öğrenmek zorunda kalması içimi parçaladı. “Bana neden söylemedin?” “Çünkü onları kaybetmeni istemedim.” Bu söz beni en çok yaralayan şeydi. Onu koruması gereken benken, o beni korumaya çalışıyordu. Sabah ilk iş avukat arkadaşım Belgin'i aradım. Kayıtları ve ekran görüntülerini ona gönderdim. Beni dikkatle dinledi, sonra beklemediğim bir soru sordu: “Pınar, babanın üzerine kayıtlı arsa hakkında en son ne zaman tapu sorgulaması yaptın?” “Hiç yapmadım. Babam yıllar önce sattığını söyledi.” “Öyleyse bugün birlikte araştıracağız. Bir de sakın onlarla tek başına görüşme.”Öğleye doğru Belgin'in ofisindeydim. İdil okul yerine güvendiğimiz komşumuz Zerrin teyzeyle kalmıştı. Belgin, önümüze birkaç belge koydu. “Babanın bahsettiği arazi satılmamış. Üstelik annenin ailesinden kalan başka bir taşınmazla birleştirilerek imar sürecine girmiş. Değeri düşündüğünden çok daha yüksek olabilir.” “Peki benim bununla ne ilgim var?” “Birkaç yıl önce aile şirketinde sana küçük bir ortaklık payı devretmişler. Şirketin taşınmazla ilgili işlem yapabilmesi için senin de onayın gerekiyor olabilir. Ama asıl mesele şu: Tamer yüksek miktarda borçlanmış ve şirket varlıklarını teminat göstermeye çalışıyor.” Hatırladım. Babam beş yıl önce, “Sadece aile içinde düzenleme yapıyoruz,” diyerek bazı evraklar imzalatmıştı. O gün ona güvenmiştim. Belgelerin bir kopyasını istememiştim. Belgin sözünü sürdürdü: “Bir başka şey daha var. Geçen ay senin imzanı taşıyan bir ön onay belgesi hazırlanmış. Sen bunu imzaladın mı?” Belgedeki imzaya baktım. Bana benziyordu ama benim değildi. “Hayır.” Belgin kalemini bıraktı. “O zaman konuyu resmî yollardan inceletmemiz gerekiyor.” Akşam babam farklı bir numaradan aradı. Telefonu açınca selam vermeden konuştu: “Bankadan ödeme yapılmadığını söylediler. Bizi rezil mi edeceksin?” “İdil'e yaptığınız şeyi biliyorum.” “Annen biraz sert konuşmuş olabilir. Bunun için aileyi dağıtmaya değer mi?” “Ses kayıtlarını da dinledim, baba. Arsayı, Tamer'in borçlarını ve sahte imzayı biliyorum.” Karşı tarafta uzun bir sessizlik oldu. Sonunda babamın sesi titredi. “O belgeyi nereden buldun?” “Önemli olan bunu benim nasıl bulduğum değil. Siz ne yaptınız?” Birden telefonu kapattı. On dakika sonra Tamer kapıma geldi. Kapıyı açmadım. Güvenlik kamerasından onu izlerken yumruğunu kapıya vurdu. “Pınar! Yanlış anladın! Aç şu kapıyı!” İdil koridorda donakaldı. Onu odasına götürdüm, ardından polisi aradım. Tamer bir süre sonra uzaklaştı. O gece kızımın odasında, yatağının yanında oturdum. İkimiz de uyuyamadık. Ertesi sabah Belgin'le birlikte savcılığa başvurduk. Elimizdeki belgeleri, mesajları ve kayıtları teslim ettik. Şüpheli imza için inceleme talep edildi. İdil'e yönelik tehditleri de ayrı ayrı anlattım. Kızımın yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmaması için uzman desteği istedik. Takip eden günlerde ailem mesaj yağdırdı. Annem önce öfkelendi, ardından ağladı. Babam hasta olduğunu söyledi. Tamer ise bütün bu olanlardan beni sorumlu tuttu.