Babam, annem bir yangında yara iziyle kaldıktan sonra onu terk etti

Babam, annem bir yangında yara iziyle kaldıktan sonra onu terk etti çünkü “GÜZEL BİR EŞ” istiyordu—yıllar sonra geri döndüğünde, ona dersini verdiğimden emin oldum. Şimdi 32 yaşındayım, ama sadece annemin iki yaşındayken beni kucağında yanan bir evin içinden geçirmesi sayesinde varım.Gece yarısı bir gaz kaçağı patlamaya neden oldu. Babam iş seyahatindeydi, evde sadece annem ve ben kalmıştık. Duman ve alevlerle uyandı, odama koştu, beni beşiğimden çıkardı ve bir şekilde hayatta kalmayı başardı. Hayatımı kurtardı.Ama yangın yüzünde, boynunda ve omzunda kalıcı izler bıraktı. Babam ise bunu bir fedakârlık olarak görmek yerine bir kusur olarak gördü. Annemin anlattığına göre hastanede onu ilk gördüğünde gözlerini kaçırmış, haftalar sonra da evi terk etmişti. O günden sonra ne beni aramış ne de annemin nasıl olduğunu sormuştu. Yıllar geçti.Annem tek başına mücadele etti. Bir lokantada çift vardiya çalıştı, tedavilerine devam etti ve bana iyi bir hayat vermek için elinden gelen her şeyi yaptı. Ben büyüdüm, çalıştım, para biriktirdim ve sonunda kendi giyim mağazamı açtım. Tam her şey yoluna girmeye başlamışken, doğum günümde kapımız çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda babamı gördüm. Zayıflamıştı. Omuzları çökmüştü. Yılların yükü yüzüne işlemişti. “Başka nereye gideceğimi bilmiyordum,” dedi. Annem arkasını dönüp gitmek istedi ama ben onu durdurdum. “Sana yardım edeceğim,” dedim. Babamın yüzü aydınlandı. “Ama sadece bir şartı kabul edersen.” Kaşlarını çattı. “Neymiş o şart?” Bir an anneme baktım. Bahçedeki masanın yanında durmuş, sessizce bizi izliyordu. “Önce annemden özür dileyeceksin.” Babamın yüzündeki rahatlama ifadesi kayboldu. Sessizlik çöktü. “Bu kadar yıl geçti,” dedi sonunda. “Evet,” dedim. “Ve o yılların her birinde annem senin yapman gereken şeyi yaptı. Şimdi sıra sende.” Başını eğdi. İlk kez gerçekten utandığını görüyordum. Yavaş adımlarla anneme yaklaştı. Annem kollarını göğsünde birleştirmişti. “Ben…” diye başladı babam. Sonra durdu. Sanki kelimeler boğazına düğümlenmişti. “Özür dilerim.” Annem hiçbir şey söylemedi. Babam devam etti. “Seni yalnız bıraktım. Korkaktım. Bencildim. O zamanlar sadece kendimi düşünüyordum. Yaptığım şeyi haklı çıkaracak hiçbir bahanem yok.” Annemin gözlerinde yaşlar birikti ama yine de konuşmadı. “Her gün pişman oldum,” dedi babam. Annem sonunda sessizliği bozdu. “Hayır.” Babam şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Pişman olsaydın yıllar önce gelirdin.” Bu sözler kurşun gibi isabet etti. Babam cevap veremedi. Çünkü annem haklıydı. Bir süre sonra ona misafir odasında kalabileceğini söyledim. Babam teşekkür etti. Fakat sonraki günlerde ona beklediği gibi davranmadım. Ona para vermedim. Mağazamda iş teklif etmedim.