Babam Çiftliği Ağabeyime, Eski Kamyonu Bana Bıraktı

“Yalçın,” dedi alçak sesle. “Senden bir şey isteyeceğim.” Ağabeyimin yüzüne baktım. Yirmi iki yıldır aynı topraklarda çalışmıştım ama onu hiç bu kadar çaresiz görmemiştim. “Söyle, ağabey.” “Çiftliği kurtarmama yardım et.” Elimdeki gres tabancasını bıraktım.“Bunca zaman neden aramadın?” Rıfat başını eğdi. “Çünkü her şeyi kendi başıma halledebileceğimi sandım. Babamın bana bıraktığı çiftliği yönetmenin bu kadar zor olacağını düşünmedim.”“Peki şimdi ne değişti?” Cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı. “Banka bugün son uyarıyı gönderdi.” Kâğıdı elime aldım. Babamın çiftliği üzerine çekilmiş iki milyon sekiz yüz bin liralık bir kredi vardı. Ödenmeyen taksitler ve faizlerle borç büyümüştü. “Bu nasıl olur?” diye sordum. “Babamın böyle bir borcu olduğundan haberim yoktu.” Rıfat gözlerini kaldırdı. “Çünkü babam söylememi istemedi.”Tam o sırada Gülşen kapıya çıktı. “Ne oluyor burada?” Kâğıdı ona uzattım. Dikkatle okudu, ardından Rıfat'a döndü.“Yalçın'dan yardım istemeye geldiniz ama önce bilmemiz gereken başka şeyler var gibi görünüyor.” Rıfat derin bir nefes aldı. “Var. Hem de sandığınızdan çok daha fazlası.” Babamın ölümünden iki yıl önce, kuraklık yüzünden büyük zarar ettiğini anlattı. Çiftliğin borçlarını ödeyebilmek için bankadan kredi kullanmıştı. Rıfat da kefil olmuştu. “Babam borçları kapatamadan öldü. Ben de çiftliği devralınca her şeyin düzeleceğini düşündüm.” “Bunları bana neden anlatmadınız?” “Babam seni üzmek istemedi.”İstemeden güldüm. “Demek üzülmemi istemediği için bana yirmi iki yıl çalıştığım topraklardan bir karış bile bırakmadı.” Rıfat cevap veremedi. Gülşen koluma dokundu. “Yalçın, konuşmamız gereken şey yalnızca para değil.” Haklıydı. Ağabeyime baktım. “Yarın sabah tarlaya geleceğim. Ama bu kez hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”Rıfat'ın yüzü aydınlandı. “Ne istersen yaparım.” “Bunu yarın konuşacağız.”O gece gözüme uyku girmedi. Sabah henüz güneş doğmadan çiftliğe gittim. Rıfat kapıda bekliyordu. Yirmi iki yıl boyunca her sabah girdiğim avluda artık misafir gibiydim. Önce sulama sistemini kontrol ettim. Ana pompanın bağlantı parçası kırılmıştı. Basınç göstergesi çalışmıyordu. Elektrik panosuna su girmişti. “Bunu kim tamir etti?” diye sordum. “Konya'dan gelen ekip.”Başımı salladım. “Tamir etmemişler. Sistemi daha kötü hâle getirmişler.” Ardından tarlaları dolaştık. Manzara düşündüğümden berbattı. Yanlış derinliğe ekilen tohumlar yüzünden bazı sıralar tamamen boş kalmıştı. Rıfat sessizce arkamdan yürüyordu.Sonunda durdum. “Bütün mahsulü kurtaramayız. Ama doğru hareket edersek çiftliğin ayakta kalmasını sağlayabiliriz.”Nasıl?” “Önce suyu çalıştıracağız. Sonra kurtarılamayan bölümleri yemlik üretim için değerlendireceğiz.” Telefonumu çıkarıp Şahap'ı aradım. Yarım saat sonra traktörüyle geldi. “Sonunda aklınızı başınıza topladınız demek,” dedi. Rıfat mahcup bir şekilde gülümsedi. Şahap bana yaklaştı. “Baban yaşasaydı bugün çok mutlu olurdu.” Cevap vermedim.