Bu Kez Hiçbir Şey Saklı Kalmayacaktı Noah’ın sorusu havada asılı kalırken Mara’nın gözleri doldu. Beş yıl boyunca tek başına verdiği mücadele, uykusuz geceler, çocuklarının babalarını sorduklarında yuttuğu gözyaşları birer birer aklına geldi. Damien sessizce dizlerinin üzerine çöktü ve ikizlerin göz hizasına geldi. “Eğer izin verirseniz,” dedi titreyen bir sesle, “bundan sonra hayatınızın bir parçası olmak istiyorum. Size geçmişte yaptığım hataları anlatmak için değil, gelecekte yanınızda olabilmek için.” Ethan bir süre onu inceledi. “Peki, bir daha gidecek misin?” Damien’ın dudakları titredi. Bu soruya vereceği hiçbir cevabın, beş yıl önce yaptığı hatayı silemeyeceğini biliyordu. “Bunu size söz vererek kanıtlayamam,” dedi. “Ama her gün yanınızda kalarak gösterebilirim.” Noah, kardeşinin elini tuttu. Ardından yavaşça Damien’a yaklaşıp ona sarıldı. Damien gözlerini kapattı. Beş yıldır hiç tanımadığı oğlunun küçücük kolları boynuna dolanırken, kaybettiği zamanın ağırlığı ilk kez bütün gerçekliğiyle üzerine çöktü. Ethan biraz uzakta duruyordu. Sonra annesine baktı. Mara başını hafifçe salladı. Ethan da yaklaşıp babasına sarıldığında Damien artık gözyaşlarını tutamadı. Fakat Mara olduğu yerde kaldı. Damien başını kaldırıp ona baktı. “Senden beni affetmeni istemeyeceğim,” dedi. “Sadece bir gün, bana yeniden güvenip güvenemeyeceğine kendin karar ver istiyorum.” Mara derin bir nefes aldı. “Ben seni bir zamanlar çok sevdim, Damien. Ama o gün bana verdiğin zarf yalnızca kalbimi kırmadı. Kendimi değersiz hissetmeme neden oldu. Şimdi senden nefret etmiyorum. Fakat yeniden sevmekle yeniden güvenmek aynı şey değil.” “Biliyorum,” diye fısıldadı Damien. “Eğer hayatımızda kalacaksan, bunu bana değil, çocuklarımıza ve kendine kanıtlayacaksın.” Damien başını salladı. O günden sonra her şey bir anda düzelmedi. Mara ile Damien yeniden sevgili olmadılar. Geçmişin üzerini romantik sözlerle örtmediler. Birbirlerine karşı dürüst olmayı, sınırlarına saygı duymayı ve çocuklarının mutluluğunu her şeyin önünde tutmayı öğrendiler. Damien, Eleanor’ın mahkemede verdiği ifadelerle birlikte yıllarca saklanan belgelerin de ortaya çıkmasını sağladı. Annesinin yaptıklarının sonuçlarından kaçmasına izin vermedi. Eleanor ise oğlunun gözünde kaybettiği güveni, servetiyle geri alamadı. Aylar sonra Mara, ikizlerin odasını toplarken eski bir kutunun içinden beş yıl önceki ultrason fotoğrafını çıkardı. İki küçücük gölge… Hayatının en korkutucu ve en güzel haberini aldığı günün hatırası. Fotoğrafı elinde tutarken kapı çaldı. Damien gelmişti. Elinde çocukların çok istediği bir masa oyunu vardı. “Bugün bize katılmak ister misin?” diye sordu Mara. Damien bir an ne duyduğunu anlamaya çalıştı. “Emin misin?” “Bir oyun oynamaktan bahsediyorum,” dedi Mara, hafifçe gülümseyerek. “Henüz bütün hayatımızı planlamıyoruz.” Damien ilk kez içtenlikle güldü. O akşam dört kişi aynı masanın etrafında oturdu. Noah kuralları sürekli değiştiriyor, Ethan kazanmak için itiraz ediyor, Damien ise ikisine de bilerek yeniliyordu. Mara onları izlerken uzun zamandır hissetmediği bir huzur duydu. Bu, geçmişte hayalini kurduğu kusursuz aile değildi. Ama ilk kez kimsenin yalanları üzerine kurulmamış bir aile olma ihtimali vardı. Gece çocuklar uyuduktan sonra Damien kapının önünde durdu. “Sana hâlâ âşık olduğumu söylesem, bu seni korkutur mu?” diye sordu. Mara uzun süre cevap vermedi. “Beni artık sözlerin korkutmuyor, Damien. Çünkü onlara eskisi gibi inanmıyorum. Ama belki bir gün yaptıklarına bakarak yeniden inanabilirim.” Damien onu öpmeye çalışmadı. Elini bile tutmadı. Sadece başını salladı ve gitti. Mara kapıyı kapattığında kalbinde bir şeyin değiştiğini hissetti. Bu, eski aşkının geri dönmesi değildi. Bir başkasının kendisini seçmesini beklemek yerine, kendi hayatını seçebildiğini anlamaktı. Aradan bir yıl geçti. İkizler altıncı yaş günlerini kutlarken Ethan pastanın mumlarını üfledi. Noah ise gözlerini kapatıp dilek tuttu. Mara gülerek sordu: “Ne diledin bakalım?” Noah başını iki yana salladı. “Söylersem gerçekleşmezmiş.” Damien gülümseyerek oğlunun saçlarını karıştırdı. Mara o an Damien’a baktı. Bir zamanlar bütün mutluluğunu onun ellerine bırakmıştı. Şimdi ise mutluluğunun anahtarını kendi elinde tutuyordu. Belki bir gün yeniden âşık olacaklardı. Belki de yalnızca iyi bir anne ve baba olarak yollarına devam edeceklerdi. İlk kez bu belirsizlik Mara’yı korkutmuyordu. Çünkü artık biliyordu: Bir ailenin yeniden kurulması için geçmişin silinmesi değil, gerçeğin kabul edilmesi gerekiyordu. Ve bazen en mutlu son, bir kadının kendisini terk eden adama geri dönmesi değil, onun karşısında artık kendisini kaybetmeden durabilmesiydi. Mara çocuklarını kollarına aldı. Bu kez kimsenin kararını beklemiyordu. Bu kez kendi hikâyesini kendisi yazıyordu.