Bir Dönüm Noktası

Kocam, ailesi bensiz gün batımı kokteylleriyle kadeh kaldırırken beni otelin lobisinde tek başıma bıraktı. “Sadece bir şakaydı,” dedi. “Abartmayı bırak.” Ama şaka, ertesi sabah resepsiyon görevlisinin onlara ödenmemiş borçlarının 210.000 TL olduğunu söylediğinde son buldu. Kayınvalidem nefesi kesilerek, “Bizi rezil ediyorsun!” diye çıkıştı. Gülümsedim ve “Hayır. Sonunda kendi masrafınızı kendiniz ödemenize izin veriyorum,” dedim. Avukatıma çoktan e-posta gönderdiğimden henüz haberleri yoktu. Deniz Meriç ile olan evliliğim büyük ve gürültülü bir patlamayla bitmedi. Her seferinde tek bir hakaretle, yavaş yavaş aşındı. Beş yıl boyunca onun hayatını ayakta tutan sessiz bir taşıyıcı direk olmuştum. Ruh hallerini alttan aldım. Annesi Selen’in tavsiye süsü verilmiş küçük iğnelemelerine katlandım. Genellikle her şeyi ödeyen kişi ben olmama rağmen, tesadüfen oradaymış gibi bir yabancı muamelesi gördüğüm aile yemeklerinde yüzümde bir tebessümle oturdum. Ve gerçekten de her şeyi ben ödüyordum. Mavi Palmiye Oteli’ne yapılan bu gezi bir aile tatili olacaktı. Altı ay boyunca her bir detayı planladım. Uçuşları karşılaştırdım, havaalanı transferlerini ayarladım, beş lüks süit rezerve ettim, yemek kısıtlamalarını kontrol ettim, spa hakları için pazarlık yaptım ve Deniz bana priminin “geçici olarak bir yatırımda kilitli kaldığını” söylediğinde 650.000 TL’lik kaporayı ödedim. Eskiden beni dize getiren o büyüleyici gülümsemesini yüzüne kondurarak, “Bu bizim için Nazlı,” demişti. Şimdi ise o gülümseme beni sadece yoruyordu. İhanet, otelin kristal avizelerinin altında gerçekleşti. Daha yeni varmıştık. Akdeniz'in nemli havası bluzuma yapışmıştı ve ben son bir saati bagajları hallederek, belboylara bahşiş vererek ve Selen Hanım’ın odasına tam da istediği marka maden suyundan konulduğundan emin olarak geçirmiştim. Beş dakikadan az bir süre için lavaboya gittim. Geri geldiğimde herkes gitmişti. Deniz, anne ve babası, kız kardeşi Aslı, onun kocası—hepsi. Lobide sadece, bir suç mahallinde terk edilmiş kanıtlar gibi üst üste yığılmış bavullar kalmıştı. Sonra telefonum titredi. Deniz: Rahatla Nazlı. Sadece bir şakaydı. Tatile çatı katındaki restoranda gün batımı yemeğiyle başlamaya karar verdik. Bakalım bir daha kim ortadan kaybolmamayı öğrenecek? Bulabilirsen bizi bul. Sana tatlı ayırırız. Mesajın arkasından gülen emojiler gelmişti. Ardından aile grubu bir fotoğraflarla aydınlandı. Altısı çatı katındaki restoranda, kadehlerini kaldırmış, arkalarında turuncuya boyanmış deniz parıldıyordu. Işıl ışıl görünüyorlardı. Birlikte. Ve şaka malzemesi olan bendim. Aşağılanma fiziksel bir histir. İlk önce midemde başladı ve ellerim titreyinceye kadar dışarıya doğru yayıldı. Resepsiyondaki genç görevli Levent her şeyi görmüştü. Onların fısıldaşmalarını, gülüşmelerini ve beni artık istemedikleri bir bagaj gibi arkalarında bırakıp asansörlere doğru süzülüşlerini izlemişti. “Hanımefendi?” diye sordu nazikçe. “İyi misiniz?” Fotoğraftaki Deniz’in yüzüne baktım. Sadece gülümsemiyordu. Zafer kazanmış gibi bir hali vardı. Yıllarca ailesine benim bir paspas olduğumu öğretmişti ve bu gece hepsini üzerimde ayakkabılarını temizlemeye davet etmişti. Levent’e döndüm. “Meriç ailesinin rezervasyonundaki birincil kart sahibi benim, değil mi?” Bilgisayarı kontrol etti. “Evet, Nazlı Hanım. Beş süit, her şey dâhil yemekler, önceden ödenmiş spa paketleri ve ekstra harcamaların hepsi sizin kartınızın altında.” “Bir değişiklik yapmak istiyorum,” dedim. “Ana faturayı iptal edin. Yarın sabahtan itibaren her süit çıkışta ödemeli duruma gelsin. Bu gece de beni ayrı bir odaya taşıyın. Farklı bir kat olsun. Onlardan çok uzağa.” Levent gözlerini kırpıştırdı. “Ailenin konaklamasını iptal etmek mi istiyorsunuz?” Deniz’in gülen emojilerine son bir kez daha bakarak, “Hayır,” dedim. “Ödemeyi iptal ediyorum. Eğer cenneti istiyorlarsa, parasını kendileri ödeyebilirler.” Bölüm 2: Sabah Gelen Fatura Levent hızlı ve sessizce çalıştı. Beni on ikinci katta, karanlık denize bakan özel bir süite taşıdı. Ana fatura sözleşmesini iptal etti ve diğer odaları doğrudan ödemeli olarak değiştirdi. O gece telefonum durmaksızın titredi. Selen: Nazlı, neredesin? Levrek nefis. Sakın lobide surat asıp oturduğunu söyleme. Aslı: Sadece bir şakaydı! Bu kadar alıngan olma. Deniz senin zaten erken yatacağını söylemişti.