Bugün, neden kimsenin içeri giremeyeceğini herkes öğrenecek

3. BÖLÜM

Derin bir nefes aldım. Bu, hazırlandığım andı. “Rıdvan Bey’de her şey var,” dedim. “Ses kayıtları, mesajlar, video kanıtları, kilit değiştirme kayıtları ve kopya anahtarlarla ilgili raporlar. Eğer birisi evime tekrar izinsiz girerse, suç duyurusunda bulunacağım.” Şimdi yükselen tepkiler gerçekti. Selim durumu yatıştırmak için atıldı. “Bunu yapmana gerek yok. Halledebiliriz.” “Halledebilir miyiz?” diye sordum. “Evimi elimden almayı planladığınızda mı? Ya da annen anahtarlarımı kopyaladığında mı? Ya da arkamdan eşyalarımı karıştırdığında mı?” Sessizlik. “Bu konuşma bir aşağılama değil. Asıl aşağılayıcı olan, kocamın beni korumadığını, aksine ne kadar ileri gidebileceğini test ettiğini fark etmek.” Gülten patladı: “Bencilsin sen! Sana verdiğimiz bunca şeyden sonra!” Acı bir şekilde güldüm. “Bu ev bana verilmedi. Ben kazandım. Siz ödemediniz. Siz inşa etmediniz. Evlilik size tapu sahipliği hakkı vermez.” Ekranda bir şeyler değişti. Aile üyeleri Gülten’den uzaklaşmaya başladı. Bir zamanlar elinde tuttuğu o otorite… çökmüştü. Selim tekrar konuştu, sesi titriyordu: “İzin ver içeri gireyim de eşyalarımı alayım.” “Hayır,” dedim. “Avukatım bunu şahitler huzurunda ayarlayacak. Bir daha buraya tek başına giremeyeceksin.” “Beni evden mi kovuyorsun?” “Hayır. Sen bana ihanet etmeyi seçtiğin gün bu evliliği zaten terk ettin.” Artık kimse Gülten’i savunmuyordu. Kusursuz kutlaması mahvolmuştu. Pasta el sürülmeden kaldı. Balonlar rüzgârda savruldu. Hayal ettiği o parti, halka açık bir rezalete dönüştü. Yine de… İçimde bir zafer duygusu yoktu. Sadece bir rahatlama vardı. Çünkü bazen sırf “huzur bozulmasın” diye kapıyı açmak, insanların sizi daha kolay yok etmesine izin vermekten başka bir işe yaramaz. Son bir kez daha izledim. Gülten tek kelime etmeden arabaya biniyordu. Kız kardeşleri ondan kaçıyordu. Selim ise kapalı kapının önünde öylece duruyordu… Bir tartışmayı değil, her şeyi kaybettiğini o an anladı. Sonra aramayı sonlandırdım. Masaya parayı bıraktım ve dışarı çıktım. Hava yağmur ve taze ekmek kokuyordu. Uzun zamandır ilk defa… Huzurlu hissettim. O sabah sadece bir mülkü korumamıştım. Kendimi korumuştum. Ve çok daha önceden öğrenmem gereken bir şeyi nihayet anlamıştım: Bazen bir kapıyı kapatmak zalimlik değildir. Sofranda sana gülümserken senin yerini almayı planlayan insanlardan kurtulmanın tek yoludur.