Büyük oğlum artık yoktu

İlk hatırladığı kişilerden biri de Ege olmuş. Bu yüzden bizi bulmaya çalışmış. "Ben sana söyleyemedim," dedi kocam gözleri dolarak. "Çünkü her şeyi yeniden yaşamanı istemedim." Ama asıl şok bundan sonra geldi. Kaza raporlarını görmek istedim. Yıllardır ilk kez. Belgeleri okurken bir ayrıntı dikkatimi çekti. Raporda Ege'nin yüzünü ailesinden hiçbir bireyin teşhis etmediği yazıyordu. Kimlik doğrulaması yalnızca kişisel eşyalar üzerinden yapılmıştı. Bir anda içimde tarif edemediğim bir his doğdu. Günlerce araştırdım. Eski dosyaları istedim. Hastane kayıtlarını inceledim. Sonunda korkunç bir hata ortaya çıktı. Kaza sırasında iki çocuk yaralanmıştı. Eşyalar karışmıştı. Aylar önce yapılan incelemelerde gözden kaçan bir kayıt, kimlik tespitinde ciddi bir hata olabileceğini gösteriyordu. Yetkililer yeni bir soruşturma başlattı. DNA testleri yapıldı. Ve beklediğim sonuç geldi. Mezarda yatan çocuk Ege değildi. Ege hayattaydı. Kazadan sonra ağır yaralı olarak başka bir hastaneye sevk edilmiş, kimliği belirlenemediği için koruma altına alınmıştı. Uzun süre tedavi görmüş, hafıza kaybı yaşamıştı. Onu bulduğumuz gün hayatımın en gerçek dışı günüydü. Kapı açıldı. Karşımda duran çocuk biraz büyümüştü. Yüzünde yeni izler vardı. Ama gözleri... O gözleri binlerce kez görmüştüm. "Ege..." diye fısıldadım. Çocuk bana baktı. Sonra gözleri doldu. "Anne." O an dünyadaki bütün acılar anlamını yitirdi. Aylar sonra ilk kez gerçekten ağladım. Ama bu kez kederden değil. Mucizeden. Aradan bir yıl geçti. Bir akşam bahçede otururken Mert yanıma geldi. "Ege bana neden sana söylemememi istediğini biliyor musun?" dedi. "Hayır." Çünkü seni üzmekten korkuyordu." Gülümsedim. Bazen çocuklar yetişkinlerin göremediği şeyleri hissederler. Mert hiçbir zaman bir hayalet görmemişti. Sadece herkesin unuttuğu gerçeğe, herkesten önce inanmıştı. Ve ben o gün şunu öğrendim: Umut bazen mantığın bittiği yerde başlar. İnsan kalbi vazgeçmeye hazır olsa bile, sevgi bazı kapıları açık tutmaya devam eder. Biz Ege'yi kaybettiğimizi sanmıştık. Oysa onu bulan ilk kişi, küçücük kardeşi olmuştu.