Düğün Gecesi Şoke Eden Olay

O gece çığlıkların, koşuşturmaların ve feryatların birbirine karıştığı bir kaos gecesiydi. Hüseyin Efendi’yi apar topar hastaneye yetiştirdiler ancak doktorlar sadece en acı haberi verebildiler: Yaşından dolayı kalbi bu zorlamaya dayanamamış ve ani bir kalp krizi geçirmişti. Haber tüm kasabaya yayıldı. Zaten bu dengesiz evlilik hakkında konuşan ahali, şimdi sesini daha da yükseltmişti. Bazıları Zeynep’e acıyor, bazıları ise alay ediyordu: “Bir oğul bile veremeden gitti… Kaderin adaleti işte.”..
Zeynep, bakışları uzaklara dalmış bir halde sessiz kaldı. Kendi sözlerini hatırladı: “Görevimi yerine getireceğim.” Ama o görev hiç başlayamamış; her şey kimsenin öngöremediği bir trajediyle son bulmuştu. Cenazeden sonra düğün için alınan para, ailesinin borçlarını ödemeye ve kardeşinin tedavisini karşılamaya yetti. Ancak bunun karşılığında Zeynep’i zalim bir gelecek bekliyordu: Yirmisinde dul kalmış ve sonsuza dek “Hüseyin Efendi’nin ikinci karısı” olarak damgalanmıştı.

Büyük baskılar ve beklentilerle bir yuvanın başlangıcı olması gereken o düğün gecesi, bir adamın hayatının son gecesi; genç bir kadının ise ömrünün sonuna kadar taşıyacağı ağır bir çilenin ilk günü olmuştu.