EŞİMİN VEFATINDAN SONRA YENİDEN EVLENDİM

Kucağımda titreyen küçük vücuduyla kulağıma, "Babacığım, sen yokken yeni annem çok farklı davranıyor," diye fısıldadı. Kalbim tekledi. "Ne demek istiyorsun tatlım?" Elif geri çekildi, alt dudağı titriyordu. "Kendini tavan arasındaki odaya kilitliyor. Ve o içerideyken tuhaf sesler duyuyorum. Çok korkutucu babacığım! Oraya girmemin yasak olduğunu söylüyor ve... ve çok katı davranıyor." Sesimi sabit tutmaya çalıştım. "Nasıl yani, ne yapıyor Elif?" "Bütün odamı tek başıma toplamamı istiyor ve uslu dursam bile dondurma yememe izin vermiyor." Elif başını öne eğip burnunu çekti. "Yeni annemin beni sevdiğini sanmıştım ama... ama..." Elif ağlamaya başladığında ona sıkıca sarıldım, zihnim ise darmadağın olmuştu. Emel, ben yolculuğa çıkmadan önce bile tavan arasında çok vakit geçiriyordu. Saatlerce orada kayboluyor, sorduğumda ise sadece gülümseyip "Eşyaları düzenliyorum," diyordu. İlk başta bunu pek önemsememiştim. Herkesin kendine ait bir alana ihtiyacı vardır, değil mi? Ama şimdi endişelenmeye başlamıştım. Elif’in anlattığı davranışlar, "katı davranıyor" dediğinde hazırlıklı olduğum en kötü senaryolar kadar korkunç olmasa da yine de biraz sertti. Elif göğsümde ağlarken, Emel’i hayatımıza dahil etmekle büyük bir hata yapıp yapmadığımı düşünmeden edemedim. Mutlu sonumuza inanmayı o kadar çok mu istemiştim de önemli bir şeyleri gözden kaçırmıştım? Ancak Emel aşağı indiğinde hiçbir şey söylemedim. Onu bir gülümsemeyle karşıladım ve kızımı kucağıma alıp odasına taşırken Elif’in beni çok özlediğine dair bir şeyler geveledim. Elif sakinleşince, en sevdiği oyuncaklarıyla bir evcilik oyunu oynadık. Bu anın geçip gitmesini ve normale dönmeyi umuyordum ama o akşam Elif’i tavan arası kapısının önünde dikilirken buldum. "İçeride ne var babacığım?" Elini kapıya yasladı. Keşke cevabı bilseydim. "Muhtemelen sadece eski eşyalar tatlım. Hadi gel, uyku vakti yaklaştı." Fakat o gece uyku bir türlü gelmedi. Yatakta Emel’in yanında uzanmış, zihnimdeki sorular birbirini kovalarken tavandaki gölgelerin dansını izledim. Korkunç bir hata mı yapmıştım? Küçük kızıma zarar verecek birini mi hayatımıza sokmuştum? Selma’ya son günlerinde verdiğim sözleri düşündüm. Elif’i güvende tutacaktım. Sevgiyle büyümesini sağlayacaktım. Emel gece yarısı civarında yataktan süzülüp çıktığında, onu takip etmek için birkaç dakika bekledim. Merdivenlerin başından, tavan arasının kapısını açıp içeri süzülüşünü izledim. Bekledim ama arkasından kapıyı kilitlediğini duymadım. Mümkün olduğunca sessizce merdivenleri çıktım. Bir anlık dürtüyle kapıyı hızla açıp odaya daldım. İçeride gördüğüm manzara karşısında ağzım açık kaldı. Tavan arası büyülü bir yere dönüştürülmüştü. Yumuşak pastel renkli duvarlar, Elif’in en sevdiği kitaplarla dolu raflar ve minderlerle kaplı rahat bir pencere önü sediri... Bir köşede sanat malzemeleriyle dolu bir resim sehpası duruyor, tavandan ise yıldız gibi parlayan süs ışıkları sarkıyordu. Diğer köşede, üzerinde zarif fincanlar ve papyon takmış oyuncak bir ayının olduğu çocuk boyunda bir çay masası vardı. Masadaki demliği düzelten Emel, içeri girmemle irkilerek arkasına döndü. "Ben... Sana göstermeden önce bitirmeyi umuyordum. Sürpriz olsun istemiştim," diye kekeledi Emel. "Elif için." Oda çok güzeldi ama karnımdaki düğümü görmezden gelemezdim. "Çok güzel Emel ama... Elif bana ona karşı çok sert olduğunu söyledi. Dondurma yok, odasını tek başına topluyor... Neden?" "Çok sert mi?" Emel’in omuzları düştü. "Ben sadece daha bağımsız olmasına yardım ettiğimi sanıyordum. Selma’nın yerini asla tutamayacağımı biliyorum ve buna çalışmıyorum bile, sadece... her şeyi doğru yapmak istedim. İyi bir anne olmak..." Sesi titredi. "Ama her şeyi yanlış yapmışım, değil mi?"