Felçli kocama 10 yıl boyunca baktım

İnci'nin ellerinde eski, mavi kapaklı bir defter vardı. Tarkan'ın kazadan sonra hastanede kaldığı günlerde kullandığı defterdi bu. İlk sayfasına kendi el yazısıyla 'İnci büyüyünce okuyacak' yazmıştı. Tarkan defteri kızımızın elinden almaya çalıştı ama İnci bir adım geri çekildi. 'Baba, neden korktun? İçinde kötü bir şey mi var?' Tarkan'ın dudakları titriyordu. 'O defter kaybolmuştu. Nereden buldun?' 'Dün odandaki eski kitapların arasından çıktı. Benim adım yazdığı için baktım.' Kızım defteri bana uzattı. 'Anne, son sayfasını sen oku. Ben okuyunca çok ağladım.' Defteri açtım. Sayfalar yılların etkisiyle sararmıştı. Tarkan'ın ilk dönemlerde güçlükle yazdığı satırları tanıyordum. Parmakları hareket edebiliyordu ama uzun süre yazı yazmak onu yoruyordu. Son sayfalardan birinde şöyle yazıyordu: 'Suna bugün yine hastaneden çıktıktan sonra işe gitti. Akşam eve geldiğinde elleri titriyordu. Ben uyuyor numarası yaptım. Ağladığını duydum. Bir gün yürüyebilirsem ilk işim onu dinlendirmek olacak. İnci, büyüdüğünde annenin bizim için yaptıklarını unutma. Ben unutursam bana sen hatırlat.' Oturmak zorunda kaldım. Tarkan gözlerini yere indirdi. İnci usulca konuştu. 'Ben de sana hatırlatıyorum baba. Ama sen anneme neden böyle kötü şeyler söyledin?' Tarkan cevap vermedi. Sonra kızım başka bir sayfayı açtı. 'Burada annemin senin tedavin için borçlandığını, senin de iyileştiğinde o parayı birlikte ödeyeceğinizi yazmışsın. Ama annem hâlâ borç ödüyor.' Tarkan'ın yüzündeki korkunun nedenini o an anlamaya başladım. Kızımızın, bir zamanlar ettiği sözleri okuyarak bugünkü davranışına tanık olmasını istemiyordu. 'Sen çocuksun İnci. Bunları anlamazsın,' diye mırıldandı. İnci'nin gülümsemesi kayboldu. 'Ben çocuk olduğum için annemin yorulduğunu görmüyor muyum?' Tarkan bavulunun sapını kavradı. 'Suna, kızımızı bana karşı doldurman çok yanlış.' İlk kez sesimi yükselttim. 'Ben o defterin nerede olduğunu bile bilmiyordum. Yaptıklarını başkasına yükleme.' Tarkan kapıya yöneldiğinde İnci onu durdurdu. 'Bir dakika baba. Benim de söyleyeceğim bir şey var.' 'Yeter artık!' 'Hayır, bitmedi. Sen gidersen benim dans gösterime gelecek misin?' Tarkan duraksadı. 'Elbette gelirim.' 'Peki annem de orada olursa?' 'İnci, bunlar farklı konular.' Kızım başını salladı. 'Bence değil. Ben ikinizi de seviyorum. Ama annemi incitmeni kabul etmiyorum.' Tarkan hiçbir şey söylemeden kapıyı açtı. Bavulunun tekerlekleri koridordaki fayanslara çarparak ilerledi. Ardından dış kapı kapandı. İnci koşup bana sarıldı. 'Anne, ben yanlış bir şey mi yaptım?' 'Hayır canım. Ama babanla aramızdaki sorunları çözmek senin görevin değil.' 'O zaman neden bu kadar üzgünsün?' 'Çünkü bazen insan sevdiği kişinin değiştiğini kabul etmekte zorlanıyor.' O gece kızımı yatırdıktan sonra borç dosyalarını çıkardım. Ne kadar zamandır kendi hayatımı ertelediğimi ilk kez rakamların arasında açıkça gördüm. Ertesi sabah Tarkan aradı. Defteri geri istiyordu. 'İnci'nin eşyası olarak bırakmışsın. İsterse sana kendisi verir,' dedim. 'Suna, bu işi büyütme.' 'Ben artık hiçbir şeyi saklamayacağım. Ayrılmak istiyorsan bunu saygılı biçimde yapacağız. Ama kızımızı suçlamayacaksın.' Bir hafta sonra bir aile hukuku avukatına danıştım. Evlilik süresince oluşan borçları, gelir belgelerimizi ve evle ilgili evrakları götürdüm. Her borcun otomatik olarak paylaşılmayacağını, hangi harcamanın ne amaçla yapıldığının önemli olduğunu öğrendim. Tarkan başlangıçta her şeyden hızla kurtulabileceğini sanmıştı. Ancak boşanma, mal paylaşımı ve kızımızın düzeni hakkında konuşmak zorunda kalınca meseleye farklı bakmaya başladı. Bir akşam kapımıza geldi. 'İnci'yle görüşebilir miyim?' Kızımız salona geldi. Tarkan ona bir oyuncak getirmişti. İnci hediyeyi aldı ama gözlerini babasının yüzünden ayırmadı. 'Anneye özür diledin mi?' Tarkan sustu. Sonra bana döndü. 'Söylediklerim çok çirkindi. Özür dilerim.' 'Özrünü duydum,' dedim. 'Ama bu olanları değiştirmiyor.' Tarkan başını eğdi. İlk defa kendisini affetmem için ısrar etmedi. Aylar içinde boşanma sürecimiz tamamlandı. Görüşme düzenini İnci'nin okulunu ve dans kursunu aksatmayacak şekilde belirledik. Mali konularda da belgeler üzerinden bir anlaşmaya vardık. Bir süre sonra İnci'nin yıl sonu dans gösterisi geldi. Salona erkenden gittim. En ön sıraya oturduğumda yanımdaki koltuk boştu. Gösteri başlamadan birkaç dakika önce Tarkan içeri girdi. Beni görünce durdu. 'Buraya oturabilir miyim?' 'İnci ikimizi de görebilsin,' dedim. Gösteri boyunca konuşmadık. Kızımız sahneye çıktığında ikimiz de ayağa kalkıp alkışladık. Çıkışta İnci koşarak yanımıza geldi. Bir elimi, ardından babasının elini tuttu. 'İkiniz de geldiniz!' Tarkan gülümsedi. 'Söz vermiştim.' İnci ona baktı. 'Bu kez tuttun.' O akşam eve döndüğümüzde yıllardır ertelediğim bir şey yaptım. Kendime yeni bir elbise sipariş ettim. Ertesi hafta kuaföre gittim. Bunları Tarkan'a güzel görünmek için değil, kendimi yeniden hatırlamak için yaptım. Mavi defteri ise İnci'nin kitaplığındaki kutuya koyduk. Yıllar sonra kızım o defteri tekrar açtığında yalnızca babasının tutamadığı sözleri değil, insanların hatalarını kabul edebileceğini ve bir annenin kendi hayatını yeniden kurabileceğini de hatırlasın istedim. Çünkü evliliğim bitmişti ama benim hayatım bitmemişti. Artık başkası için verdiğim mücadeleden kendim için yaşamaya geçiyordum.