Gelinim, ikiz torunlarını 10 yıl boyunca terk ettikten sonra tam velayetlerini istedi

Gelinim, ikiz torunlarını 10 yıl boyunca terk ettikten sonra tam velayetlerini istedi—ama çocuklardan birinin hâkime söylediği 5 kelime, bütün mahkeme salonunu sessizliğe gömdü. “Sonra yalnızca 5 kelime söyledi. O 5 kelime duyulduğu anda Handan’ın yüzündeki gülümseme silindi.”Mertcan’ın sesi titriyordu ama söylediği cümle mahkeme salonunun en arka sırasına kadar ulaştı: “O kadın bizim annemiz değil.” Bir anda herkes sustu. Handan’ın yüzü bembeyaz oldu. Avukatı şaşkınlıkla ona döndü. Hâkim gözlüğünü çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Ben ise yerimden kıpırdayamadım. Handan hemen ayağa kalktı. “Bu çocuk ne söylediğinin farkında değil!” diye bağırdı. “Ben onun öz annesiyim!”Hâkim sert bir sesle, “Hanımefendi, yerinize oturun,” dedi. Handan isteksizce sandalyesine geri çöktü. Hâkim yeniden Mertcan’a baktı. “Ne demek istediğini açıklamak ister misin?” Mertcan birkaç saniye sustu. Sonra kardeşine baktı. Yiğit başını hafifçe salladı.Mertcan cebinden eski, katlanmış bir kâğıt çıkardı. Onu yıllardır sakladığını bilmiyordum. “Biz küçükken babaannemin evindeki eski kutulardan birinde bunu bulduk,” dedi. Kâğıdı hâkime uzattı. Benim kalbim hızla atmaya başladı. Çünkü o kâğıdı daha önce hiç görmemiştim. Hâkim belgeyi açtı. Okudukça yüzündeki ifade değişmeye başladı. “Bu nedir?” diye sordu. Mertcan cevap verdi. “Annemin babam öldükten sonra yazdığı bir mektup.” Handan bir anda ayağa fırladı. “O belgeyi nereden buldunuz?” Sesi artık öfkeden çok korkuyla doluydu. Hâkim yine onu susturdu. Ardından belgeyi mahkeme kâtibine verdi. Avukatım Selçuk Bey bana doğru eğildi. “Sevim Hanım, bundan haberiniz var mıydı?” Başımı salladım. “Hayır.” Mektup yüksek sesle okunmadı ama içeriği tutanağa geçirildi. Handan, oğlum Volkan’ın ölümünden birkaç gün sonra bir arkadaşına yazmıştı.Mektupta çocukları istemediğini açıkça söylüyordu. Hayatına yeniden başlamak istediğini, ikizleri bana bırakacağını ve bir daha geri dönmeyi düşünmediğini yazmıştı. En ağır cümle ise sonundaydı. “Sevim onları büyütür. Ben artık anne olmak istemiyorum.” Elimi ağzıma götürdüm. Onca yıl boyunca Handan’ın çocukları bırakıp gitmesinin acısını içime atmıştım ama o cümleyi görmek başka bir şeydi. Yiğit de ayağa kalktı.“Bir şey daha var,” dedi. Hâkim ona döndü. Yiğit cebinden telefonunu çıkardı. Handan’ın yüzündeki korku daha da büyüdü. “Telefonunuzu mahkeme görevlisine verin,” dedi hâkim. Yiğit telefonu uzattı. Sonra bana baktı. “Babaanne, bunu sana söylemedik çünkü üzülmeni istemedik.”