İntikam Bayram Yemeği Daveti

Hava değişti. Bazıları gözlerini kaçırdı. "Bilmiyordum," dedi Rıdvan zayıf bir sesle. "Hiç sormadın ki," diye cevap verdim. "Bunu düzeltebiliriz," dedi. "Biz evliydik—" "Hayır," diye sözünü kestim. "Sen beni değil, benden üstün hissetme halini sevdin." Hayriye Hanım öne atıldı. "Beni affet. Ben sadece ailemi koruyordum." Başımı salladım. "Siz onları korumuyordunuz. Onların gaddarlığına çanak tutuyordunuz." Ekranda bir avukatın sesi duyuldu: "Meryem Hanım, finansal destek hattı yarın itibarıyla kesiliyor. Aksoy Holding banka incelemesine girecek." Rıdvan paniğe kapıldı. "Bunu yapamazsın! O şirkete bağlı insanlar var!" "Zaten bu yüzden daha önce kapatmadım," dedim sakince. "Çalışanlar korunacak. Sözleşmeler devam edecek. Bugün sona eren tek şey sizin imtiyazlarınız." Hayriye Hanım ağlamaya başladı ama artık çok geçti. Rıdvan bana uzandı. "Seni sevmiştim..." Geri çekildim. "Hayır. Sen benim üzerimde olmayı sevdin." Personele işaret verdim. "Yemeğe geldiğiniz için teşekkürler. Yemekler bağışlanacak. Şimdi gidebilirsiniz." "Bizi kovuyor musun?" diye bağırdı Hayriye Hanım. Kapıya doğru işaret ettim. "Bu evde çöpler Salı günleri dışarı çıkarılır. Bugün de Salı." Sessizlik içinde gittiler. Kahkaha yoktu. Gurur yoktu. Sadece gerçekler vardı. Kapılar arkalarından kapandığında yavaşça nefesimi verdim. Bu bir intikam değildi. Bu bir huzurdu. Çünkü gerçek zenginlik neye sahip olduğunla ilgili değildir; Gerçek zenginlik, seni sadece kendilerinden aşağıda gördüklerinde değerli bulan insanlardan ne zaman uzaklaşacağını bilmektir.