Kayınvalidemin Söylediği Söz Evliliğimde Bir Sınır Çizdirdi

“Bunu yapmaya hakkım vardı,” dedim sakin bir sesle. “Annemin huzurunu korumam gerekiyordu.” Refika bir an duraksadı, sonra daha da öfkelendi. “Beni güvenliğe şikâyet etmişsin!” Evet, yaptığım buydu. Annem uyurken hemşire bankosuna gidip koridorda yüksek sesle tartışma yaşandığını, annemin çok kırılgan olduğunu ve annemin istemediği ziyaretçilerin odasına alınmamasını rica etmiştim. Görevli hemşire de, hasta yakınının huzurunu bozabilecek ziyaretçiler için not düşebileceklerini, gerekirse güvenliğin devreye gireceğini anlatmıştı. Refika yeniden odaya yaklaşınca görevliler ziyaret sınırını kendisine hatırlatmışlardı. Onu tamamen hastaneden çıkarmamış, annemin odasına girmemesini istemiştim. “Annemin kapısının önünde ona saygısızlık ettin,” dedim. “Ben de bunu tekrar yapmanı engelledim.”“Asıl saygısızlığı sen yaptın!” diye tısladı. “Ben ailenden sayılmıyor muyum?” O sırada bankonun oradaki hemşirelerden biri bize doğru bakıyordu. Sesimi yükseltmedim. “Şu an burada kavga etmeyeceğim. Lütfen git.” Refika tam bir şey söyleyecekken annemin odasının kapısı aralandı. İçeriden ince, yorgun ama tanıdık bir ses geldi. “Gülce?” Kalbim sıkıştı. Hemen kapıya döndüm. Annem Müzeyyen yarı doğrulmuş, başını yastığa yaslamıştı. Yüzü solgundu ama gözleri açıktı.“Anne, seni uyandırdık mı?” dedim. “Sesleri duydum.” Nefesini toparlayıp Refika’ya baktı. “Bayan Refika, kızımı rahat bırakın.” Refika şaşkınlıkla gözlerini açtı. “Ben sadece—” Annem sözünü kesti. “Dokuz gündür burada. Benim için. Bu, bir evladın yapacağı şeydir.” Annem kolay kolay kimseye sert çıkışmazdı. Hele hastane yatağında, nefes almakta bile zorlanırken. O an Refika’nın yüzündeki ifade birkaç saniyeliğine bozuldu; sanki hazırlıklı olmadığı bir ayna karşısında kalmış gibi. “İçeri geçelim anne,” dedim. “Senin dinlenmen lazım.” Refika yeniden atıldı. “Orçun bunu duyunca hiç hoşlanmayacak.”