Kocam beni en yakın arkadaşım için terk etti

Takip eden haftalarda kliniğin denetim birimi eski elektronik işlem günlüklerini, fiziksel dosyaları ve erişim kayıtlarını karşılaştırdı. Belgelerde benim adıma verilmiş gibi görünen bir embriyo transfer izni bulunduğu ortaya çıktı. İzin belgesinin tarihi boşanmamızdan aylar öncesine aitti. O gün İstanbul'da bile değildim. Bursa'daki annemin miras işlemleriyle ilgileniyordum. Seyahat kayıtlarım ve resmi randevularım bunu doğrulayabiliyordu. Belgedeki imza da bana ait görünmüyordu. Dahası, bu izinle ilişkilendirilen iki embriyonun Gülru'nun tedavi dosyasında kullanılmış olabileceğine işaret eden işlem numaraları bulunmuştu. Bunu öğrendiğimde nefes almakta zorlandım. Ama hâlâ kesinleşmemiş birçok soru vardı. Klinik yönetimi inceleme sürerken ilgili dosyaların korunacağını bildirdi. Avukatım ise savcılığa başvurarak kimlik ve onam belgelerinde sahtecilik şüphesinin araştırılmasını talep etti. Ertuğ'un ifadesine başvuruldu. Gülru da dosyayla ilgili soruları yanıtlamak üzere çağrıldı. Ben o sırada hiçbir kamuoyu açıklaması yapmadım. Çocukların fotoğraflarını kimseyle paylaşmadım. Onları kendi geçmişimizin bedelini ödeyecek kişiler hâline getirmek istemiyordum.Bir ay sonra Füsun beni aradı. 'Ertuğ benimle konuşmuyor,' dedi. 'Seni suçluyor mu?' 'Evet. Ama bundan pişman değilim. Ülker, sana bir şey itiraf edeceğim.' Sustum. 'Embriyoların kaybolduğu söylendiğinde klinikle konuşmak istemiştim. Ertuğ bana senin konuyu yeniden açmamı istemediğini söyledi. Ona inandım.' 'Keşke o zaman beni arasaydınız.' 'Keşke,' diye fısıldadı. İlk defa onun da oğlunun söylediklerini sorgulamaya başladığını hissediyordum. Aradan üç ay geçti. Adli belge incelemesinde tartışmalı onam formundaki imzanın benim gerçek imzalarımla uyuşmadığı yönünde bulgular ortaya çıktı. Klinik sistemindeki bazı kayıtların yetkisiz erişim kullanılarak değiştirildiği değerlendirildi. Bunun yanında bir çalışan hakkında idari soruşturma başlatıldı. Çalışanın, kimlik doğrulama süreçlerinde usulsüzlüklere göz yumduğu ve bazı belgelerin dosyaya sonradan eklenmesine yardımcı olduğu iddia ediliyordu. Ertuğ ile Gülru'nun süreçteki rolleri de ayrıca araştırılıyordu.Ancak çocukların biyolojik kökeni hâlâ kesin biçimde doğrulanmamıştı. Selçuk'la konuştuğumuzda bunun en önemli aşamalardan biri olduğunu söyledi. 'Bağımsız genetik inceleme gerekiyor,' dedi. 'Ama çocuklar söz konusu olduğundan gelişigüzel test yapılamaz. Hukuki süreçte onların üstün yararı gözetilmeli.' Mahkeme, ilgili tarafların beyanlarını ve uzman görüşlerini değerlendirdi. Çocukların korunması, mahremiyetleri ve gerekli incelemenin nasıl gerçekleştirileceği üzerinde duruldu. Bu sırada ben psikolojik destek almaya başladım. Çünkü her sabah iki ihtimal arasında uyanıyordum. Ya gerçekten yıllardır kaybettiğimi sandığım embriyolarımdan doğmuş iki çocuk vardı ya da yaşadığım bütün bu acının sonunda yeni bir hayal kırıklığıyla karşılaşacaktım. Aylar sonra mahkeme gözetimindeki süreçte bağımsız bir laboratuvarda genetik inceleme yapıldı. Kimlik doğrulama ve örneklerin kayıt altına alınması konusunda gerekli prosedürler izlendi. Sonuçların açıklanacağı gün Selçuk'un ofisinde oturuyordum. Dosyayı açtığında yüzü ciddiydi. 'Ülker,' dedi, 'inceleme çocukların seninle genetik olarak anne-çocuk ilişkisi içinde olduğunu çok güçlü biçimde destekliyor.'Ancak çocukların biyolojik kökeni hâlâ kesin biçimde doğrulanmamıştı. Selçuk'la konuştuğumuzda bunun en önemli aşamalardan biri olduğunu söyledi. 'Bağımsız genetik inceleme gerekiyor,' dedi. 'Ama çocuklar söz konusu olduğundan gelişigüzel test yapılamaz. Hukuki süreçte onların üstün yararı gözetilmeli.' Mahkeme, ilgili tarafların beyanlarını ve uzman görüşlerini değerlendirdi. Çocukların korunması, mahremiyetleri ve gerekli incelemenin nasıl gerçekleştirileceği üzerinde duruldu. Bu sırada ben psikolojik destek almaya başladım. Çünkü her sabah iki ihtimal arasında uyanıyordum. Ya gerçekten yıllardır kaybettiğimi sandığım embriyolarımdan doğmuş iki çocuk vardı ya da yaşadığım bütün bu acının sonunda yeni bir hayal kırıklığıyla karşılaşacaktım. Aylar sonra mahkeme gözetimindeki süreçte bağımsız bir laboratuvarda genetik inceleme yapıldı. Kimlik doğrulama ve örneklerin kayıt altına alınması konusunda gerekli prosedürler izlendi. Sonuçların açıklanacağı gün Selçuk'un ofisinde oturuyordum. Dosyayı açtığında yüzü ciddiydi. 'Ülker,' dedi, 'inceleme çocukların seninle genetik olarak anne-çocuk ilişkisi içinde olduğunu çok güçlü biçimde destekliyor.'Gözlerim doldu. 'İkisi de mi?' 'Evet. Belgelerdeki embriyo numaralarıyla bağlantılı diğer kayıtlar da bu sonucu destekliyor.' Ağlamaya başladım. Yıllarca kollarımın boş kaldığını düşünmüştüm. Şimdi ise dünyada benim genetik çocuklarım olan iki bebek bulunduğunu öğreniyordum. Fakat Selçuk sözlerine dikkatle devam etti. 'Bu sonuç, çocukların hukuki durumunun bir gecede değişeceği anlamına gelmez. Gebeliği taşıyan Gülru'nun, çocukların ve diğer tarafların durumları ayrıca değerlendirilecek.' Başımı salladım. Onları hemen alıp evime götürebileceğimi düşünmek istemiyordum. Öncelikle kim olduklarını ve nasıl bir hayatın içinde bulunduklarını anlamam gerekiyordu. Sonraki duruşmalarda embriyo kayıtları, sahte onam belgeleri, klinik işlem geçmişi ve genetik rapor birlikte değerlendirildi. Ertuğ'un yanıltıcı belgelerin hazırlanmasında rol oynadığına dair önemli deliller ortaya çıktı. Gülru ise embriyoların bana ait olduğunu bildiği iddiasını reddetti.Fakat yazışmalar, transferden önce embriyoların kaynağı hakkında konuşmalar yaptıklarını gösteriyordu. Bu deliller ayrı bir ceza soruşturmasında incelenmeye devam etti. Çocukların bakım ve hukuki durumuyla ilgili süreçte ise uzmanlar, ani bir değişikliğin bebekler üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Gülru'nun doğumdan itibaren üstlendiği bakım, çocukların güvenliği ve bütün yetişkinlerin sorumlulukları dikkate alındı. Benim çocuklarla tanışmamın da kademeli biçimde gerçekleşmesi kararlaştırıldı. İlk görüşme sakin bir odada, uzman desteğiyle yapıldı. Kız bebek kucağımda küçük parmaklarıyla bluzumu tuttu. Erkek bebek ise yüzüme uzun uzun baktı. Onlara sarılırken hem mutluluk hem de tarifsiz bir hüzün hissettim. Çünkü biyolojik olarak anneleri olduğumu öğrenmiştim ama onların ilk gecelerinde yanlarında değildim. İlk ağlamalarını duymamış, ilk gülümsemelerine tanık olmamıştım. Bu zamanı geri getiremezdim. Ama bundan sonrasını daha dikkatli yaşayabilirdim. Bir yıl boyunca görüşmeler düzenli biçimde sürdü. Çocukların ihtiyaçlarına göre bir ilişki kurmaya çalıştım. Onların yanında yetişkinlerin anlaşmazlıklarını konuşmadım. Füsun da mahkeme sürecinde bildiklerini açıkça anlattı. Bir gün bana, 'Seni hiç gerçekten tanımamışım,' dedi.'Ben de kendimi yeniden tanıyorum,' diye cevap verdim. Ertuğ'un yaptıklarıyla ilgili hukuki süreç devam ederken eski evliliğimize dair bütün hesaplaşmaları çocuklardan uzak tuttum. Gülru'yla görüşmek kolay değildi. Ona duyduğum kırgınlık çok büyüktü. Ama çocukların güvenli ve istikrarlı bir ortamda büyümesi konusunda uzmanların belirlediği çerçevede iletişim kurmayı kabul ettim. Zamanla mahkeme çocukların hukuki statüsüne, bakım düzenine ve benim hayatlarındaki yerime ilişkin kararlarını verdi. Bunlar aceleyle değil, kapsamlı değerlendirmeler sonucunda şekillendi. Bir gün çocuklarla parkta yürürken küçük kız elimi tuttu. Kardeşi de önümüzdeki güvercinleri göstererek sevinçle güldü. O anda yıllarca içimde taşıdığım boşluğun bir kısmının yavaşça değiştiğini hissettim. Hayatım hayal ettiğim gibi gelişmemişti. İhanet, kayıp, sahte belgeler ve uzun mahkeme süreçleriyle dolu bir yoldan geçmiştim. Ama çocukları hiçbir zaman kazandığım bir davanın ödülü olarak görmedim. Onlar kendi hayatları, duyguları ve gelecekleri olan iki ayrı insandı. Benim görevim geçmişin hesabını onlara yüklemek değil, güvenli ve sevgi dolu bir gelecek kurmalarına katkıda bulunmaktı.Bir akşam eve döndüğümde yıllar önce şifonyerime sakladığım minicik bebek çoraplarını çıkardım. Avuçlarımın arasında tuttum ve ilk kez onlara bakarken yalnızca kaybettiklerimi düşünmedim. Annemin ölümünü, biten evliliğimi ya da bana söylenen yalanları unutmayacaktım. Ama artık hayatımı sadece o acıların belirlemesine izin vermeyecektim. Yıllar önce Gülru bana hayatımın yine de güzel olacağını söylemişti. O sözleri hangi niyetle söylediğini artık önemsemiyordum. Çünkü sonunda anlamıştım: Güzel bir hayat, insanın hiç ihanete uğramaması ya da hiçbir şey kaybetmemesi değildi. Gerçeği öğrendikten sonra bile sevgiyi, adaleti ve merhameti seçebilecek gücü kendinde bulmasıydı. Ve ben artık geçmişin kurbanı olarak değil, kendi geleceğinin sorumluluğunu alan bir kadın olarak yaşamaya kararlıydım.