Komadan uyanan kadın

Bekliyordum. Beş dakika sonra kapı vuruldu. “Noter gelmiş olmalı,” dedi Selin. Kapı açıldı. Ancak ardından gelen ses bir notere ait değildi.

“İyi akşamlar Murat. Ona bir daha dokunmadan önce, frenlerinin neden kesildiğini açıklayacaksın.” Her şey durdu. Ve anladım ki— bu sadece başlangıçtı. Sessizlik o kadar ağırlaştı ki kalp monitörünün sesi bile daha yüksek çıkmaya başladı. Murat yavaşça elimi bıraktı; korkudan değil, hesap kitap yapmaktan. “Seni içeri kim aldı?” diye sordu. “Polislerle çoktan konuşmuş olan hastane personeli,” dedi Pelin Hanım sakince. Tek müttefikim. Tek korumam. Ve hâlâ kendi vücudumun içine hapsolmuştum, onu uyaramıyordum. Çünkü asıl tehlike Murat değildi. Selin’di. Sesi korkmuş gibi gelmiyordu. Daha çok sinirlenmiş gibiydi. “Bu saçmalık,” dedi. “Emel bir kaza geçirdi.” “İlginç bir kaza,” diye cevap verdi Pelin Hanım. “Frenler bozuk değilmiş. Kesilmişler.” Selin kulağıma eğildi. “Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz,” diye fısıldadı. Ama eli titriyordu. İlk defa— korkuyordu. “Onun o yolu kullanacağını herkes bilmiyordu,” dedi Pelin Hanım. “Ve onun ölümünden herkes kazanç sağlamıyor.” Murat zoraki bir kahkaha attı. “Kazanç mı? Karım komada.” “Karınız vasiyetini değiştirdi.” Oda buz kesti. Selin geri adım attı. “Bu imkansız—” Çok geçti. “Nasıl imkansız?” diye sordu Pelin Hanım. Eren elimi sıkıca tuttu. “O belge sayılmaz,” dedi Murat hızla. “Zihni yerinde değildi.” “Zihni gayet açıktı,” diye karşılık verdi Pelin Hanım. “Her şey artık Eren için kurulan bir fona devredildi. Ve ona bir şey olursa ikinizin de çocuğa yaklaşma yetkisi yok.” İşte o zaman anladım. Sadece parayı istemiyorlardı. Oğlumu istiyorlardı. Onu kontrol etmek için. Onu yok etmek için. Selin’in sesi keskinleşti. “Bu iş kontrolden çıkıyor.” Tekrar yaklaştı. “Belki de hiç uyanmamasını sağlamalıydık.” Odaya soğuk bir şey girdi. Metal. “Yeter,” dedi. “Onu yere bırak,” diye uyardı Pelin Hanım. O sırada Eren konuştu. “Selin Teyze… Bunu daha önce de söylemiştin.” Sessizlik paramparça oldu. “Ne?” dedi Murat. “Sizi duydum,” dedi Eren. “Annemin imzalamayacağını söyledin. Selin Teyze de bir virajın her şeyi çözeceğini söyledi.” Selin küfretti. “Sus artık.” Ama Eren durmadı. “Herkese onun yorgun olduğunu söyleyeceğinizi… sonra da beni götüreceğinizi söylediniz.” Murat ona doğru bir adım attı. “Buraya gel.” “Ona dokunma,” dedi Pelin Hanım. Kıpırdamaya çalıştım. Bağırmaya. Onu korumaya. Ama tek yapabildiğim— elimi hareket ettirmekti. Bu sefer—bir parmaktan fazlasıydı. Eren bunu hissetti. Selin bunu gördü. Ve gülümsedi. “Şuna bak… uyanıyor.” Kapıyı kilitledi. Murat Eren’i yakalarken— dışarıdan bir ses bağırdı: “Polis! Kapıyı açın!” Ama Selin çoktan fazla yaklaşmıştı… “Onu bırak,” dedi Pelin Hanım. Selin tutuşunu sıkılaştırdı. “Benim olanı kimse alamaz.” Kapı sarsıldı. “Polis!” Murat’ın yüzü kireç gibi oldu. “Selin—dur.” “Şimdi mi korktun?” diye tersledi Selin. “Frenleri sen kestin!” “Çünkü sen yapamadın!” Her kelime gerçeği gün yüzüne çıkarıyordu. Pelin Hanım hiçbir şey demedi. Demesine gerek de yoktu. Her şeyi kaydediyordu. Kapı kırıldı. Polisler içeri daldı. Selin direndi ama elinden bir şey düşürdü. Bir neşter. Eren kurtulup yanıma koştu. “Anne…” Elimde kalan son güçle— elini sıktım. Sıkıca. “Uyandı!” diye bağırdı. Gözlerimi açmaya zorladım. Işık canımı yaktı. Her şey bulanıktı. Ama onu gördüm. Oğlumu. Hayatta. Güvende. “Buradayım,” diye fısıldadım. Onu tutuklarlarken Murat bağırdı. Selin çığlık attı. “Her şeye her zaman o sahipti!” Ve sonunda anladım. Bu sadece açgözlülük değildi. Yılların kıskançlığıydı. Gizlenmiş. Büyümüş. Ölümcül. Aylar sonra… Hâlâ iyileşiyordum. Bedenen. Ruhen. Ama gözlerimi her açtığımda— Eren oradaydı. Vasiyetim onu korudu. Murat ve Selin her şeylerini kaybettiler. Mahkemede birbirlerine düştüler. Ve adalet yerini buldu. Asla arkama bakmadım. Küçük bir eve taşındım. Sessiz. Huzurlu. Eren bir ağaç dikti. “Seninle birlikte büyüsün diye anne.” Bazen hâlâ korkuyorum. Ama sonra o soruyor: “Anne… hâlâ burada mısın?” Ve cevap veriyorum: “Evet bebeğim. Hâlâ buradayım.” Çünkü bazen— insanlar sizi çok erken gömmeye çalışır. Ama bazen— geri dönersiniz.