Lüks Restoranda Beni Aşağılayan Kocam

“Bu akşam beni milletin içinde rezil etmeye kalkma,” diye fısıldadı kocam Volkan, çantamı masa örtüsünün altına iterken. “Nova Teknoloji’nin başkanı her an gelebilir. Karımın ucuz çiçekler satarak geçindiğini görmesine gerek yok.” İstanbul Nişantaşı’nın en lüks restoranlarından birindeydik. Yanımızda oturan kayınvalidem Nermin Hanım, boynundaki dev inci kolyesini düzelterek beni süzdü: “En azından biraz şık bir şeyler giyebilirdin Zeynep. Oğlum artık bambaşka bir sosyal çevreye giriyor. Sen hâlâ saksı değiştirip toprakla uğraşan bir mahalle kızı gibi görünüyorsun.” Kadıköy’deki küçük çiçekçi dükkanım, ailede her zaman bir alay konusuydu. Onların gözünde ben, Volkan’ın “tüm finansal yükü taşıdığı” evde oturan sessiz bir eştim. Hiçbir zaman onları düzeltmemiştim. Bebek’te oturduğumuz üç katlı köşkü, Volkan’la tanışmadan iki yıl önce kendi birikimimle aldığımı asla söylememiştim. Çiçekçi dükkanının ise sadece kurumsal yatırımlardan ve yönetim kurulu toplantılarından uzaklaşıp huzur bulduğum tek yer olduğunu bilmiyorlardı. Ve en önemlisi; sekiz yıl önce babamla kurduğumuz lojistik şirketini sattıktan sonra kurduğum Altura Yatırım Fonu’nun, Nova Teknoloji dâhil birçok dev teknoloji firmasının ana finansörü olduğunu hiç söylememiştim.