Soğukkanlılığımı koruyarak masaya döndüm. Sevim Hanım, “Çayını sıcak sıcak iç hayatım, stresine çok iyi gelecek,” diyerek bardağı önüme sürdü. Bir fırsatını bulup Kaan’a Murat’ın çalışma odasına gidip şüpheli ne varsa fotoğraf çekmesini fısıldadım. Birkaç dakika sonra Kaan yanıma gelip masanın altından telefonunu gösterdi. Fotoğraflarda kahverengi bir ilaç şişesi ve sarı bir not kağıdına yazılmış şu korkunç plan duruyordu: 19:30 – Çay. 19:50 – Etki. 20:10 – 112’yi ara. Kendi cinayet saatlerimin yazılı olduğu kağıdı gördüğüm an Kaan’ın elini tuttum ve bahçe kapısının şifresini basarak karanlık sokağa doğru koşmaya başladık. Bizi anında yakalamaya çalışan Murat’ın bağırışları arasında anayola çıkıp bir taksiye bindik. Kaan çantasından peçeteye sarılı çay bardağını çıkardı. Çayı tuvalete döktüğünü ama polisin delil olarak incelemesi için bardağı sakladığını söyledi. Doğruca Emniyet Müdürlüğü’ne gittik. Avukatımız Hakan da hemen yanımıza geldi. Bardağı kriminal laboratuvara gönderdik. Tam ifade verdiğim sırada Murat ve annesi Sevim panik içinde emniyete geldi. Murat benim uzun süredir ağır psikolojik sorunlar yaşadığımı, çaydaki otların sadece bir rahatlatıcı olduğunu iddia etti. Ancak Kaan, polise Murat’ın Sevim ile konuşurken söylediği her ayrıntıyı tek tek anlattı. Saat gece yarısını geçtiğinde laboratuvardan gelen sonuçla salondaki herkes şoke oldu: Bardağın içinde öldürücü dozda kardiyak ilacı tespit edilmişti. Murat ve annesi derhal gözaltına alındı. Ancak asıl korkunç gerçek, polislerin Murat’ın bilgisayarındaki şifreli dosyaları çözmesiyle ortaya çıktı. Avukatım Hakan elinde kalın bir dosya klasörüyle yanıma geldi. Yüzü bembeyazdı. Murat’ın geçmişinde daha önce evlendiği iki kadın daha vardı: Aslı dört yıl önce kalp krizinden, Burcu ise iki yıl önce kaza süsü verilmiş ilaç etkileşiminden hayatını kaybetmişti. Bilgisayarda her iki kadının adına açılmış klasörlerin sonunda tek bir kelime yazıyordu: Sonuçlandırıldı. 11 yaşındaki oğlum, sadece benim hayatımı kurtarmakla kalmamış; yıllardır para için kadınları katleden soğukkanlı bir seri katil ağını ortaya çıkarmıştı. Ancak olay henüz bitmemişti…Karakolun nezarethanesinde kayınvalidem Sevim ile yüzleştiğimde karşımda artık o şık ve kibar kadın yoktu. Bana soğukkanlılıkla şunu söyledi: “Sadece tek bir hata yaptık Ebru… Oğlunun sana söylediğinde inanmayacağını düşündük. Yetişkinler genelde dünyalarını yıkacak şeyleri çocuklarından duyduklarında mantıklı bir açıklama arar.” Sevim’in bu sözleri canımı acıttı çünkü aylardır Kaan’ın Murat hakkındaki huzursuzluklarını “üvey babaya alışma süreci” diyerek geçiştirmiştim. Sevim, savcılıkla anlaşma yapmak için her şeyi itiraf edeceğini söyledi. Yıllar önce batan klinikleri yüzünden büyük bir borç batağına saplandıklarını, zengin ve yalnız kadınları hedef seçerek bu cinayet sistemini kurduklarını kabul etti. Önce kendisi hayır kurumlarında kurbanlarla dostluk kuruyor, ardından çekici oğlu Murat’ı devreye sokuyordu. Aslı ve Burcu’dan sonra üçüncü kurban bendim. Soruşturma derinleştikçe, Murat’ın ben ölmeden önce bir psikiyatristten bana “ağır paranoya ve akıl sağlığı bozukluğu” teşhisi koyması için rüşvet teklif ettiği de ortaya çıktı. Ancak dürüst doktor bu teklifi reddetmiş ve mesajları polise delil olarak sunmuştu. Murat’ın bilgisayarındaki plan dosyasında adımın altında şu not yazılıydı: İdeal hedef. Çocuk doktoru. Boşanmış. Gayrimenkulleri var. 11 yaşındaki oğul: Mülk devrini yönet. Korkunç dava aylarca sürdü. Olay yerindeki not kağıdı, laboratuvar raporları, eski eşlerin mezarlarından alınan doku örnekleri ve annesi Sevim’in tanıklığı karşısında Murat’ın tüm savunması çöktü. Ağır ceza mahkemesi, Murat’ı iki kez tasarlayarak kasten öldürme ve bir kez de öldürmeye teşebbüs suçlarından hiçbir af imkanı olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırdı. Annesi Sevim ise suça iştirakten 35 yıl hapis cezası aldı. Hileyle elimden alınan mülklerimin tapusu mahkeme kararıyla bana iade edildi. Olayların ardından Kaan ile birlikte Antalya’ya taşındık. Bir çocuk hastanesinde görevime yeniden başladım. Kaan yeni okuluna alıştı, geceleri kapıları defalarca kontrol etme korkusundan yavaş yavaş kurtuldu. Bir gün eski çantasını temizlerken o küçük not kağıdına tekrar rastladım: Hasta gibi yap. O çayı içme. Buradan gitmeliyiz. Oğlumun 11 yaşındaki yüreği ve gösterdiği olağanüstü cesaret, kaderimizi baştan yazmıştı. Bizi dehşet verici bir felaketten kurtaran şey, bir çocuğun sesine kulak vermekti. Bazen hayattaki en büyük sevgi ve koruma kalkanı, başkalarının görmezden geldiği küçük bir çocuğa inanmakla başlar. Bugün Antalya’daki evimizde, deniz manzaralı mutfağımda oğlumla birlikte huzur içinde çayımızı yudumlarken biliyorum ki; adalet yerini buldu ve biz yeniden güvendeyiz.