Mezuniyet Gecesi Aşkı, Kader ve Arama

Yıllar sonra hayatımız, tam da bir zamanlar bizim için istedikleri şeye benziyordu. Ama artık farklı bir anlam taşıyordu. Ben hemşire olarak çalışıyordum. Kerem mühendislik kariyerini inşa etti. Çok çalıştık. Düzenli bir hayat kurduk. Onlar için değil. Bizim için. Bir sabah onu mutfakta, bir yandan kahve fincanını tutup bir yandan da yürümeye yeni başlayan çocuğumuzu kucağında tutmaya çalışırken izledim. "Dikkat et," diyerek güldüm. "Hallediyorum," diye ısrar etti. Halledemedi. Kahve neredeyse dökülüyordu. Kızımız kahkaha attı. Ben de öyle. O gece her yer sessizleştiğinde, o sözü tekrar düşündüm. "Seni bulacağım." Bulmuştu. Kolay olmadı. Çabuk olmadı. Ama tam oldu. Yanımdaki ona baktım. Artık bir anı değildi. Artık bir soru işareti değildi. Sadece gerçek. Sadece benim. Ve ilk kez… Hikaye tamamlanmış hissettirdi. Çünkü biz bu hayatı onaylanmak için kurmadık. Birbirimiz için kurduk. Ve bütün farkı yaratan da buydu.Ve ilk kez…

Gelecekten korkmuyordum.

Yıllar boyunca kaybettiğimi sandığım şeyin yasını tuttum. Beni terk ettiğini düşündüğüm adamı unutmaya çalıştım. Bazen kaderin acımasız olduğuna, bazı hikâyelerin yarım kalmaya mahkûm olduğuna inandım.

Ama şimdi anlıyordum ki, gerçek bazen yıllarca gecikebilir.

Yine de sonunda yolunu bulur.

Bir pazar günü, kızımız bahçede bisiklet sürmeyi öğrenirken verandada yan yana oturuyorduk. Kerem elini sessizce elimin üzerine koydu.

"Ne düşünüyorsun?" diye sordu.

Bahçede kahkahalarla dönen kızımıza baktım.

"On üç yılı," dedim.

Yüzündeki gülümseme hafifçe soldu.

"Ben de bazen düşünüyorum."

"Eskiden çok kızıyordum," diye itiraf ettim. "Kaybettiğimiz zamana. Yaşayamadığımız anılara. Kaçırdığımız yıllara..."

Kerem başını eğdi.

"Ben de."

Sonra ona döndüm ve yıllardır içimde ilk kez tam anlamıyla huzur hissettim.

"Ama artık öyle hissetmiyorum."

"Neden?"

Çünkü o yıllar bizi birbirimizden uzaklaştırmadı.

Bizi bugün olduğumuz insanlara dönüştürdü.

Birbirimizi yeniden bulduğumuzda, sadece gençlik aşkımıza kavuşmadık. Hayatın bütün sınavlarından geçmiş iki insan olarak yeniden seçtik birbirimizi.

Ve bu seçim, gençlik yıllarındaki bütün sözlerden daha güçlüydü.

Akşam güneşi yavaş yavaş ufka inerken kızımız bisikletini bırakıp bize doğru koştu.

"Düşmedim!" diye sevinçle bağırdı.

Kerem hemen ayağa kalkıp onu havaya kaldırdı.

Ben onları izlerken gözlerim doldu.

Çünkü o an fark ettim ki, mutluluk kusursuz bir hayat demek değildi.

Mutluluk; bütün kırık parçalara rağmen sevmeye devam edebilmekti.

Bütün hayal kırıklıklarına rağmen güvenmeyi seçebilmekti.

Ve bazen, yıllar boyunca kayıp sandığın bir insanın bir kahve dükkânının köşesinde yeniden karşına çıkmasıydı.

Kerem bana baktı.

Ben ona baktım.

Ve ikimiz de aynı şeyi biliyorduk.

Bazı aşklar ilk görüşte başlamaz.

Bazıları ise hiç bitmez.

Sadece doğru zamanı bekler.

Biz birbirimizi kaybetmemiştik.

Sadece birbirimize geri dönmek için uzun bir yol yürümüştük.

Ve şimdi yol bitmişti.

Evimize ulaşmıştık.