Miras ve İntikam Hikayesi

Selma, nihai bir karar gibi içeri girdi. Arkasından iki adam daha geldi; birinin elinde çanta vardı, diğeri ise resmi üniformalıydı. Hava anında değişti.

"Neler oluyor burada?" diye çıkıştı Müzeyyen Hanım.

Selma eldivenlerini çıkardı. "Bu ev Leyla Özdemir’in mülküdür."

Gökhan alay etti. "Bu mümkün değil."

Selma belgeleri masaya koydu. "Demir, bu evin tam mülkiyetini on sekiz ay önce eşine devretti. Ayrıca yetkisiz para çekimlerini fark ettikten sonra aile vakfını da feshetti."

Müzeyyen Hanım'ın yüzü bembeyaz oldu. "Bu doğru değil."

"Kayıtlar aksini söylüyor."

Gökhan beni işaret etti. "Onu manipüle etti."

"Hayır," dedim sakince. "Siz ettiniz."

Belleği Selma’ya uzattım. Demir’in sesi odayı doldurdu:

"Eğer bunu dinliyorsanız, işler umduğumdan daha hızlı gelişmiş demektir. Leyla, özür dilerim. Seni korumak istedim."

Ses kaydı her şeyi ortaya döküyordu; gizli işlemler, sahte belgeler, onun ölümünden sonra kontrolü ele geçirme planları...

Müzeyyen Hanım bitkin bir sesle, "Kapat şunu," dedi.

Ama artık çok geçti. Bir polis memuru öne çıktı. "Gökhan Bey, bizimle gelmeniz gerekiyor."

"Ne için?"

"Mali usulsüzlük ve bağlantılı suçlamalar."

Gökhan itiraz etti ama sesindeki o eminlikten eser kalmamıştı.

Selma masaya başka bir belge daha koydu. "Leyla Hanım ayrıca koruma kararı da çıkartıyor. Bu mülkü derhal terk edeceksiniz."

Müzeyyen Hanım sanki evin artık kendisine ait olmadığını yeni fark ediyormuş gibi etrafına bakındı. "Bunu yapamazsın."

Öne çıktım, Demir’in saatini Ömer’in bileğine taktım.

"Evet," dedim sessizce. "Yapabilirim."

Üç ay sonra, ev bambaşka hissettiriyordu. Artık ne gerginlik ne de korku dolu bir sessizlik vardı. Sadece güneş ışığı, kahkahalar ve huzur...

Gökhan, yalanlar üzerine kurduğu her şeyi kaybetti. Müzeyyen Hanım uzaklara taşındı, artık hiçbir nüfuzu kalmamıştı.

Ömer bazı geceler hâlâ bana biraz daha sıkı sarılıyordu ama artık daha çok gülümsüyordu. Bir akşam, arka bahçeye bir ağaç diktik.

"Babam için mi?" diye sordu.

"Babam için," dedim. "Ve bizim için."

Toprağı nazikçe bastırdı. "Şimdi güvende miyiz?"

Ona, Demir’in bize bıraktığı eve ve yeniden kurduğumuz geleceğe baktım.

"Evet," dedim.

Ve bu sefer, bunu tüm kalbimle hissederek söyledim.