Mühürlü Oda Sırrı

Duvara dik dik baktım. "Anne," dedim. "Bu, öylece söyleyip sonra seni teselli etmemi bekleyebileceğin bir cümle değil." "Sadece cevap ver." "Bulmadım," diye yalan söyledim. Kapattıktan sonra ev gıcırdayana kadar kıpırdamadan durdum. Sonra garajda eski bir çekiç bulup geri geldim. "Sadece cevap ver." Artık on altı yaşında değildim. "Artık sır yok Aslı," dedim kendi kendime. "Yık burayı." İlk darbe bileklerimi sızlattı. Beşincide, fenerimi tutabileceğim kadar büyük bir delik açıldı. Işığı içeri tuttum ve donakaldım. Korkunç olduğu için değil, son derece sıradan olduğu için. İçerisi dar bir kiler odasıydı; ancak bir masa, metal bir dosya dolabı ve çıplak bir lamba sığacak kadar büyüktü. Kutular düzgün sıralar halindeydi. Her yer toz kaplıydı. Deliği genişlettim ve içeri süzüldüm. "Yık burayı." Fenerimin ışığı babamın el yazısına takıldı: "İpotek." "Faturalar." "Tamer." Midem bulandı. İlk kutuyu açtım. İçinde düzinelerce mektup vardı, bazıları Tamer Amcamın özensiz el yazısıyla yazılmıştı: "Demir, yemin ederim bu son kez." "Demir, başka kimseden isteyemem." "Demir, annem birbirimize göz kulak olmamızı isterdi." Midem bulandı. Mektupların altında çek fotokopileri, el yazısıyla yazılmış borç senetleri, ödeme planları ve babamın blok harflerle aldığı notlar vardı: "Tamer mart ayı için söz verdi." "Tamer mart ödemesini kaçırdı." "İpotek ödemesi cuma günü." "Canan artık yeter diyor." Sonra üzerinde ismimin yazılı olduğu bir zarf buldum. "Aslı için, anlamaya yetecek yaşa geldiğinde." Sanki canımı yakmış gibi elimden bıraktım. "Canan artık yeter diyor." Yıllarca hayatımı tek bir net gerçek üzerine inşa etmiştim: Babam dikkatsiz ve zayıf olduğu için evimizi kaybetmiştik. Bu gerçek beni güvende hissettirmişti. Mühürlü oda, bu gerçeği elimden almakla tehdit ediyordu. Annemi tekrar aradım. "Anne," dedim. "Buraya gel." "Aslı..." "Hemen." Terlikleri ve eski hırkasıyla geldi, saçları darmadağındı. Kırık duvarı görünce elini ağzına götürdü. Neredeyse gülecektim. Bu gerçek beni güvende hissettirmişti. Yirmi yıl önce bahçede dururken de tam olarak böyle görünüyordu. Mektupları havaya kaldırarak, "Bana bunların düşündüğüm şey olmadığını söyle," dedim. Gözleri doldu. "Baban siz çocukların bunlara karışmasını istemedi." "Yabancılar yatağımı kaldırıma fırlattığında zaten karışmıştım anne." "Aslı, lütfen. Sakin ol." "Hayır anne. Sen sadece izledin. Seni ve diğer her şeyi izlediğimi hatırlıyorum." Sanki dizlerinin bağı çözülmüş gibi yere çöktü. Bir an için o kadar küçük göründü ki öfkem duraksadı. Sonra Tamer'in mektuplarından birine dokundu. "Aslı, lütfen. Sakin ol." "Amcan batıyordu," dedi. "Yanlış kararlar, şanssızlık, gereksiz gurur... Babanın kapısını aşındırıp durdu. Büyükannen, Demir'e ona yardım etmesi için yalvardı. Ailenin aile olduğunu söyledi. Baban, gerçeğin kendisinden sonra da yaşayabileceğini bildiği için, son ihbarname gelmeden önce burayı mühürledi."