Onu 6 yaşındaki kızıyla birlikte bir bankta uyurken buldu

BÖLÜM 2 Ertesi gün, yıllardır sakladığım eski bir defteri açtım. İçinde hastaneden tanıdığım yarım düzine numara vardı: avukatlar, sosyal hizmet uzmanları, emekli polisler… Bir zamanlar bana “Ayşe abla, bir gün bize ihtiyacın olursa buradayız” diyen insanlar. O gün o günmüş. İlk olarak Cemal Bey’i aradım. Emekli bir sosyal hizmet uzmanıydı. Oğlu neredeyse ölümcül bir zatürre geçirdiğinde onunla ben ilgilenmiştim. —Ayşe Hanım… Bu saatte arıyorsanız ciddi bir şey olmuştur. Her şeyi anlattım: Emir’i, Büşra’yı, sahte evrakları, velayet tehdidini, evimizi. —Büşra Demir’i tanıyorum —dedi ağır bir sesle—. Çok kolay kazanır sanılır. Ben bazı kapıları arayayım. Sonra Murat’ı aradım. Emekli bir özel dedektifti. Eşi, çalıştığım hastanede vefat etmişti; aylarca her gece ona kahve götürmüştüm. —Bana isim ver —dedi hemen. Verdim: Emir Yılmaz, Büşra Demir, Nihat Yılmaz, Okan Yılmaz ve Sena. —Kendini dokunulmaz sanan bir aile… —mırıldandı— Genelde en kirli sırlar onların cebinden çıkar. Üç gün içinde çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Cemal Bey, ev devrine şahit olan kişilerin Büşra’nın hukuk bürosunda çalışan insanlar olduğunu buldu. Murat ise Nihat Yılmaz’ın (Emir’in babası) ithalat şirketinde sahte faturalar, şişirilmiş hesaplar ve üçüncü kişiler üzerinden para akışı olduğunu ortaya çıkardı. Okan Yılmaz (Emir’in kardeşi) ise muhasebe kayıtlarını imzalayan kişiydi. Ama bizi asıl donduran şey başka bir şeydi. Murat, evin tapu belgelerinin bir kopyasını buldu. Elif’in imzası 12 Mart saat 11.00 olarak görünüyordu. O gün Elif, Defne ile birlikte acil servisteydi. Yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu yüzünden hastaneye yatırılmışlardı. Elinde epikriz raporları, hastane bilekliği ve öğretmenin attığı mesaj bile vardı. —İmzanı taklit etmişler —dedi Murat dosyayı masaya bırakarak— Bu sadece kandırma değil. Bu açıkça sahtecilik. Elif ağzını kapattı. İlk kez gözlerinde öfke gördüm. —Kızım hastanedeyken evimi elimden almışlar… Bu delillerle Deniz Kaya adlı genç bir avukata gittik. Annesi benimle aynı hastanede çalışmıştı. Deniz sessizce dosyayı inceledi. —Büşra tehlikeli biridir… ama fazla özgüvenli. Eğer sahtecilik ve kötü niyetli işlem ispatlanırsa, dava tamamen değişir. Bir hafta bile geçmeden Emir evimin önünde belirdi. Elif’in arabasıyla gelmişti. Güneş gözlükleri, pahalı kıyafeti ve yüzündeki kibirli gülümsemesiyle sanki zafer kazanmış gibiydi. —Bir imza için geldim —dedi ve Elif’e bir zarf uzattı— Velayeti bana verirsen elli bin lira alırsın. Her şey biter. Elif belgeyi açtı. Rengi soldu. —Burada tüm annelik haklarımdan vazgeçtiğim yazıyor… —Herkes için en iyisi bu —dedi Emir— Defne’ye düzgün bir hayat lazım. Sizde değil. İçimdeki öfke yükseldi. —Biraz saygı göster. Emir güldü. —Sayın Ayşe Hanım, annem hâkimleri tanır. Babam iş dünyasını. Kardeşim muhasebeyi. Siz neyle savaşacaksınız? Elif belgeleri yırttı. —Kızımı asla bırakmam. Emir’in yüzündeki gülümseme yok oldu. —O zaman mahkemede görüşürüz. Annem bitirdiğinde Defne sana bile anne demeyecek. Tam giderken Defne bahçeye çıktı. Onu görünce babasına koşmadı. Elif’in arkasına saklandı. Emir zorla gülümsedi. —Prensesim… Defne fısıldadı: —Bizi neden evden çıkardın? Emir çevresine baktı. Komşular izliyordu. —Annen sana yanlış şeyler söylüyor. —Hayır —dedi küçük kız— Kilidi sen değiştirdin. Emir dişlerini sıktı, arabaya bindi ve gitti. O gece başka bir telefon geldi. Arayan kişi Büşra’nın eski sekreteri Zeynep’ti. Buluşmak istedi. Bir kafede buluştuk. Ellerinde dosya vardı, titriyordu. —Büşra beni sahte evrak düzenlemeye zorladı —dedi— İmzaları taradık, yeni sözleşmelere koyduk. E-postalar var. Orijinaller var. Her şey bende. Elif hıçkıra hıçkıra ağladı. —Bunu neden yaptı? Zeynep gözlerini kaçırdı. —Çünkü Emir’in “daha uygun” bir hayat kurmasını istiyordu. Ona göre Elif onun seviyesinde değildi. Ama bu delilleri kullanamadan Büşra en kirli hamlesini yaptı. Bir gece evime iki polis ekibi geldi. —Elif Yılmaz, hakkında uzaklaştırma kararını ihlal ettiği için gözaltına alınıyorsunuz. —Bu imkânsız! —diye bağırdım— Bütün gün buradaydı! Polis elindeki belgeyi gösterdi. Sözde bir komşu, Elif’i evin yakınında gördüğünü yazmıştı. Defne, annesinin kelepçelenerek götürülüşünü izledi. Ve “Anne!” diye çığlık attığında anladım ki Büşra artık sadece bir davayı kazanmak istemiyordu. Onları tamamen yok etmek istiyordu….