Polis yatağın altına baktığında

O anda tüm ev ürkütücü bir sessizliğe gömüldü. Polis memuru başını hafifçe kaldırdı. Yılların verdiği tecrübeyle bir şeylerin ters gittiğini hissetmişti. Evdeki sessizlik normal değildi. Buzdolabının uğultusu yoktu. Klima sesi yoktu. Üst kattan gelen en ufak bir gıcırtı bile duyulmuyordu. Sanki bütün ev nefesini tutmuştu. Mia ise hâlâ oyuncak ayısına sarılmış haldeydi. Gözleri yatağın altından ayrılmıyordu. "Oradaydı," diye fısıldadı. "Az önce yine bana baktı." Annesi utanç içinde gülümsedi. "Memur bey, son günlerde çok fazla çizgi film izledi..." Ama cümlesini tamamlayamadı. Çünkü koridordan hafif bir ses geldi. Tık. Tık. Tık. Sanki biri çıplak ayakla ahşap zeminde yürüyordu. Evdeki herkes dondu. Baba kaşlarını çattı. "Evde başka kimse yok." Polislerden biri elini telsizine götürdü. Diğeri sessizce koridora çıktı. Ses durmuştu. Sonra tekrar geldi. Bu kez yukarı kattan. Tık. Tık. Tık. Merdivenlerin başından. Mia'nın annesinin yüzü bembeyaz oldu. "Bu imkânsız..." Polisler hızla yukarı çıktı. Koridoru kontrol ettiler. Odaları açtılar. Dolaplara baktılar. Kimse yoktu. Ama tam aşağı inmeye hazırlanırken bir polis memuru durdu. Duvara dikkatle baktı. "Bu duvar yeni boyanmış." Ev sahipleri şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. "Hayır." Memur elini duvara vurdu. Tok. Tok. Sonra birkaç adım ilerledi. Bir kez daha vurdu. Bu kez ses farklıydı. Boş. Çok boş. Polislerin bakışları değişti. Birkaç dakika sonra teknik ekip çağrıldı. Duvarın bir bölümü dikkatlice söküldü. Ve herkes nefesini tuttu. Çünkü duvarın arkasında dar bir boşluk vardı. Bir insanın sürünerek ilerleyebileceği kadar geniş. Ve içeride bir yatak. Boş su şişeleri. Konserve kutuları. Eski battaniyeler. Birisi uzun zamandır orada yaşıyordu. Mia'nın annesi çığlık attı. Baba olduğu yere çöktü. Polisler boşluğu sonuna kadar takip etti. Gizli geçit evin tavan arasına ulaşıyordu. Ama içerisi boştu. Kim varsa kaçmıştı. --- Sonraki günlerde yapılan araştırmalar korkunç gerçeği ortaya çıkardı. Ev, yıllar önce yaşlı bir adam tarafından inşa edilmişti. Adamın oğlu kaybolmuştu. Kimse onu bir daha görmemişti. Fakat polisler tavan arasında buldukları eski eşyalar arasında güncel tarihli notlar keşfetti. Bu notlar kayıp oğula aitti. Adam yıllar boyunca toplumdan tamamen kopmuştu. Akıl sağlığını yitirmişti. Ve yıllardır gizlice boş evlerde yaşayarak hayatını sürdürüyordu. Mia'nın ailesi eve taşındıktan sonra da gizli boşluklarda kalmaya devam etmişti. Gece herkes uyurken çıkıyor. Yiyecek alıyor. Evde dolaşıyor. Sonra tekrar saklanıyordu. Ama en ürkütücü şey son notta yazıyordu. Polis raporuna göre son satır şuydu: "Küçük kız beni gördü." --- Aylar geçti. Aile başka bir şehre taşındı. Yeni bir ev. Yeni bir başlangıç. Mia artık geceleri korkmadan uyuyabiliyordu. En azından öyle sanıyorlardı. Bir gece annesi onu yatağında otururken buldu. "Mia, neden uyumuyorsun?" Küçük kız sessizce pencereye baktı. Sonra annesine döndü. "Artık korkmuyorum." Annesi rahat bir nefes aldı. "Bu harika." Ama Mia'nın sonraki sözleri kadının kanını dondurdu. "Çünkü yatağımın altındaki adam gitmedi." Annesinin yüzü bembeyaz oldu. "Mia..." Küçük kız pencereyi işaret etti. "Yeni evimize kadar bizimle geldi." Kadın hızla perdeyi açtı. Dışarıda kimse yoktu. Sadece boş sokak. Soğuk rüzgâr. Ve uzakta sallanan bir sokak lambası. O gece polis çağrıldı. Evin etrafı kontrol edildi. Hiçbir iz bulunamadı. Hiçbir kanıt yoktu. Hiçbir ayak izi yoktu. Yıllar sonra Mia büyüdüğünde psikologlar bunun çocukluk travmasının bir yansıması olduğunu söyleyecekti. Belki gerçekten öyleydi. Belki de değildi. Çünkü o ilk ev yıkılmadan önce yapılan son incelemede, gizli boşluğun duvarında küçük bir çizim bulundu. Kurşun kalemle çizilmişti. Çizimde bir adam ve küçük bir kız el ele tutuşuyordu. Altında ise tek bir cümle vardı: "Arkadaşım Mia." Ve ne Mia ne de ailesi, o çizimi kimin yaptığını hiçbir zaman açıklayamadı.