Sen Bizim Ailemizi Nasıl Terk Edersin

Kızımı dünyadaki ilk nefesiyle askeri hastanenin steril sessizliğinde buluşturdum. Subay olan eşim, sınır ötesi görevde olduğu için bin kilometre uzaktaydı. On dört saat süren sancılı bir doğumun ardından hemşireler minik kızım İpek’i çıplak göğsüme koyduklarında, hayatımın en huzurlu anını yaşıyordum. Ancak bu kırılgan huzur sadece on dakika sürdü; ta ki komodindeki telefonuma uzanana kadar. Annem Derya’dan gelen mesajda ne sağlık durumuma dair bir merak ne de yeni doğan torununa dair tek bir sevgi sözcüğü vardı. Sadece şu yazıyordu: “Ablan Rüya’nın çocukları doğum günleri için oyun konsolu istiyor. İndirim bitmeden bu gece hesabıma 100.000 TL havale et.” Ekrana donakalarak baktım. On yıldır kamu görevlisi olarak kazandığım maaşım, sorumsuz bir hayat süren ablamın gizli fonu olarak kullanılıyordu. Yıllarca hayırlı bir evlat olduğumu sanarak kendimi kandırmıştım. Ancak o dikişli, yorgun ve bitkin halimle yatarken zihnimdeki sis bulutu birden dağıldı. Ben onların kurtarıcısı değil, kendi esaretini finanse eden bir tutsaktım. 32 yıllık hayatımda ilk kez o telefonu ters çevirdim ve mesaja cevap vermedim.