Zengin oğluma acil ameliyatım için 110 bin TL eksiğim olduğunu söyledim

“Sonra diğer zarfı açtım.” İçinden çıkan üç sayfalık yazının ilk satırını okuduğumda ellerim titremeye başladı. İstanbul merkezli bir lojistik şirketi, Çorlu’daki arazimi satın almak istiyordu. Teklif ettikleri rakam 78 milyon liraydı. Bir süre rakamlara baktım. Yanlışlık olmalıydı. On yıl boyunca vergisini zar zor ödediğim, herkesin başıma bela olarak gördüğü toprak şimdi servet değerindeydi. Ancak mektubun sonundaki bir isim sevincimi gölgeledi: Barın Aksu. Şirket, araziyle ilgili ön görüşmelerin oğlum aracılığıyla yürütüldüğünü yazmıştı. Üstelik mektubun ekinde, benim adıma hazırlanmış bir ön mutabakat bulunuyordu. Belgenin altında bana ait olmayan bir imza vardı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Oğlum ameliyat için para bulamazken arazimi pazarlamakla meşguldü. Hemen eski dostum avukat Vahit Karaca’yı aradım. Yıllar önce şirketimin tasfiyesinde yanımda durmuş, herkes uzaklaşırken telefonlarımı açmaya devam etmişti. “Vahit, yarın sabah görüşmemiz lazım. Ama kimse duymayacak.” “Sesin kötü geliyor Turgay. Bir şey mi oldu?” “Sanırım oğlum beni ikinci kez sattı.” Ertesi sabah ofisine gittiğimde bütün evrakları masasına koydum. Vahit uzun uzun inceledi. Sonra çekmecesinden beş yıl öncesine ait sararmış bir dosya çıkardı. “Bunu hatırlıyor musun?” diye sordu. Dosyanın kapağında Sümay’la yaptığımız mal paylaşımı sözleşmesinin tarihi yazıyordu. Evet, hatırlıyordum. O masada hayatımın bir bölümünü kaybettiğimi düşünmüştüm. Vahit sözleşmenin eklerini gösterdi. Arazinin bütün hakları, gelecekteki değer artışı da dâhil olmak üzere bana bırakılmıştı. Barın da aileye danışmanlık yaptığı gerekçesiyle toplantıda bulunmuş, tutanağı tanık olarak imzalamıştı. “Annenin birikimini koruyalım diye seni bu yükün altında yalnız bırakan oğlun, şimdi arazi değerlendi diye karar veremez,” dedi Vahit. “Peki şu sahte imza?” “Bunu ayrıca araştıracağız. Ama açık söyleyeyim: Sen yetki vermediysen o belgeyle arazini satamazlar.” O gün iki karar aldım. Önce hastane masraflarını karşılamak için Vahit’in yardımıyla teminatlı, kısa vadeli bir finansman ayarladık. Böylece Efsun’un verdiği parayı ameliyattan önce hesabına geri gönderebildim. Kızımın arabasını kaybetmesine engel olmak içinse henüz geç kalmıştım.Ardından notere gittik. Mal varlığıma ilişkin vasiyetimi yeniden düzenledim. Arazinin ileride satışından elde edilecek gelirin önemli bir bölümünün kızımın geleceği ve maddi imkânı olmayan hastalar için kurulacak bir yardım vakfına ayrılmasını istedim. Oğlumun kanundan doğabilecek haklarının da hukuk çerçevesinde gözetilmesini özellikle belirttim. Vahit’e ayrıca araziyi satmak için benim dışımda hiç kimsenin yetkili olmadığını şirkete bildirmesi talimatını verdim.