22 yaşındaki kızım erkek arkadaşını akşam yemeğine getirdi

O küçücük şaşkınlık, o gece ilk kez Koray’ın her şeyi kontrol edemediğini gösteriyordu. Kapının ardından bir erkek sesi duyuldu: “İçeridekiler, polisiz. Acil yardım ihbarı aldık. Herkesin güvende olduğundan emin olmak istiyoruz.” Koray’ın yüzündeki ifade değişti. Çenesini sıktı, ardından Ceylan’ı kendisine biraz daha yaklaştırdı. “Sen aradın,” dedi bana. Cevap vermedim. “Beni aptal mı sanıyorsun?” “Koray,” dedim, sesimi mümkün olduğunca sakin tutarak. “Kızımın canı yanıyor. Lütfen silahı indir.” “Bana ne yapacağımı söyleme!” Ceylan’ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Kızım, küçüklüğünde korktuğu zaman yaptığı gibi alt dudağını ısırıyordu. Onu en son böyle gördüğümde sekiz yaşındaydı ve hastanede dikiş atılmasını bekliyordu. Şimdi yirmi iki yaşındaydı. Ama gözlerimin önünde aynı çaresiz çocuk duruyordu. Kapıdan yeniden ses geldi. “İçeride silah bulunduğuna ilişkin bir ihbar aldık. Kimsenin zarar görmesini istemiyoruz. Bizimle konuşabilirsiniz.” Koray’ın gözleri büyüdü. “Ne söyledin onlara?” “Yalnızca yardım istedim.” Bana doğru bir adım attı. Ceylan istemsizce onunla birlikte sürüklendi. “Bütün bunları sen başlattın. Şimdi bitireceksin.” Kapıyı açıp polisleri göndermemi istedi. Her şeyin yanlış anlaşılma olduğunu söyleyecektim. Aksi hâlde kızımın başına geleceklerden beni sorumlu tutuyordu. Kapıya baktım. Aramızda birkaç metre vardı ama o mesafe hayatımın en uzun yolu gibi görünüyordu. “Ceylan burada kalacak,” dedi Koray. “Hayır,” dedim. İkimiz de bu cevaba şaşırdık. Koray’ın yüzü sertleşti. “Ne dedin?” “Artık ikinizi ayırmana izin vermeyeceğim. Bunca zamandır kızımla konuşmama izin vermedin. En azından şimdi yanında kalacağım.” Koray birkaç saniye sustu. Sonra kapıya doğru bağırdı: “Burada bir sorun yok! Aile içinde tartışıyoruz. Gidin!” Dışarıdaki polis aynı sakinlikle cevap verdi: “İhbarın içeriği nedeniyle herkesin güvende olduğunu doğrulamamız gerekiyor. Silahı bırakmanızı istiyoruz.” Koray küfretti. Eli titriyordu. O ana kadar sergilediği kusursuz beyefendi görüntüsünden geriye hiçbir şey kalmamıştı. Ceylan güçlükle konuştu. “Koray, lütfen. Artık bitsin.” “Sus!” Kızım irkildi. Ardından beklemediğim bir şey yaptı. Başını kaldırıp bana baktı. “Anne,” dedi titrek bir sesle, “sana anlatmam gereken çok şey var.” Koray hemen sözünü kesti. “Şimdi bunun zamanı değil.”