Düğün Sabahı Saçımı Kazıyan Adam

Önce otelin düğün koordinatörünü arayıp nikâhın başlangıcını saat ona ertelemesini istedim. Şevket’e açıklama yapmak zorunda olmadığımı söyledim; güvenliğimi önemsediğimi ve yanımda avukatımın olacağını belirttim. Ardından dedemin fonunu yöneten birime, hiçbir aktarım talebimin işleme alınmaması için Sevgi Hanım aracılığıyla yazılı bildirim gönderdim.Saat ona doğru Avukat Sevgi Tan odama geldiğinde beni perukla değil, gelinliğimin içinde dimdik ayakta buldu. Başım kazınmıştı; kulaklarımda küçük inci küpeler, elimde koyu renk deri dosya vardı. Bana birkaç saniye baktı, sonra yalnızca başını salladı. “Hazır mısın?” diye sordu.“Evet,” dedim. “Bu kez gerçekten.” Dosyanın içine Şevket'in notunu, telefon mesajlarının çıktısını, bir önceki gün gönderilen evlilik sözleşmesi ekiyle ilgili yazışmaları ve aktarım belgelerini yerleştirdik. Aktarım belgelerinin en önemli özelliği, benim imzam olmadan hiçbir hüküm doğurmamasıydı. Dedemin kurduğu miras yönetim fonu öyle aceleyle el değiştirecek bir kasa değildi; belli prosedürlerle, yalnızca benim açık onayımla hareket edebilen korunaklı bir yapıydı. Bu bilgi, o sabah bana sandığımdan daha büyük bir güç verdi.Koridora indiğimde fısıltılar hemen başladı. Saçımı saklamamıştım. Bazı bakışlarda merak, bazılarında acıma, bazılarında ise düpedüz hayret vardı. Yıllarca kendimden utanmayı öğrenmiştim; o sabah ilk kez utanması gerekenin ben olmadığını bütün bedenimle hissediyordum.Nikâh düzeni kurulmuştu. Beyaz çiçeklerin arasından yürürken Hicran'ın yüzündeki memnun ifadenin donduğunu gördüm. Bilge ise birkaç sıra geride oturuyor, bana inanamayarak bakıyordu. Şevket başlangıçta bunu bir meydan okuma sanıp hafifçe gülümsedi. Muhtemelen peruğu reddedip yine de evleneceğimi, böylece son sözü kendisinin söylemiş olacağını düşünüyordu. Nikâh memuru konuşmaya başlamak üzereyken elimi kaldırdım. “Başlamadan önce kısa bir açıklama yapmam gerekiyor,” dedim. Sesim titreşmedi. Salonda uğultu yükseldi. Şevket dişlerinin arasından, “Vildan, şimdi yeri değil,” diye fısıldadı. “Tam da yeri,” dedim. Avukat Sevgi Tan yanıma geçti. Elimdeki dosyayı açtım ve ilk olarak yastığımın yanına bırakılmış notu çıkardım. “Bu sabah uyandığımda bunu buldum,” dedim. Sonra yüksek sesle okudum: “Şimdi gerçekte olduğun kadar gülünç görünüyorsun.” Salon sessizleşti.Şevket hemen atıldı. “Bu saçmalık. Şaka amaçlı—” “Şaka değil,” dedim. “Aşağılama.” Sonra başımı işaret ettim. “Ve rızam olmadan yapılmış bir müdahale.” Bu cümleyi özellikle sakin kurdum. Çünkü kendimi savunmak için bağırmaya ihtiyacım yoktu. Ardından Sevgi Hanım, mesajların çıktısını önce Şevket'e, sonra Hicran ve Bilge'ye verdi. Hicran'ın elleri kâğıdı alırken bile titremiyordu; daha çok yakalanmış olmanın öfkesi vardı yüzünde. Bilge ilk satırları okuduktan sonra gözlerini kaçırdı. “Annem, bunu hak ettiğini söyledi,” yazısı orada duruyordu. Kimse inkâr edemiyordu.“İki gece önce çok kısa sürede alışılmadık biçimde sersemlediğimi hatırlıyorum,” dedim. “İçeceğime tam olarak ne konduğunu bilmiyorum ve burada kanıtlanmamış bir şeyi kesin hüküm gibi söylemeyeceğim. Ama şunu biliyorum: O gece normal olmayan bir şey yaşadım. Ertesi gün sersemliğim sürdü ama saçlarım hâlâ yerindeydi. Dün akşam da bitkin düşüp erkenden uyudum; bu sabah başım kazınmıştı, yanımda bu not vardı. O iki gecede ne olduğunu sağlık kontrolü ve araştırma olmadan kesinleştiremiyorum.” Misafirlerin arasında huzursuz kıpırdanmalar başladı. Bazıları telefonlarını indirdi; bazıları daha sıkı kavradı. Ben sözümü sürdürdüm. “Bugün nikâhtan hemen sonra Şevket'e 15 milyon dolar vermeyi planlıyordum.” Bu cümle salonda görünmez bir dalga yarattı. Şevket'in gözleri ilk kez gerçekten büyüdü. Belli ki miktarı duymamıştı. Yüzündeki şaşkınlık neredeyse komikti. Sevgi Hanım devraldı. “Rahmetli dedesinden kalan bu miras yönetim fonundan yapılacak aktarım, yalnızca Vildan Hanım'ın açık, gönüllü ve anlık onayıyla gerçekleşebilirdi. Ayrıca dün gönderilen ek sözleşme kendisine imzalatılmamıştır. Dolayısıyla şu an itibarıyla hiçbir para aktarımı, ortak mülkiyet veya malvarlığı hakkı söz konusu değildir.”