3 Yıldır Öldü Sanılan Kocamla Uçakta Karşılaştım

İstanbul’dan Antalya’ya giden uçakta, pencereden dışarıyı izlerken hayatımın en büyük şokunu yaşayacağımdan habersizdim. Eşim Gökhan’ın Bozcaada açıklarında bir fırtınada kaybolmasının üzerinden tam üç yıl geçmişti. Teknesi bulunmuş ama kendisinden hiçbir iz alınamamıştı. Onu resmi olarak kaybetmiş, beş yaşındaki oğlum Mert ile acımızı kalbimize gömüp yeni bir hayata tutunmaya çalışmıştık. Antalya tatili, yaşadığımız bu karanlık ve yorucu yılların ardından kendimize verdiğimiz küçük bir ödül olacaktı. Derken on yaşındaki oğlum Mert, uçaktaki tuvaletten dönerken kireç gibi bir yüzle yanıma oturdu. Kulağıma eğilip fısıldadı: “Anne… Babam ön tarafta oturuyor.” İlk başta bunun acımızın getirdiği bir yanılsama olduğunu sandım. “Tatlım, bazen insanları kaybettiğimiz kişilere benzetebiliriz,” dedim. Ancak Mert başını hızla salladı: “Sadece yüzü değil anne. Bileğindeki o eski dikiş izi var. Yanındaki kadın ona bir şey söylediğinde, parmağındaki alyans yerini ovuşturup duruyor!” Gökhan ne zaman gergin veya endişeli olsa, parmağındaki boş alyans yerini ovardı. Yavaşça öne doğru baktım. Birkaç sıra ileride, şık bir kadının yanında oturan lacivert şapkalı bir adam duruyordu. Adam havalandırmayı ayarlamak için elini kaldırdığında, sağ bileğindeki o ince dikiş izini net bir şekilde gördüm. İçim buz kesti.