Ağabeyi Gerçeği Söylediği İçin Ona Saldırdı

Tarih beş yıl öncesine aitti. Melis ertesi sabah resmi kayıtları kontrol etti. Boşanma görünmüyordu. Kader’i bulduğunda aldığı cevap daha da şaşırtıcıydı: “Ben hâlâ onun eşi olduğumu sanıyordum.” Melis, Ece’ye gerçeği anlattı. Düğün aynı gece iptal edildi. Ertesi gün Melis’in doğum günüydü. Annesi “Aile ne olursa olsun bir arada kalmalı.” diyerek akşam yemeğini iptal etmedi. Masada sadece üç kişi vardı: Melis, Emre ve anneleri. Kimse pastaya dokunmadı. Bir süre sonra Emre garaja gitti ve elinde ağır bir araç anahtarıyla geri döndü. “Geleceğimi mahvettin,” dedi. Melis sakin kaldı. “İki kadının da gerçeği bilmeye hakkı vardı.” Emre öfkesine yenildi ve Melis’in dizine sert şekilde vurdu. Melis yere düştü. Ancak annesi yardım etmek yerine oğlunun yanında durdu. Daha sonra Melis ameliyata alındı. Doktorlar tekrar yürüyebileceğini ancak dizinin hiçbir zaman eskisi gibi olmayabileceğini söyledi. Soruşturma başladığında annesi yine gerçeği değiştirmeye çalıştı. Melis’in düştüğünü iddia etti. Akrabalardan da aynı yalanı destekleyen ifadeler toplamaya başladı. Fakat Melis bu kez sessiz kalmadı. Savcılığa her şeyi anlattı. Kısa süre sonra soruşturma büyüdü. Kader, Emre’nin yıllardır anlattığı yalanları kaydettiği not defterini teslim etti. Ece ise Emre’nin bazı belgelerde kendisini bekâr, bazılarında evli gösterdiğini kanıtlayan kredi başvurularını ve sözleşmeleri verdi. Daha sonra saldırıda kullanılan araç anahtarı, annesinin garajındaki gizli bir bölümde bulundu. Üzerinde Melis’e ait biyolojik izler vardı. Asıl büyük sürpriz ise Emre’nin bilgisayarında ortaya çıktı. “Plan M” isimli dosyada Melis’in evi, iş yeri, arabası ve günlük programıyla ilgili bilgiler bulunuyordu. Üstelik anneleri Nermin Hanım aylar boyunca Melis hakkında gizlice bilgi göndermişti. Emre, kız kardeşini güvenilmez gösterebilmek için akrabalara para vermeyi, sahte ifadeler hazırlatmayı ve bazı görüntüleri değiştirmeyi planlamıştı. Soruşturma bununla da sınırlı kalmadı. Emre’nin iş hayatında sahte imzalar kullandığı, müşterilerin mallarını teminat göstererek izinsiz krediler aldığı ve yeni projelerden gelen paralarla eski borçları kapattığı belirlendi. Ece ile yapacağı evlilik de yalnızca duygusal bir ilişki değildi. Ailesinin itibarı ve mali gücü sayesinde yeni krediler almayı planlıyordu. Melis onun geleceğini mahvetmemişti. Sadece büyük bir dolandırıcılığın devam etmesini engellemişti. Aylar sonra dava başladı. Mahkemede doktor raporları, finansal belgeler, mesajlar ve gizli planlar sunuldu. Nermin Hanım kürsüye çıktığında hâlâ kızının düştüğünü iddia etti. Ancak savcı, evdeki güvenlik kamerasından alınan görüntüyü açtı. Kayıtta Emre’nin elindeki aletle odaya girdiği, annesinin ona yer açtığı ve saldırının ardından oğlunu desteklediği açıkça görülüyordu. Salon sessizliğe gömüldü. Nermin Hanım sonunda öfkeyle: “Melis kardeşinin hayatını mahvetti!” diye bağırdı. Bu söz, aylardır inkâr ettiği gerçeği kendi ağzıyla doğrulamasına yetti. Mahkeme Emre’yi saldırı, tehdit, sahtecilik, dolandırıcılık, delilleri yok etme ve tanıkları etkilemeye çalışma suçlarından mahkûm etti. Mesleki yetkileri iptal edildi, şirket ortakları ayrıldı ve bankalar kredi kanallarını kapattı. Nermin Hanım da adaleti engellemeye ve gerçeğe aykırı ifadeler hazırlamaya çalıştığı için ceza aldı. Melis’in babası ise sonunda sessizliğini bozdu. O gece Emre’nin elindeki aleti gördüğünü ancak tartışmadan korkup evden ayrıldığını itiraf etti. “Beni yalnız bıraktın,” dedi Melis. Babası başını eğdi. “Biliyorum. Affedilmek istemiyorum. Bir daha kaçmamayı öğrenmek istiyorum.” Zamanla ilişkileri yeniden ama daha dürüst bir şekilde kurulmaya başladı. İki yıl sonra Melis hâlâ uzun mesafelerde baston kullanıyordu. Soğuk havalarda dizi ağrıyordu. Ama artık yara izini saklamıyordu. Haftada bir gün rehabilitasyon merkezinde gönüllü olarak çalışıyor ve hayatının bittiğini düşünen insanlara destek oluyordu. Bir gün genç bir kadın ona: “Bir daha eskisi gibi yürüyemeyeceğim,” dedi. Melis bastonuna baktı ve gülümsedi. “Belki eskisi gibi değil,” dedi. “Ama farklı yürümek, daha az yaşamak anlamına gelmez.” O an kendi hayatının da özetini söylemişti. Emre onun dizini yaralamıştı. Annesi gerçeğin üstünü örtmeye çalışmıştı. Bazı akrabaları rahat bir yalanı seçmişti. Ama hiçbiri Melis’in bundan sonra kim olacağına karar verememişti. Çünkü insan yalnızca bacaklarıyla ayağa kalkmaz. Bazen onu yeniden ayağa kaldıran şey, gerçeğin kendisidir. SON
Copyright © 2015. All Rights Reserved.