Baba Kız Dansında Kahraman

Kızımın baba-kız dansındaki akşamının gözyaşlarıyla biteceğini hiç düşünmemiştim; ta ki bir düzine bordo bereli spor salonuna girip her şeyi değiştirene kadar. O dans pistinde keder ve gurur buluştuğunda, sevginin ve sadakatin ne kadar uzağa ulaşabileceğini anladım. O gece, Kemal’in verdiği söz bir şekilde yolunu bulup bize geri döndü. Birini kaybettiğinizde zaman tuhaf davranır. Günler birbirine karışır, ta ki her şey gerçekliğin değişmiş olmasını dileyerek uyandığınız tek bir uzun sabah gibi hissettirene dek. Eşim şehit düşeli üç ay oldu ama bazen hâlâ kapının önünde botlarını görmeyi bekliyorum. Hâlâ iki kişilik kahve koyuyorum ve her gece ön kapının kilidini üç kez kontrol ediyorum, çünkü o hep öyle yapardı.Yas böyle bir şeydir: Ütülenmiş elbiseler, fiyonklu ayakkabılar ve umudunu her özel gün için giymekte ısrar ettiği pembe çoraplar gibi küçük ve özenli tutan küçük bir kız çocuğu. “Zeynep, yardıma ihtiyacın var mı?” diye seslendim koridordan. Hemen cevap vermedi. Odasına göz attığımda, onu yatağın üzerinde oturmuş, dolap aynasındaki yansımasını izlerken buldum. Kemal’in geçen bahar seçtiği elbiseyi giymişti; hani şu "dönen elbise" dediği şeyi. “Anne?” diye sordu. “Babam benimle gelemiyorsa bu yine de sayılır mı?” Göğsüm sıkıştı. Yanına oturdum, yanağına düşen bir bukle saçı nazikçe kulağının arkasına ittim. “Tabii ki sayılır tatlım. Baban senin bu gece ışıldamanı isterdi. Biz de tam olarak bunu yapacağız.” Kızım dudaklarını birbirine bastırıp düşündü. “Onun anısını yaşatmak istiyorum. Sadece ikimiz olsak bile.” Boğazımda düğümlenen hıçkırığı yutkunarak başımla onayladım. Kemal’in sesi zihnimde yankılandı: “Onu her baba-kız dansına götüreceğim Canan. Her birine. Söz veriyorum.” Bu sözü o vermişti, şimdi onu tutmak bana düşüyordu. Ayakkabılarını bana uzattı. “Babamı özledim. Ayakkabılarımı o bağlardı.” Diz çöktüm ve tam Kemal’in yaptığı gibi çift düğüm atarak bağladım. “Çok güzel göründüğünü söylerdi. Ve haklı da olurdu, Zeynep kızım.” Gülümsedi; eski halinden kısa bir parıltı... Sonra kalbinin üzerine “Babasının Kızı” rozetini iğneledi.Aşağı indiğimde çantamı ve ceketimi aldım; tezgahın üzerindeki ödenmemiş fatura yığınını ve neredeyse hiç tanımadığımız komşuların getirdiği yemek kaplarını görmezden geldim. Zeynep kapıda tereddüt etti, sanki imkansız bir saniyeliğine Kemal belirecek ve onu kollarına alacakmış gibi umutla koridora baktı. Okula gidiş yolumuz sessizdi. Radyoda kısık sesle Kemal’in en sevdiği şarkılardan biri çalıyordu. Gözlerimi yoldan ayırmadım; camdaki yansımasında Zeynep’in şarkı sözlerini fısıldadığını görünce gözyaşlarımı kırpıştırarak geri ittim.