Babamın İntikamı Tokat Hikayesi

Leman Hanım koridorda elinde çantasıyla belirdi, herkesin sakinleşmesi için yalvarıyordu. Babam ona bakmadı bile. Bana polisi aramamı söyledi. Parmaklarım telefonun üzerinde bir an donup kaldı; babamdan şüphe duyduğum için değil, harekete geçmek için bu kadar beklediğimden utandığım için. O sırada Murat pencereden doğrudan bana baktı ve saf bir nefretle, "Eğer bunu yaparsan, pişman olursun," dedi. İşte o an içimdeki korku, daha net bir şeye dönüştü. Kararlılığa. Kapıyı açtım, içeri girdim ve 155’i aradım. Polis geldiğinde doğum günü pastamın mumları henüz yakılmamıştı. İki memur hemen herkesi ayırdı. Biri ifadem için benimle salonda otururken, diğeri Murat’ı dışarı çıkardı. Leman Hanım birkaç dakikada bir araya girip bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu, Murat’ın üzerinde çok baskı olduğunu, benim "çok hassas" olduğumu iddia ediyordu. Polis memuru onu tek bir sert cümleyle susturdu: "Hanımefendi, morluklar bir yanlış anlaşılma değildir." Bir kez konuşmaya başlayınca kelimeler ardı ardına döküldü. Düğünümüzden altı ay sonraki o ilk itişi anlattım. Çamaşır odasının kapısına atılan yumruğu... Murat’ın banka hesabımı takip etmesini, mesajlarımı kontrol etmesini, cevap vermediğimde ofisimi defalarca aramasını... Ona kaburgalarımdaki morlukların, çatlamış banyo aynasının ve geçen kış fırlattığı lambanın gizlice çektiğim fotoğraflarını gösterdim. Her şeyi, olur da bir gün kanıta ihtiyacım olur diye "mutfak alışveriş listesi" süsü verdiğim gizli bir klasörde saklamıştım. Böyle bir ana hazırlanmış olduğum gerçeğinden nefret ediyordum. Ama hazırlandığım için de minnettardım. Murat öğlen olmadan tutuklandı. Polisler gittikten sonra yere yığılacağımı sandım. Aksine, kendimi garip bir şekilde güçlü hissettim. Babam kahve yaptı. Annem gözyaşları içinde geldi ve ev sıcak olmasına rağmen omuzlarıma bir battaniye sardı. Artık kimse doğum gününden bahsetmiyordu ve bu sorun değildi. Hayatta kalmak, yeterince büyük bir hediyeydi. Akşam olduğunda bir el çantası, önemli evraklarım ve babamın sabah getirdiği çilekli pastayla baba ocağındaydım. Pastayı mutfak masasında, tıpkı küçük bir çocukken yaptığımız gibi kâğıt tabaklarda yedik. Yüzüm sızlıyordu. Göğsüm daha da çok acıyordu. Ama yıllardır ilk kez, etrafımdaki sessizlik bana güven verdi. Boşanma davası birkaç ay sürdü. Murat’ın avukatı beni dengesiz, intikamcı ve aşırı duygusal biri gibi göstermeye çalıştı. Ama gerçekler inatçıdır. Fotoğraflar, hastane kayıtları, komşuların ifadeleri ve polis raporu çok net bir hikaye anlatıyordu. Uzaklaştırma kararı çıkınca Leman Hanım aramayı bıraktı. Murat sonunda bir uzlaşma teklifini kabul etti. Son duruşmaya gitmedim. Özgür olduğumu anlamak için onu bir kez daha görmeme gerek yoktu. Bir yıl sonra doğum günümü, sadece bana ait olan küçük evimde kutladım. Arkadaşım Merve balonlar getirdi. Annem pastayı yaptı. Babam bu kez gülümseyerek erken geldi ve bana içinde gümüş bir saat olan küçük, paketlenmiş bir kutu uzattı. "Yeni başlangıçlar için," dedi. Onu her gün takıyorum. Bazen insanlar neden bu kadar uzun süre katlandığımı soruyor. Gerçek, rahatsız edici ve sıradandır: Şiddet nadiren bir tokatla başlar. Bahanelerle, yalnızlaştırmayla, utançla ve neyi hak ettiğinize dair inancınızın yavaş yavaş aşınmasıyla başlar. Sonra bir gün aynaya bakarsınız ve size özür dileyerek bakan o kişiyi tanıyamazsınız. Ben onu şimdi tanıyorum. O artık gitti.