Bayram sabahı gelinim kapıyı yüzüme kapattı

Kapıyı açtığımda karşımdaki kadını tanımam birkaç saniye sürdü. Üzerinde krem rengi bir pardösü, elinde büyükçe bir bez çanta vardı. Saçları eskisine göre kısalmıştı ama gözlerinin içindeki sıcaklık hiç değişmemişti. “Leman?” dedim şaşkınlıkla. Kadın gülümsedi. “Kâmile abla, beni gerçekten unuttuğunu sanmıştım.” Leman, yıllar önce mahallemizdeki sağlık ocağında hemşire olarak çalışmış, ardından başka bir ilçeye taşınmıştı. Eşimin hastalığı sırasında bana çok destek olmuştu. Onu en son yaklaşık on yıl önce görmüştüm. Arkasında kardeşim Nihat, görümcem Afife ve iki yeğenim duruyordu. Sinan'ın arabası da sokağın başına yeni girmişti. “Ne oluyor burada?” diye sordum. Nihat elindeki telefonu gösterdi. “Ablacığım, senin evinle ilgili bir paylaşım dönüyor. Sinan'a da komşulardan biri göndermiş. Biz de görünce geldik.” Telefonu aldım. Ekranda evimin bahçe duvarı görünüyordu. Duvarın dibindeki çatlakların fotoğrafları çekilmiş, altına mahallemizin eski evlerinin tehlikeli durumda olduğu ve yalnız yaşayan yaşlıların yardım beklediği yazılmıştı. Fotoğraflardan birini hemen tanıdım. Geçen hafta belediyeye başvuru yaparken çekmiştim. Ama ben onları herhangi bir sosyal medya hesabına koymamıştım.