Benden 40 Yaş Büyük Birisiyle Evlendim

Dudaklarındaki o kıvrım midemi bulandırdı. “Sana yardım ettim Aylin,” dedi sakin bir şekilde. “O beş para etmez, zayıf kocandan seni kurtardım. O adam seni hak etmiyordu, seni beş kuruşa sattı! Ama ben seni hak ediyorum. Çocuklar da o okulda harika bir eğitim alacaklar. Onlar için de en iyisi bu. Sadece ikimiz kalacağız. Kusursuz bir hayatımız olacak. Şimdi o dosyayı bana ver ve yatağımıza dönelim.” Üzerime doğru bir adım daha attığında, elimdeki telefonun ekran ışığını yaktım ve geri çekildim. “Polisi aradım!” diye bağırdım. Sesim hayatımda hiç olmadığı kadar kararlı ve vahşi çıkıyordu. O an bir anne kaplan gibiydim; yavrularını korumak için dünyayı yakmaya hazır bir anne. “Şu an yoldalar. Seni asılsız ihbarlarla oyalayamayacakları bir arkadaşıma mesaj attım. Bu dosyadaki her şey, senin bir sapık ve suçlu olduğunu kanıtlıyor.” Gözlerindeki o soğukkanlı ifade bir an için sarsıldı. Bunu beklemiyordu. Benim pısırık, korkak, onun parasına ve gücüne boyun eğecek çaresiz bir kadın olduğumu sanıyordu. Şaşkınlığından faydalanıp yanından hızla geçtim. Merdivenlerden o şık gelinlik ayakkabılarıyla nasıl uçarak indiğimi, dış kapıyı nasıl ardına kadar açıp kendimi gecenin karanlığına attığımı hatırlamıyorum bile. Sokağın başına kadar durmadan koştum. Dosyayı canımdan bir parçaymış gibi sıkıca göğsüme bastırıyordum. Ertesi sabah polis merkezindeydim. Haldun’un sahip olduğu nüfuzu ve parayı kullanarak bu işin içinden kolayca sıyrılacağını düşünmüştüm ama yanılmıştım. Elimdeki şantaj sözleşmesi, gizli çekilmiş çocuk fotoğrafları ve rüşvet belgeleri o kadar ağırdı ki, şirketindeki en sadık ortakları bile itibarlarını kurtarmak için onu anında yüzüstü bıraktı.O görkemli şatoda başlayan rüya düğün, sadece birkaç saat içinde onun için parmaklıklar ardında son bulan bir kabusa dönüşmüştü. Beni kendi kanından olan çocuklarıyla birlikte üç kuruşa satan eski kocam Tarık mı? O da bu pisliğin, bu suç ortaklığının bedelini ağır ödedi. Elde ettiği o haram parayla kurduğu sahte hayat, polisler kapısına dayandığında başına yıkıldı. Ben ise çocuklarımla birlikte yeni bir güne uyandım. Belki altımızda son model bir araba ya da yaşadığımız lüks bir köşk yoktu. Ama kendi ayaklarımın üzerinde durduğum, yalanlardan, hastalıklı saplantılardan uzak, tertemiz ve gerçek bir hayatımız vardı. Artık çok iyi biliyordum; benim hayatımı kurtaracak beyaz atlı bir prens ya da zengin bir kahramana ihtiyacım yoktu. Kendi hikayemin, çocuklarımın tek ve en güçlü kahramanı sadece bendim.