Beni Garson Sanıp Yatta Aşağıladılar
Sade bir kafede yarı zamanlı çalışan Sena, sekiz aydır sevgilisi Kaan ile mutlu bir ilişki yaşadığını düşünüyordu. Ancak Kaan’ın varlıklı ailesi, Sena’yı yalnızca önlüğüyle gördüğü için onu maddi durumu yetersiz, sıradan bir genç kadın sanıyordu. Oysa kimse onun gerçek hayatını, yönettiği yatırımları ve kurduğu finans şirketini bilmiyordu. Bir yaz günü aile, İstanbul Boğazı’nda lüks yatlarında büyük bir davet düzenledi. Davete katılan iş insanları, seçkin misafirler ve aile dostları arasında Sena da bulunuyordu. Kayınvalide adayı Emine, genç kadını sürekli küçümseyen sözler söylüyor, garsonluk yapmasını alay konusu haline getiriyordu. Sonunda elindeki içeceği bilerek Sena’nın üzerine dökerek herkesin önünde onu küçük düşürmeye çalıştı. “Yerleri silmeye alışkınsın, bunu da temizlersin.” diyerek kahkahalar attı. Sena ise sessiz kaldı. Çünkü insanların karakterini en çok, kendilerini güçlü sandıkları anlarda gösterdiklerini biliyordu. Kaan ise tüm olanları izlediği hâlde annesine tek kelime bile söylemedi. Sessiz kalmayı tercih etti. O an Sena için her şey değişti. Sevginin, yalnızca özel anlarda değil, herkesin önünde de insanın yanında durabilmek olduğunu anladı. Sena telefonunu çıkardı. Masadakiler onun yardım isteyeceğini düşündü. Kaan’ın babası Cem, “Bu yat bana ait.” diyerek alay etti. Sena ise sakin bir ifadeyle cevap verdi: “Aslında banka kredisiyle alınmış. Son üç taksidiniz ödenmedi.” Bu sözler masadaki herkesi susturdu. Çünkü Sena’nın kimsenin bilmediği bir sırrı vardı.