Bugün, neden kimsenin içeri giremeyeceğini herkes öğrenecek

2. BÖLÜM

Birkaç saniye boyunca kimseden ses çıkmadı. Sonra, her zamanki gibi Gülten sesini yükselterek kontrolü ele almaya çalıştı. “Bir şeyler uydurma! Tüm aile burada! Bunu yapmaya hakkın yok!” “Olay çıkaran ben değilim,” diye yanıtladım. “Siz bu işi, evime gizlice girip kişisel belgelerimi karıştırmaya karar verdiğiniz an başlattınız.” Selim araya girmeye çalıştı. “Meryem, lütfen… Baş başa konuşalım.” Kuru bir kahkahayla cevap verdim. “O iş geçti. Herkes bunu duyacak. Çünkü herkes, senin ve annenin daha şimdiden benden almayı planladığınız bir evde kutlama yapmaya geldi.” Fısıltılar yayıldı. Halalardan biri ne demek istediğimi sordu. Bir kuzen dişlerinin arasından bir şeyler mırıldandı. Gülten beni nankörlükle suçlamaya, abarttığımı söylemeye ve bana her zaman aileden biriymişim gibi davrandıklarını iddia etmeye başladı. Ben de onlara her şeyi anlattım. “Sekiz gün önce Selim’i tapu belgelerimi karıştırırken yakaladım. Öyle tesadüfen değil; sahipliği devretmek için tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu arıyordu. Bunlar tahmin de değil. Avukatımda mesajlarınızın, kayıtlarınızın ve yazışmalarınızın ekran görüntüleri var.” “Yalan!” diye bağırdı Gülten. “Yalan mı?” dedim sakince. “Peki ya ona, ‘O ev her ikinizin de adına geçtiğinde, kimin patron olduğunu nihayet anlayacak,’ dediğin ses kaydına ne demeli?” Ortalık karıştı. Sesler onu sorgulamaya başladı. Birisi sertçe adını söyledi. Selim ise mağlup bir sesle benim adımı fısıldadı. “Annem öyle demek istememiştir…” “Ne demek istediği umurumda değil. Bunu söylemiş olması ve senin de buna ortak olman umurumda.” Ardından gelen sessizlik ağır ve rahatsız ediciydi. Sonra son darbeyi vurdum. “Ve kilitleri sadece önlem olsun diye değiştirmedim. Geçen hafta evime izinsiz girildiği için değiştirdim.” Herkes dehşetle nefesini tuttu. “Kameralar her şeyi kaydetti. Senin ve Gülten hanımın çalışma odasına girişinizi, çekmeceleri açışınızı, belgeleri arayışınızı. Hepsi kayıtlı.” “Ne dediğini bilmiyorsun,” diye mırıldandı Selim ama sesi titriyordu. “Gayet iyi biliyorum. Elinde sarı dosyamı tuttuğunu gördüm. Tapuların olduğu çekmeceyi açışını gördüm. Annenin seni acele ettirdiğini gördüm.” Şimdi kendi aralarında tartışıyorlardı. Bazıları onu sorguluyor, bazıları ise geri çekiliyordu. Ama Gülten hâlâ kendini savunmaya çalışıyordu. “Ben oğlumu koruyordum!” “Zorla içeri girmek koruma değildir,” dedi kız kardeşlerinden biri. “Bize gerçeği söylemeliydin,” diye ekledi bir diğeri. Sonra köşeye sıkışan Selim konuştu: “Ne yapmak istiyorsun?” Ekrana baktım. Kaskatı kesilmiş, öfkeli ama korkmuş Gülten’e… Herkesin gözünden kaçan Selim’e… Kapımın önünde çöken o kutlama enkazına. Ve dedim ki: “Tartışmaya gelmedim. Kendimi korumaya geldim. Ve bugünden sonra… hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” Kimse cevap vermedi. Çünkü bunun sadece başlangıç olduğunu biliyorlardı.