Çocuğun Kaybolduğu Gün Çantasında Korkunç Bir Not Buldu

Okul da karıştı.

Emre'nin sınıf öğretmeni günlerdir kendini suçluyordu.

Çocuk bazen derse yorgun geliyor, bazen kollarındaki morlukları uzun kollu kıyafetlerle saklıyordu. Sessizleşmişti. Notları düşmeye başlamıştı. Ama herkes bunun ergenlik dönemi olduğunu sanmıştı.

Müdür, öğretmenleri toplantıya çağırdı.Bir çocuğun yardım çığlığını bir otobüs şoförü duyduysa, biz neden duyamadık? diye sordu.Odada uzun süre sessizlik oldu.

O günden sonra okulda yeni bir uygulama başlatıldı.

Öğrenciler ister isimlerini yazarak ister isimsiz şekilde yardım taleplerini bırakabilecekleri bir kutuya not bırakabilecekti.

Kutunun üzerine tek bir cümle yazıldı:

"Birisi seni dinliyor."

Bu fikri öneren kişi ise Emre olmuştu.

Aradan aylar geçti.

Mahkeme sonuçlandı.

Veysel ve birlikte hareket eden kişiler ağır cezalara çarptırıldı.

Emre'nin annesi tedavi ve destek programlarına alındı. Hayatını yeniden kurmaya çalışıyordu. Bu kolay değildi ama ilk kez korkmadan yardım isteyebiliyordu.

Emre ise koruyucu destek altında eğitimine devam etti.

Ve her sabah aynı durakta beklemeye başladı.

Ama artık saklanmıyordu.

Bir sonbahar sabahı Hasan otobüsü durağa yanaştırdı.

Kapı açıldı.

Emre içeri girdi.

Üzerinde temiz okul forması vardı.

Saçları düzgün taranmıştı.

Yüzündeki morluklar çoktan geçmişti.

Otobüse biner binmez kartını okuttu ve her zamanki yerine yürüdü.

Hasan aynadan ona baktı.Günaydın, delikanlı.Emre gülümsedi.Günaydın Hasan Amca.

Bu sıradan bir selamlaşma gibi görünüyordu.

Ama ikisi de bunun ne kadar değerli olduğunu biliyordu.

Otobüsteki yolcuların bazıları onları tanıyordu.

Neriman Abla hâlâ aynı koltuğa oturuyordu.

Kasklı adam yine işe gidiyordu.

Hatta bakkal bile birkaç durak sonra bindi.

Bu kez Emre'yi görünce başını eğmedi.

Yanına gidip sessizce konuştu.Özür dilerim evlat.Emre birkaç saniye düşündü.

Sonra sadece:Tamam, dedi.Bazen affetmek, unutmak değil; yükü taşımayı bırakmaktır.

Yıllar geçti.

Hasan emekli oldu.

Son sefer günü geldiğinde otobüs ağzına kadar doluydu.

Yolcular ona çiçekler getirmişti.

Müdür konuşma yaptı.

Mesai arkadaşları sarıldı.

Hasan teşekkür edip yerine oturacaktı ki kalabalığın arasından genç bir adam çıktı.

Uzun boylu, düzgün giyimliydi.

Elinde bir dosya vardı.

Hasan onu hemen tanıdı.

Emre.

Artık on üç yaşında bir çocuk değil, yirmili yaşlarında genç bir adam olmuştu.Hasan Amca, dedi.Hoş geldin oğlum.Sana bir şey göstermek istiyorum.Dosyayı açtı.

İçinde bir kimlik kartı vardı.

Hasan gözlüğünü takıp dikkatlice baktı.

Kartın üzerinde şunlar yazıyordu:

"Çocuk Koruma ve Sosyal Hizmet Uzmanı"

Hasan'ın gözleri doldu.Demek başardın...Emre başını salladı.Senin yüzünden.Hayır oğlum. Sen başardın.Emre gülümsedi.Belki. Ama biri beni o gün beklemeseydi, bugün burada olmazdım.

Otobüsün içi sessizleşti.

Birçok yolcu gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu.

Emre cebinden eski, katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Hasan onu hemen tanıdı.

Yıllar önce okul çantasından çıkan o nottu.

Kenarları yıpranmıştı.

Emre notu açtı ve yüksek sesle okudu:

"Hasan Amca, yarın otobüse gelmezsem beni arar mısın?"

Sonra kâğıdı dikkatlice kapattı.O gün bir dakika bekledin.Evet.Ama o bir dakika benim bütün hayatımı değiştirdi.

Hasan cevap veremedi.

Çünkü bazen insan, yaptığı iyiliğin büyüklüğünü yıllar sonra öğrenir.

Otobüs durağında başlayan o küçük dikkat, bir çocuğu kurtarmıştı.

O çocuk büyümüş, şimdi başka çocukları koruyan bir adama dönüşmüştü.

Ve Hasan o gün anladı ki;

Bazen dünyayı değiştiren şey büyük kahramanlıklar değildir.

Bazen sadece birinin yokluğunu fark etmek, bir dakika beklemek ve "Neden gelmedi?" diye sormaktır.