DOĞUM SIRASINDA BEBEĞİMİ KAYBETTİĞİMİ SÖYLEDİLER

"ANNE, LÜTFEN BABAMA SÖYLEME! O KADINI SEN DE TANIYORSUN. AMA BABAM BENİ ONU GÖRÜRKEN YAKALADIĞINDA, SANA ANLATIRSAM BENİ DE GÖTÜRECEKLERİNİ SÖYLEDİ!" Oğlumun söylediklerini duyduğumda gözlerimi kapıda duran kocamdan ayıramadım. Barlas'ın yüzündeki ifade, sekiz yıllık evliliğimiz boyunca hiç görmediğim türdendi. Sanki yıllardır sakladığı bir sır, tam o anda ortaya çıkmak üzereydi. "Doruk ne anlatıyor, Barlas?" diye sordum. Kocam cevap vermek yerine oğlumu işaret etti. "Çocuk zaten kardeşinin ölümünden çok etkilendi. Hayal gördüğü şeylere inanacak değilsin herhalde?" Ancak Doruk titreyerek arkamdan çıktı. "Yalan söylemiyorum! Kadını tanıyorum!" Barlas bir anda sesini yükseltti. "Odana git!" Oğlum korkuyla sıçradı. İşte o anda bir şey fark ettim. Doruk babasından yalnızca korkmuyordu. Ondan sakladığı bir şey daha vardı. Barlas mutfağa geçtiğinde oğlumun ellerini tuttum. "Kadının kim olduğunu bana söylemelisin." Doruk gözyaşlarını silerek fısıldadı: "Anne... Geçen yıl evimize gelen, seninle sürekli tartışan kadın vardı ya..." Kalbim duracak gibi oldu. "Halana mı benziyordu?" Doruk başını salladı. "Evet. Babamın ablası Feray hala." Bir anlığına odanın duvarları üzerime yıkıldı. Feray'la yıllardır anlaşamıyorduk. Özellikle ikinci kez hamile kaldığımı öğrendikten sonra bana karşı davranışları iyice değişmişti. Sürekli ailemizi eleştiriyor, Doruk'u yeterince iyi yetiştirmediğimi söylüyordu. Üstelik kendisi yıllardır çocuk sahibi olamıyordu. Ancak kendi kardeşinin bebeğini kaçırmak... Böyle korkunç bir şeyi nasıl yapabilirdi? O gece Barlas uyuyana kadar bekledim. Ardından sessizce çalışma odasına girerek bilgisayarını açtım. Şifresini değiştirmemişti. Banka hesabını kontrol ettiğimde gördüğüm para transferiyle dizlerimin bağı çözüldü. Doğum yaptığım gece Feray'ın hesabına tam 850 bin TL gönderilmişti. Açıklama bölümünde yalnızca iki kelime yazıyordu: "Aile meselesi." Telefonumla ekranın fotoğrafını çektim. Sonra e-postalarını araştırmaya başladım. Silinmiş mesajlar klasöründe Feray'dan gelen bir mesaj buldum. "Her şey konuştuğumuz gibi ilerleyecek. Hastanedeki kadınla ben ilgileneceğim. Yalnızca eşinin hiçbir şey hatırlamadığından emin ol." Mesajı üç kez okudum. Hastanedeki kadın kimdi? Tam o sırada çalışma odasının kapısı açıldı. Barlas karşımdaydı. "Ne yapıyorsun sen?" Bilgisayarı kapatmaya fırsat bulamadım. Ekrana baktığında bütün gerçeği öğrendiğimi anlamıştı. "Bebeğim nerede?" diye bağırdım. Barlas bir süre konuşmadı. Ardından sandalyeye oturdu ve başını ellerinin arasına aldı. "Her şey senin düşündüğün gibi değil." "Öyleyse anlat!" Gözleri doldu. "Feray'ın çocuğu olmayacağını biliyorsun. Evliliği de bu yüzden bitmek üzereydi." Söylediklerine inanamıyordum. "Bu yüzden benim bebeğimi mi verdin?" "Ben kimseye bebeğimizi vermedim!" Sonra hayatımın ikinci büyük darbesini aldım. Barlas, doğum sırasında kızımızın sağlıklı dünyaya geldiğini itiraf etti. Ancak geçirdiğim kanama nedeniyle doktorlar benim hayatımı kurtarmaya çalışırken Feray hastaneye gelmişti. Kocamın anlattığına göre Feray, doğum servisinde çalışan eski bir tanıdığıyla anlaşmıştı. Bebeğimizin öldüğüne ilişkin sahte belgeler hazırlanmıştı. Barlas başlangıçta karşı çıktığını söyledi. Ancak Feray'ın yıllar önce yaptığı bazı yasa dışı işlemleri bildiğini ve kendisini polise ihbar etmekle tehdit ettiğini anlattı.