Doğum yaparken kocam arkadaşlarıyla eğlenmeye gitti

Aradan altı yıl geçti. Kızımız Elif artık ilkokula başlamıştı. Neşeli, meraklı ve hiç susmayan bir çocuktu. Gülten Anne ise doksan altı yaşına gelmişti. Adımları biraz yavaşlamış, bastonuna biraz daha fazla yaslanmaya başlamıştı ama zihni hâlâ eskisi kadar keskin, dili ise her zamanki kadar sivriydi. Bir gün okulda "Aile Ağacı" ödevi verilmiş. Akşam salondaki halının üzerine oturmuş, renkli kalemlerle çizim yapıyordu. "Anne?" dedi. "Efendim canım?" "Benim kahramanım kim?" Gülümsedim. "Kahramanın mı?" Başını salladı. "Öğretmen herkesin bir kahramanı olduğunu söyledi." Tam cevap verecekken Gülten Anne koltuğundan seslendi. "Tabii ki benim." Elif kahkahayla güldü. "Babaanne, sen zaten her şeyin cevabını kendin veriyorsun." "O yaşa gelince sen de verirsin." Hepimiz güldük. Bir süre sonra Elif elindeki resmi getirip kucağıma bıraktı. Resimde annesi, babası ve büyükbabaanne vardı. Ama ortadaki kişi Gülten Anne'ydi. Başında küçük bir taç çizmişti. Altına da çocuk yazısıyla şunu yazmıştı: "Bizim ailemizi kurtaran kişi." Gülten Anne gözlüğünü takıp yazıyı okumaya çalıştı. Okuyunca önce boğazını temizledi. Sonra yüzünü başka tarafa çevirdi. Çünkü gözleri dolmuştu. "Saçmalık," dedi. Ama sesi titriyordu. Mert yanına gidip omzuna dokundu. "Hayır babaanne," dedi sessizce. "Bu kez haklı." Odada kısa bir sessizlik oldu. Yıllar önce doğum günü gecesini düşündüm. Kırılan bardağı. Boş evi. Korkumu. Ambulans sirenlerini. Ve hastane odasında elimi bırakmayan o yaşlı kadını. O gece hayatımın en zor gecesiydi. Ama aynı zamanda bana gerçek ailenin ne olduğunu öğreten geceydi. Aile bazen seni dünyaya getiren insanlar değildi. Bazen yanında kalmayı seçen insandı. O akşam Elif uyuduktan sonra Gülten Anne'nin yanına oturdum. Elimi elinin üzerine koydum. "Teşekkür ederim," dedim. Kaşlarını çattı. "Neye?" "Her şeye." Birkaç saniye sustu. Sonra elimi sıktı. "Sana bir şey söyleyeyim mi kızım?" "Söyle." "Ben o gece seni kurtarmaya gelmedim." Şaşkınlıkla baktım. "Ne demek bu?" Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. "Sen zaten güçlüydün. Ben sadece bunu tek başına yapmak zorunda kalmaman gerektiğini biliyordum." Gözlerim doldu. O da başını omzuma yasladı. Ve o anda anladım ki... Bazı insanlar hayatımıza geç gelir. Ama geldikleri anda eksik olan bütün parçaları tamamlarlar. Kızım büyüdüğünde doğduğu geceyi sorarsa ona gerçeği anlatacağım. Babasının hata yaptığını da anlatacağım. Ama daha önemlisi, büyükbabaanesinin karanlık bir gecede bir ışık gibi yanımızda durduğunu anlatacağım. Çünkü bazı insanlar kan bağıyla değil, kalpleriyle aile olurlar. Ve bizim ailemizin kalbi, o gece hastane odasında elimi tutan doksan yaşındaki bir kadındı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.