Hayalini kurduğum evi alabilmek için tam 12 yıl boyunca

“Çünkü salonun ortasında onu bekleyenlerin kim olduğunu görmüştü.” Koray kapının eşiğinde taş kesilmişti. Arkasında annesi, babası ve Derya ellerinde bavullarla bekliyordu. Bahçedeki nakliye aracının şoförü ise motoru kapatmış, ne yapacağını anlamaya çalışıyordu. Salonun ortasında üç kişi vardı. Avukatım Aslı Demir. Tapu işlemlerimi başından beri takip eden gayrimenkul danışmanım Murat Bey. Ve sabah kapıma gelen takım elbiseli adam. Adamın adının Eren Koç olduğunu biraz önce öğrenmiştim. Koray’ın son haftalarda görüşmeler yaptığı hukuk bürosunda çalışan bir icra ve gayrimenkul danışmanıydı. Koray ilk olarak ona baktı. Sonra masanın üzerindeki evraklara. En son bana. “Bu ne?” dedi. Sesinde birkaç saat önceki o buyurgan tondan eser yoktu. Kapının yanında duruyordum. “İçeri gel,” dedim. “Madem bu evin senin olduğunu düşünüyorsun, kendi evinde yapılan toplantıyı kaçırmak istemezsin.” Kayınvalidem Nermin Hanım hemen öne çıktı. “Selin, bu nasıl karşılama? İnsan bir hoş geldiniz der.” Bakışlarımı ondan ayırmadan cevap verdim. “Size henüz hoş geldiniz demedim.” Koray bana sertçe baktı. “Annemle böyle konuşma.” Aslı ayağa kalktı. “Koray Bey, bence şu anda kimin kiminle nasıl konuştuğundan daha önemli meselelerimiz var.” Koray onu tanıyordu. Nikâhtan önce hazırlanan mal ayrılığı sözleşmesinde benim avukatım Aslı değildi ama şirketimin satış sürecinden beri bütün hukuki işlerimi o yürütüyordu. “Aslı burada ne yapıyor?” “Ben çağırdım.” “Neden?” Masaya doğru yürüdüm. Sabah bulduğum sözleşmeyi önüne koydum. “Bunu bana sen anlat.” Koray belgeyi görür görmez yüzünün rengi değişti. Yalnızca bir saniyeydi. Ama gördüm. O bir saniye bana her şeyi anlatmaya yetmişti. Belgenin varlığını biliyordu. Derya arkasından uzanıp bakmaya çalıştı. “Ne belgesi o?” Koray hızla dosyayı kapattı. “Hiçbir şey.” “Hiçbir şeyse neden saklıyorsun?” dedim. Babası Cengiz Bey sabırsızlandı. “Koray, bize alt kattaki bölümün hazır olduğunu söylemiştin. Eşyalar dışarıda bekliyor.” Koray gözlerini benden ayırmadan, “Hazır zaten,” dedi. “Hayır,” dedim. “Değil.” Nermin Hanım kahkaha attı. “Allah aşkına Selin, bu kadar çocuklaşma. Kocanın anne babasıyız. Birkaç oda için kavga mı çıkaracaksın?” Aslı önümdeki dosyalardan birini açtı. “Mesele birkaç oda değil.” Koray ona döndü. “Bu bir aile meselesi.” Aslı sakinliğini bozmadı. “Hayır. Artık hukuki bir mesele.” Salondaki hava bir anda değişti. Eren Bey, sabah getirdiği evrakı masaya bıraktı. “Koray Bey, sanırım benim burada olmamdan da memnun değilsiniz.” Koray gözlerini kıstı. “Sen neden geldin?” “Çünkü çalıştığım büroya sizin tarafınızdan verilen dosyada ciddi tutarsızlıklar tespit edildi.” Nermin Hanım oğluna baktı. “Hangi dosya?” Koray cevap vermedi. Aslı araya girdi. “Koray Bey yaklaşık iki hafta önce, bu ev üzerinde aile üyelerinin mali katkısı bulunduğunu ileri süren bir hukuki hazırlık başlatmış.” Derya’nın elindeki bavul yavaşça yere indi. “Ne?” Koray hemen konuştu. “Hazırlık sadece. Hiçbir şey yapılmadı.” “Yapılmaya çalışıldı,” dedim. Masadan banka dökümlerini aldım. “Aile hissesi – ön ödeme.” Cengiz Bey kaşlarını çattı. “Ne demek o?” Belgeleri ona uzattım. “Koray son üç haftadır ortak hesabımızdan başka bir hesaba para aktarıyor. Sonra o para sizin tarafınızdan bu eve yapılmış katkı gibi gösterilecekmiş.” Cengiz Bey bir süre kâğıda baktı. Ardından oğluna döndü.