Hemen ardından hastaneye çiçek yolladı

BÖLÜM 1 —Onu öldürmeyin. Bana bir daha kafa tutmaması gerektiğini öğrenmesi yeterli. Montiel Kulesi’nin yeraltı otoparkında bilincimi kaybetmeden önce duyduğum son cümle buydu. Hastanede uyandığımda 3 kaburgam kırıktı, sol omzum hareket edemiyordu ve sağ gözüm o kadar şişmişti ki zar zor açabiliyordum. Masanın üzerinde bir buket beyaz zambak ve çok iyi tanıdığım bir el yazısıyla yazılmış bir not vardı: “Çabuk iyileşmen dileğiyle. Alejandro.” Alejandro Montiel benim kocam oluyordu. Aynı zamanda 4 korumasına beni dövmeleri için emir veren adamdı. Önceki gece onu ofisinin özel salonunda, Nuevo León’lu güçlü bir iş adamının kızı olan Selin Salgado ile yakalamıştım. Üzerinde bir hafta önce benim satın aldığım ceketle tıpatıp aynısı vardı. Beni gördüğünde yerinden bile kıpırdamadı. Sanki izinsiz içeri girmiş bir hizmetçiymişim gibi gülümsedi. Kendimi kaybettim ve bir tokat attım. Alejandro ne olduğunu sormadı. Tartışmayı durdurmaya çalışmadı. Sadece asla unutmayacağım bir küçümsemeyle bana baktı ve şöyle dedi: —Çıkarın bunu buradan. Saatler sonra, ben yerdeyken nefes almaya çalışırken, o çoktan Selin ile nişanını hazırlamak için İstanbul’a doğru yola çıkmıştı. Hemşire serumumu yeni değiştirmişti ki, Alejandro’nun kişisel asistanı Murat Demir içeri girdi. Üzerinde kusursuz bir takım elbise, elinde gri bir dosya vardı; bir şirketin iflasını açıklayan o bildik ifade yüzündeydi. —Valeria Hanım… pardon, Bayan Cruz. Sayın Montiel bunu size iletmemi istedi. Boşanma protokolünü bacaklarımın üzerine bıraktı. Alejandro, 3 yıllık evlilik için tazminat olarak 200.000 TL teklif ediyordu. Daire, arabalar ve hesaplar onun adına kayıtlıydı. Ayrıca cuma gününe kadar evi terk etmemi ve düğün günü annesinin bana verdiği bir bileziği geri vermemi şart koşuyordu. —Hepsi bu mu? —diye sordum. Murat sesini alçalttı. —Sayın Montiel, önümüzdeki cumartesi günü Bayan Salgado ile nişanlanacak. Ailesi, Montiel Grubu’na 500 milyon TL yatırım yapacak. Sizin vakarınızı korumanızı ve herhangi bir skandala yol açmamanızı bekliyor. Dudağımdaki yarayı açan bir kahkaha attım. 3 yıl boyunca Alejandro için yemek pişirmiş, annesinin çamaşırlarını yıkamış ve o “iyi bir eşin” çalışmaya ihtiyacı olmadığını söylediği için kariyerimden vazgeçmiştim. Annesi Türkan Hanım, her sabah saat 5’te kalkıp ona çorba hazırlamam için beni zorlardı ve bir keresinde ipek bir fuları buruşturduğum için beni diz çökmeye zorlamıştı. Şimdi ise oğlu beni hastanelik etmiş ve 200.000 TL ile sus payımı satın almaya çalışıyordu. Kalemi elime aldım. —Ona imzalayacağımı söyle. Ama tek bir kuruş bile istemiyorum. Murat bana sanki sayıklıyormuşum gibi baktı. O çıkar çıkmaz zambakları yere fırlattım. O sırada cep telefonum çaldı. Bilinmeyen bir numaraydı. —Valeria Cruz? —diye sordu yaşlı bir ses. —Evet. Kiminle görüşüyorum? —Soyadım Soylu. Senin büyükbabanım. Odada nefesimin kesildiğini hissettim. Annem 8 ay önce ölmüştü. Her zaman hiçbir ailemiz olmadığını söylemişti. Bana sadece tek bir uyarı bırakmıştı: “Bir erkeğin kim olduğunu unutturmasına asla izin verme.” Üç dakika sonra kapı açıldı. Yanında 6 korumasıyla kısa saçlı bir kadın girdi. Kendini, Uluslararası Soylu Holding’in kurucusu Sayın Erdem Soylu’nun özel sekreteri Elif Kaya olarak tanıttı. Önüme iki belge koydu. Solda, 200.000 TL’lik boşanma evrakı. Sağda ise, 42 milyar TL’yi aşkın bir holdingin %37’sinin sahibi olduğumu gösteren bir sertifika. —Anneniz 26 yıl önce aileden uzaklaştı —dedi Elif—. Ama siz her zaman tek varis oldunuz. Sayın Erdem, size ne yaptıklarını yeni öğrendi. Sizi eve getirmek istiyor. Boşanmayı tazminatı kabul etmeden imzaladım. Sonra Elif tıbbi dosyayı aldı, teşhisi okudu ve yüzü buz kesti. —Polisi aramamızı ister misiniz? Yerdeki parçalanmış zambaklara baktım. —Henüz değil. Önce Alejandro’nun kazandığını sanmasını istiyorum. Montiel ailesinden hiç kimse, yaşanmak üzere olan şeyi hayal bile edemezdi…