İntikamın Bayram Yemeği

“Oğlum olmadan elektrik faturanı bile ödeyemeyeceksin Meryem,” diye alay etti Neriman Hanım, Çağlayan Adliyesi’nin önünde. Yanında duran Murat ise sanki sırtından büyük bir yük kalkmış gibi gülümsüyordu.

Elimde küçük bir valiz, üzerimde sade krem rengi bir elbise vardı; boğazımda ise beş yıllık evliliğin düğümü kilitli kalmıştı. Ağlamadım. Tartışmadım. Sadece; her bayram yemeğinde, her pazar sofrasında, onlar statüden, topraktan ve nüfuzdan bahsederken benim sessizce hizmet ettiğim o ortamlarda bana yıllarca “fakir” diyen kadına baktım.

“Bakalım Karahanlı soyadı olmadan ne kadar hayatta kalacaksın,” diye ekledi Murat, pahalı ceketini düzelterek. “Annem haklı; sen hiçbir zaman bu seviyenin kadını olamadın.”

Bunu herkesin önünde söyledi; kuzenlerinin, kız kardeşi Pelin’in, hatta avukatın bile… Sanki beni aşağılamak boşanmanın rutin bir prosedürüydü. Yıllarca sessiz kalmıştım. Neriman Hanım’ın eşyalarımı karıştırmasını, Murat’ın insanlara beni sıradan bir hayattan “kurtardığını” anlatmasını, ailesinin bana sadece sessiz ve nazik olduğum için katlanmasını hep görmezden gelmiştim.

Ama o gün, asansörün kapıları açıldığında arkama döndüm.

“Bir konuda haklısınız,” dedim sakince. “Kimin kime muhtaç olduğunu anlamak için bir ay yeterli bir süre.”

Murat kahkahayı bastı. “Şimdi de nutuk mu çekiyorsun?”

“Hayır,” diye cevap verdim. “Sadece hepinizi yemeğe davet ediyorum. Bayramın ilk günü. Gösterişli bir şey değil. Sadece sizin paranız olmadan nasıl yaşadığımı görmeniz için.”

Neriman Hanım zalimce gülümsedi. “Sahi mi? Hangi kıytırık lokantada? Yoksa sırf numara yapmak için bir yer mi kiraladın?”

“Adresi göndereceğim,” dedim. Sonra yürüyüp gittim.

Dışarıda siyah bir araç bekliyordu. Şoför hürmetle kapıyı açtı. “Meryem Hanım, Çatalca’daki çiftliğe mi geçiyoruz?” “Evet Kemal Bey. Bitti.”

Araba hareket ederken derin bir nefes verdim. Artık Meryem Karahanlı diye biri yoktu. Tanımaya hiç tenezzül etmedikleri o kadın, yani Meryem Varol, geri dönmüştü.

Üç hafta sonra, Karahanlıların evine altın yazmalı, fildişi rengi kalın zarflar içinde davetiyeler ulaştı. Bunun bir şaka olduğunu düşündüler.

“Hepimiz gidiyoruz,” diye üsteledi Neriman Hanım. “Kendini rezil etmek istiyorsa, biz de orada olup izleyeceğiz.”

Böylece bayramın ilk günü Karahanlı ailesinin otuz iki üyesi, şık kıyafetler içinde, benim sözde çöküşüme gülmek için geldiler.

Ancak o siyah demir kapıya vardıklarında, güvenlik görevlisinin söylediği şey gülümsemelerini sildi: “Meryem Varol Hanımefendi’nin özel mülküne hoş geldiniz.”

Ve henüz hiçbir şey görmemişlerdi.