Kardeşimin Düğününe Gittim

'Antalya'dan sonra nerede yaşayacaksınız?' 'Annemle burada. Ama Şebnem başka ev alabileceğimizi söyledi.' 'Hangi parayla?' 'Babamın bıraktığı parayla. Şebnem zengin olduğumu söylüyor.' İçimde büyüyen öfkeyi bastırdım. 'Paranı neden kullanmak istiyor?' 'Artık evli olduğumuz için birlikte karar verecekmişiz. Ama hesapları o yönetecekmiş.' Tam o sırada annem içeri girdi. Yüzü solgundu. 'Kuzey, sana söylemediğim bir şey var. Geçen hafta Şebnem bazı belgeler getirdi. Taylan'ın parasını kendisinin yönetebileceğini söyledi.' 'İmzaladın mı?' 'Hayır. Okumak için sakladım.' Annem dolaptan sarı bir dosya çıkardı. İlk sayfada kapsamlı bir mali vekâletname taslağı vardı. Diğerinde Taylan hakkındaki vesayet kararının değiştirilmesi isteniyordu. Belgeler henüz geçerli bir yetki oluşturmuyordu. Ama Şebnem'in planı, düşündüğümden daha ciddi görünüyordu. Telefonum çaldı. Babamın eski avukatı Ragıp Bey arıyordu. 'Kuzey, mesajını aldım. Fon hesaplarında yetkisiz işlem görünmüyor. Fakat imzalanan belgeleri ve nikâhın resmî durumunu araştırmamız gerekiyor.' 'Yarın Antalya'ya gidecekler.' 'Önce Taylan'ın ne istediğini öğrenin. Gerekli hukuki adımları birlikte değerlendirelim.' Telefonu kapattığımda Taylan endişeyle bana bakıyordu. 'Kuzey, başım belada mı?' 'Hayır, dostum. Yanlış bir şey yaptığını düşünmüyorum.' 'Şebnem bana kızacak mı?' 'Bilmiyorum. Ama soru sormaya hakkın var.' Taylan cebinden katlanmış bir liste çıkardı. Üzerinde 'Balayında yapılacaklar' yazıyordu. Deniz görmek, balık yemek ve fotoğraf çektirmek gibi maddeler vardı. Sonuncusunu okuyunca boğazım düğümlendi: 'Kuzey'e telefon etmeyeceğim.' 'Bunu kim yazdı?' 'Şebnem söyledi. Balayında aile aranmazmış. Ben pazar günü seni aramak istedim. Kızdı.' 'Sen istediğin zaman beni arayabilirsin.' Bahçeye döndüğümüzde Şebnem, erkek kardeşiyle konuşuyordu. Bizi görünce sustular. 'Taylan'ın imzaladığı belgeleri görmek istiyoruz,' dedim. 'Çantamı karıştıramazsın!' 'Çantanı istemiyorum. Belgelerin örneklerini istiyorum.' Taylan öne çıktı. 'Ben de görmek istiyorum. Neye imza attığımı unuttum.' Şebnem sinirle dosyayı masaya bıraktı. Ragıp Bey'le görüntülü görüşme başlattık. Belgeler arasında otel rezervasyonu, evlilik hazırlığına ilişkin formlar, vekâletname taslağı ve Taylan'ın imzaladığı beyanlar vardı. Bir sayfada Şebnem, kendisini bütün mali işlemleri yürütmeye yetkili kişi olarak göstermişti. Ancak buna dayanak oluşturacak geçerli bir yetkilendirme bulunmuyordu. Ragıp Bey, 'Bu evraklarla fon hesabından para çekemez. Yine de başka kurumlara başvurulup başvurulmadığını araştırmalıyız,' dedi. Şebnem bağırdı. 'Hepiniz ona çocuk muamelesi yapıyorsunuz!' 'Hayır,' dedim. 'Taylan yetişkin. Bu yüzden onun ne istediğini dinliyoruz. Ama anlamadığı belgeleri imzalatmak doğru değil.' Taylan sessizliği bozdu. 'Şebnem, Antalya'dan nasıl döneceğim?' Kadın bir an duraksadı. 'Sonra bakacaktık.' 'Ben sana sormuştum. Cevap vermemiştin.' Şebnem'in kardeşi öfkeyle kapıya yöneldi. 'Düğünü mahvettiniz. Gidiyoruz.' Şebnem, Taylan'a döndü. 'Benimle geliyorsan şimdi gel.' Kardeşim ellerini kenetledi. 'Ben biraz düşünmek istiyorum.' Şebnem cevap vermeden ayrıldı. Annem sandalyeye oturup ağlamaya başladı. Taylan yanıma geldi. 'Kuzey, düğün bitti mi?' 'Bugünkü kutlama bitti. Resmî olarak ne olduğunu araştıracağız.' 'Ben evlenmek istemiştim. Herkes gibi. Kötü bir şey mi yaptım?' 'Hayır. Evlenmek ve sevilmek istemen kötü değil.' Gözleri doldu. 'Peki Şebnem beni seviyor mu?' Buna kesin cevap veremezdim. 'Sence seni dinliyor mu? İstemediğin bir şeye hayır dediğinde kabul ediyor mu?' Taylan uzun süre düşüncelere daldı. Ertesi sabah Ragıp Bey'in ofisine gittik. Resmî evlilik kaydının araştırılması için başvurular hazırlandı. Bahçedeki törenin hukuken geçerli bir nikâh oluşturup oluşturmadığı henüz bilinmiyordu. Türkiye'de geçerli evlilik için yetkili evlendirme memuru önünde gerekli işlemlerin yapılması gerekiyordu. Şebnem'in kardeşinin internet üzerinden tören yönetmesi tek başına yeterli değildi. Bankaya da mevcut mahkeme kararı bildirildi. Yetkisiz mali işlem girişimlerine karşı gerekli kontroller istendi. Fon hesaplarında herhangi bir kayıp görünmüyordu. Taylan, kendi isteğiyle bağımsız bir uzmanla görüştü. Amaç onun yerine karar vermek değil, evlilikle ilgili düşüncelerini ve anlayışını bireysel olarak değerlendirmekti. Görüşmede Şebnem'i sevdiğini, onunla dans etmekten hoşlandığını ama parasını neden yönetmek istediğini anlamadığını anlattı. Antalya'dan dönememekten korktuğunu da söyledi. İki gün sonra Şebnem, anneme mesaj gönderdi. Taylan'la görüşmek istiyordu. Görüşmeyi Taylan'ın kabul ettiği tarafsız bir yerde yaptık. Şebnem yorgun görünüyordu. 'Ben seninle evlenmek istedim,' dedi. Taylan doğrudan sordu. 'Neden dönüş biletim yoktu?' Şebnem gözlerini kaçırdı. 'Bir süre Antalya'da kalmanı düşünmüştüm. Ben dönüp işlerimi halledecektim.' 'Bunu neden söylemedin?' 'Gitmek istemeyeceğinden korktum.' 'Benim ne istediğimi sormadın,' dedi Taylan. Şebnem sustu. Sonra babamızın bıraktığı parayla rahat bir hayat kurabileceklerini düşündüğünü itiraf etti. Fonun kullanım koşullarını bilmediğini savundu. Ragıp Bey, geçerli yetki olmadan hiçbir mali işlem yapamayacağını açıkladı. Belgelerin ayrıca inceleneceğini söyledi. Şebnem, hazırladığı evrakları kullanmayacağına ilişkin yazılı beyanda bulundu. Görüşme biterken Taylan ona baktı. 'Ben seninle yine dans edebilir miyim?' Şebnem'in gözleri doldu. 'Bilmiyorum.' 'Ben de bilmiyorum,' dedi Taylan. 'Biraz yalnız düşünmek istiyorum.' Kadın ayrıldı. Kardeşim arkasından gitmedi. Sonraki haftalarda resmî kayıtlarda geçerli bir nikâh bulunmadığı ortaya çıktı. Bahçedeki tören sembolikti. Şebnem'in kardeşi de resmî nikâh kıyma yetkisi olmadığını kabul etti. Taylan'ın imzaladığı mali evrakların geçerli yetki oluşturmadığı belirlendi. Fon güvendeydi. Herhangi bir parasal kayıp tespit edilmedi. Londra'ya dönüşümü erteledim. Annemle uzun uzun konuştuk. 'Onun yalnız kalmasından korkuyorum,' dedi. 'Bizden sonra ne yapacak?' 'Taylan'ın yalnız kalmaması için hayatını birine teslim etmemiz gerekmiyor. Kendi seçimlerini yapabilmesi için yanında olmalıyız.' Annem başını eğdi. 'Mutlu olsun isterken onu yeterince dinlememişim.' Ertesi hafta Taylan'ın isteğiyle Antalya'ya gittik. Annem de geldi. İlk uçak yolculuğunda kardeşim pencere kenarına oturdu. Uçak yükselirken elimi tuttu. 'Kuzey, bulutların üstündeyiz!' Gülümsedim. 'Evet, dostum.' Üç gün boyunca denizi izledi, balık yedi, sahilde yürüdü ve fotoğraflar çektirdi. Dönüş günü biletlerimizi gösterdim. Üç isim yazıyordu: Güzin Tanyel, Kuzey Tanyel ve Taylan Tanyel. Kardeşim kendi adını parmağıyla takip etti. 'Benim de dönüş biletim var.' 'Elbette var.' 'Çünkü nereye gideceğimi bilmek istiyorum.' Balıkesir'e döndüğümüzde marketteki işine devam etti. Bir müzik topluluğuna katıldı. Kendi tercihlerini daha rahat ifade edebilmesi için bağımsız danışmanlık desteği almaya başladı. Ben Londra'ya döndüm. Artık yalnızca onun aramasını beklemiyor, ben de telefon ediyordum. Planlarını soruyor, kararlarını dinliyordum. Bir pazar saat tam dörtte aradı. 'Kuzey, konserimiz var. Annem geliyor. Sen de gelir misin?' 'Elbette gelirim.' Gülerek ekledi: 'Dönüş biletini unutma!' İkimiz de kahkahalarla güldük. Konser günü ilk sıraya oturdum. Taylan arkadaşlarının arasında şarkısını söyledi. Kimsenin onun adına konuşmasına ihtiyaç duymadan, kendi seçtiği yerdeydi. Şarkı bitince salon alkışlarla doldu. Kardeşim kalabalığın arasında bizi bulup gülümsedi. O an babamın bıraktığı en değerli mirasın para olmadığını anladım. Asıl önemli olan, Taylan'ın kendi hayatını kurabilmesi için güven içinde yaşamasıydı. Onu sevmek, bütün kararlarını onun yerine vermek değildi. Gerektiğinde yanında durmak, sesini duymak ve kendi yolunu seçmesine saygı göstermekti. Taylan sahneden inerken yanıma koştu ve bana sarıldı. Bu kez yüzünde ne korku ne de kararsızlık vardı. Yalnızca kendi hayatını yaşamanın verdiği mutluluk vardı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.