Kızım, mezuniyet töreninde beni değil
Beren devam etti: “Annem, babamın yıllarca kendisini yalnız hissettiğini biliyormuş. Bütün hayatını benim için feda ettiğini biliyormuş. Bir gün seni herkesin önünde gururlandırmamı istemiş.” Boğazım düğümlendi. “Beni neden bu kadar korkuttun?” diyebildim. Beren ağlayarak gülümsedi. “Çünkü seni şaşırtmak istedim.” Sonra Nihat Bey mektubun son sayfasını çevirdi. “Ve şimdi son kısmını okumam gerekiyor,” dedi. Herkes yeniden ona döndü. “Sevgili eşim… Eğer bir gün kızımız seni mezuniyet töreninde yanında yürütmek yerine başka birini seçerse, lütfen bunu kendine hakaret olarak görme.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. Nihat Bey devam etti: “Çünkü o gün yanında benim olmamı istemesinin sebebi, senin yıllardır onun için yaptıklarını herkesin önünde açıklamak olacak.” Gözlerimi kapattım. Mektubun son satırına geldiğinde Nihat Bey’in sesi titredi. “Beren’e söyle: Babası onun hayatındaki en büyük kahramandır. Ben yanında olamayacağım için üzülmüyorum. Çünkü onun yanında sen varsın.” Nihat Bey mektubu kapattı. Stadyum birkaç saniye boyunca tamamen sessiz kaldı. Sonra Beren sahneden indi ve bana doğru koştu. Bana sarıldığında yıllardır içimde taşıdığım bütün kırgınlıklar bir anda eridi. Kulağıma, “Mezuniyet törenimde seni seçmedim sanmıştın,” diye fısıldadı. “Meğer seni hayatımın en önemli yerine koymuşum.” Ben de ona sarıldım. “Bana bir daha böyle sürpriz yapma,” dedim, ağlayarak gülümsemeye çalıştım. Beren güldü. “Tamam baba.” O gün eve dönerken arabada uzun süre konuşmadık. Arka koltukta ise annesinin mektubu duruyordu. Yıllarca kendime verdiğim sözün aslında gerçekleştiğini o gece anladım. Beren annesini kaybetmişti. Ama annesinin sevgisini de, babasının fedakârlığını da hiçbir zaman kaybetmemişti. Ben ise yıllarca kızımı tek başıma büyüttüğümü sanmıştım. Meğer onun annesi, ölümünden sonra bile bizi bir arada tutacak son bir yol bırakmış. Ve o gün öğrendiğim en büyük gerçek şuydu: Bazen bir insanın sizi seçmediğini sandığınız an, aslında hayatının en önemli yerine sizi koyduğu andır. Beren’in mezuniyet fotoğrafında artık yalnızca iki kişi vardı. Beren ve Nihat Bey önde duruyordu. Ama fotoğrafın arka tarafında, gururdan ağlayan bir baba vardı. Ve kızım yıllar sonra o fotoğrafın arkasına tek bir cümle yazdı: “Babam, annemin bana bıraktığı en güzel emanetti.”