Kocam Beni Aldattı, Ailem Kapıdan Çevirdi

KOCAM BENİ ALDATTI, AİLEM KAPIDAN ÇEVİRDİ — AMA ERTESİ SABAH ÖĞRENDİĞİM SIR HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ “Babanın seni neden eve almadığını biliyorum. Sakın Sarp'a dönme. Yarın sabah, annenin yıllar önce sakladığı dosyayı görmen gerekiyor.” Telefonu elimde tutarken otel odasındaki saatin tik taklarından başka hiçbir ses duymuyordum. Mesajı gönderen kişi, çocukluğumun en yakın arkadaşı Ferda'ydı. Altı yıldır konuşmamıştık. Son görüşmemizde annem onun ailemize iftira attığını söylemiş, ben de hiçbir şey sormadan Ferda'yı hayatımdan çıkarmıştım. Hemen aradım. Üçüncü çalışta açtı. “Çocuklar yanında mı?” diye sordu. “Uyuyorlar. Ne dosyası bu, Ferda?” “Telefonda anlatamam. Sabah dokuzda eski belediye binasının karşısındaki kafeye gel. Bir de sakın babana haber verme.” “Beni korkutuyorsun.” “Keşke korkmana gerek olmasaydı,” dedi ve kapattı. O gece neredeyse hiç uyumadım. Sabah İdil'i uyandırdığımda gözlerini ovuşturup bana sarıldı. “Anne, artık evimiz yok mu?” “Var,” dedim. “Henüz nerede olduğunu bilmiyoruz, ama birlikte olduğumuz her yer bizim evimiz olabilir.” Çocuklarla kahvaltı yaptıktan sonra kliniğe telefon ettim. Müdürüm Aylin Hanım durumumu duyunca birkaç gün izin verdi. Çocukları, yıllardır güvendiğim komşumuz Sevim Teyze'ye bıraktım. Sarp'a nerede olduklarını söylememesini rica ettim. Sonra kafeye gittim. Ferda pencere kenarında oturuyordu. Masanın üzerinde kalın, kahverengi bir zarf vardı. Yüzündeki ifade, yıllar önce aramız açıldığında gördüğüm o çaresiz ifadeydi. “Önce şunu bil,” dedi. “Ben sana hiçbir zaman yalan söylemedim.” Zarfı açtım. İçinden eski bir tapu fotokopisi, banka dekontları ve annemin el yazısıyla hazırlanmış bir mektup çıktı. İlk sayfadaki isim beni şaşkına çevirdi. Benim adımdı. “Bu ne?” diye fısıldadım. “Büyükannen Saliha Hanım'ı hatırlıyorsun. Ölmeden önce İzmir'deki dairesini sana devretmişti. Üstelik kira gelirlerinin biriktirilmesini istemişti.” “Büyükannem o evi yıllar önce satmadı mı?” “Hayır. Sana öyle söylendi.”Belgeleri tekrar inceledim. Devir tarihi, ben üniversitede okurken yapılmıştı. Büyükannem bana bir keresinde, “Bir gün kimseye muhtaç kalmayacaksın,” demişti. Onun sadece beni cesaretlendirdiğini sanmıştım.“Peki bu belgeler sende ne arıyor?” Ferda derin bir nefes aldı. “Annen, büyükannenin ölümünden sonra babanın o daireyi yönetmesine razı olmuş. Ben o sırada muhasebe bürosunda çalışıyordum. Kira gelirleriyle ilgili tutarsızlıkları fark ettim. Sana söylemeye çalıştım. Baban öğrenince beni hırsızlıkla suçladı. Annen de onu doğruladı.” Altı yıl önceki tartışmayı hatırladım. Ferda ağlayarak bana bir şeyler anlatmaya çalışmış, babam ise onun ailemizin parasına göz diktiğini söylemişti. “Bunları neden şimdi getirdin?” diye sordum. “Çünkü geçen hafta baban bizim büroya geldi. Dairenin satışı için yeni bir vekâletname hazırlatmak istiyordu. Senin imzan gerekiyordu. Daha kötüsü, Sarp da yanındaydı.” Kalbim hızlandı. “Sarp mı?” Ferda başını salladı. “Babanın, senin eve döneceğinden emin olduğunu duydum. ‘İki gün zorlanır, sonra kocasına sığınır. O zaman belgeleri imzalatırız,’ dedi.” O an babamın yüzüme kapattığı kapının sesi yeniden kulaklarımda yankılandı. Mesele yalnızca el âlemin ne diyeceği değildi. Çaresiz kalmamı istiyorlardı. Telefonum titredi. Sarp arıyordu. Cevap vermedim. Ardından mesaj geldi: “Çocukları alıp hemen eve dön. Babanla konuştum. Hepimiz senin iyiliğini düşünüyoruz.” Ferda ekrana baktı. “Bir avukata gitmeliyiz,” dedi.Aynı öğleden sonra avukat Nalan Hanım'ın ofisindeydik. Belgeleri tek tek inceledi. Dairenin hâlâ benim adıma kayıtlı olduğunu doğrulamak için resmi tapu kayıtlarının alınması gerektiğini söyledi. Gelirlerin nereye aktarıldığını öğrenmek için de hesap dökümleri ve kira sözleşmeleri istenecekti. “Kimseyi yalnızca bu fotokopilere dayanarak suçlamayacağız,” dedi. “Ama sizin haberiniz olmadan işlem yapılmaya çalışıldıysa bunu durdurabiliriz.” Ben konuşmak üzereyken telefonum yeniden çaldı. Bu kez annemdi. “Baban çok sinirli,” dedi. “Sarp gelip seni alacak. Çocukları daha fazla süründürme.” “Anne, büyükannemin İzmir'deki dairesi nerede?” Hattın öteki ucunda uzun bir sessizlik oldu. “Ne dairesi?” “Adıma kayıtlı olan daire.” Annemin sesi titredi. Bunu sana kim söyledi?” “Demek doğruymuş.” Bir süre ağladığını duydum. Sonunda yalnızca, “Babanın haberi olmadan konuşamam,” dedi. İşte o cümle, annem hakkında yıllardır görmezden geldiğim gerçeği de gösterdi. Babamın kararlarına itiraz etmekten korkuyor, sessizliğinin bizi koruduğunu sanıyordu. Ertesi gün avukatımın yardımıyla ilgili kayıtlara başvurduk. Ardından yıllardır kullanılan kiracı hesabına ilişkin belgeler için hukuki süreci başlattık. O sırada Sarp, çocukları görmek istediğini söyleyerek sürekli arıyordu. Avukatımın önerisiyle görüşmeleri yazılı düzenlemeye başladım. Çocukların babalarıyla bağını koparmak istemiyordum, fakat onların bir pazarlığın parçası olmasına da izin vermeyecektim. Üç gün sonra babam avukatın ofisine geldi. Yanında Sarp ve erkek kardeşim vardı. Beni görünce masaya doğru yürüdü. “Sen ailemizi mahkemeye mi vereceksin?” diye çıkıştı.