Kocam beni en yakın arkadaşım için terk etti

Bebeğin gözlerine bakarken yıllar önce kaybettiğim annemi hatırladım. Aynı koyu ela renk, aynı dikkatli bakış... Kalbim öylesine hızlı atıyordu ki bir an başım döndü.Füsun yanıma yaklaştı. 'Ülker, sen de fark ettin, değil mi?' 'Bir benzerlik var,' dedim. 'Ama bu hiçbir şeyi kanıtlamaz.' Ertuğ öfkeyle ayağa kalktı. 'Annemi neyle doldurdun?''Ben kimseye bir şey söylemedim,' diye karşılık verdim. 'Buraya çağrıldım.' Füsun sehpanın çekmecesinden kahverengi bir zarf çıkardı. ' Bebeklere bakmanı istememin tek nedeni benzerlik değil,' dedi. 'Geçen hafta Ertuğ'un çalışma odasında bazı evraklar buldum.' Zarfı uzatırken elleri titriyordu. İçinde eski doğurganlık merkezimizin adını taşıyan kopya belgeler vardı. Sayfanın birinde dört embriyoya ait kayıt numaraları bulunuyordu. İki numaranın yanına kırmızı kalemle işaret konmuştu.O numaraları tanıyordum. Yıllar önce kliniğin bize verdiği saklama belgelerinde aynı numaraları defalarca görmüştüm. Gülru birden ayağa kalktı. 'Bu evrakları nereden aldınız?' Füsun ona döndü. 'Asıl sen bunların ne olduğunu açıkla.' Ertuğ araya girdi. 'Anne, bu konuyu kapat.' 'Hayır,' dedi Füsun. 'Bunca yıl susmanın nelere yol açtığını artık görüyorum.' İçimdeki bütün öfkeye rağmen belgelerin gerçekten ne anlama geldiğini bilmiyordum. Üzerlerinde klinik adı bulunması, embriyoların kullanıldığını tek başına göstermiyordu. 'Bunların asılları nerede?' diye sordum. Ertuğ cevap vermedi. ' Çocukların doğumuyla bizim eski embriyolarımız arasında bir bağlantı olduğunu mu söylüyorsunuz?' Füsun'un gözleri doldu. 'Bundan korkuyorum.' Gülru bebeği göğsüne daha sıkı bastırdı. 'Lütfen çocukları bu tartışmanın içine sokmayın.' Ona baktım. 'Çocukların hiçbir suçu yok. Ama benim adıma ne yapıldığını öğrenmeye hakkım var.' Zarfı alıp evden ayrıldım. Arabamda uzun süre hareketsiz oturdum. İçimde yıllardır ölü sandığım bir umut uyanmıştı. Ama kendime sürekli aynı şeyi hatırlatıyordum: Bir çocuğun göz rengi, yüz hatları ya da bir belgenin üzerindeki numara, biyolojik akrabalığın kesin kanıtı olamazdı. Ertesi sabah avukatım Selçuk'la görüştüm. Belgeleri masasına koyduğumda dikkatle inceledi. 'Bu ciddi bir iddia,' dedi. 'Önce kliniğin orijinal kayıtları korunmalı. Sonrasında bağımsız inceleme gerekecek.' Birlikte doğurganlık merkezine yazılı başvuruda bulunduk. Eski tedavi dosyamın, embriyo saklama kayıtlarının ve imzamı taşıdığı iddia edilen bütün onam belgelerinin incelenmesini istedim. İlk cevap bir hafta sonra geldi. Klinik, dosyamın yeniden değerlendirilmesi için inceleme başlatıldığını bildiriyordu. Ama asıl sarsıcı haber ikinci hafta ortaya çıktı. Eski kayıtlarında dört embriyonun yok edildiğine ilişkin bana gönderilmiş herhangi bir resmi bildirim bulunmuyordu. Üstelik saklama sisteminin yenilendiği döneme ait envanterde embriyoların başka bir depolama birimine aktarıldığını gösteren kayıtlar vardı. Telefonu kapattığımda ağlamaya başladım.Demek yıllarca inandığım o korkunç kayıp belki hiç yaşanmamıştı. Selçuk hemen uyardı: 'Ülker, henüz sonuç çıkaramayız. Kayıtların devamına ulaşmamız gerekiyor.' Haklıydı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.