Kocam beni, ona bir erkek evlat veremediğim için en yakın arkadaşımla birlikte terk etti
Yine iş mi? Tabii… her zaman iş. Elif telefonu kapattı. — Gitmem gerekiyor. — Zaten hep gidiyorsun. Asansöre doğru yürüdü. Kapılar açıldı. Mert son kez seslendi: — Ben senin veremediğin şeyi aldım Elif! Elif içeri girdi. Kapılar kapanmadan önce ona baktı. Ve ilk kez gülümsedi. Mutluluk değildi bu. Bir tür kesinlikti. — Dikkat et Mert — dedi — bazen övündüğün şey, seni yok eden şey olur. Kapılar kapandı. Asansör aşağı inerken Elif dosyaya sıkıca tuttu. Elleri hafif titriyordu. Bir şey doğru değildi. Seda’nın bakışları… Mert’in aşırı özgüveni… Ve Emre’nin “acil” mesajı… Hepsi birbirine uymuyordu. Zemin kata indiğinde Emre Arslan onu lobide bekliyordu. Elinde siyah bir dosya vardı. Yüzü ciddi, neredeyse solgundu. Elif o an anladı: Bugünkü aşağılanma… bitmiş bir hikâyenin sonu değildi. Sadece kimsenin henüz bilmediği çok daha büyük bir gerçeğin başlangıcıydı… Bölüm 2 Elif, hastanenin lobisinde Emre Arslan’ı gördüğü anda içindeki huzursuzluk büyüdü. Siyah dosya… Aceleyle açılmış klasör kenarları… Ve Emre’nin yüzündeki kontrol edilmiş panik. — Ne oldu? — dedi Elif, sesi düşündüğünden daha soğuk çıktı. Emre etrafına baktı, sonra tek bir cümle söyledi: — Burada konuşamayız. Gel. Elif onu sessizce takip etti. Acil çıkış kapısından hastanenin arka koridoruna geçtiler. Gürültü azaldıkça Emre dosyayı açtı. İlk sayfayı Elif’e uzattı. — Bunu görmen gerekiyor. Elif baktı. DNA raporu. Gözleri satırda takılı kaldı: “Biyolojik uyum: %99.98” Bir an anlamadı. Kağıdı tekrar okudu. Sonra Emre’nin sesi geldi: — O çocuk… Mert’in sandığı çocuk… Mert’e ait değil. Elif’in parmakları dosyayı sıkı tuttu. — Ne diyorsun sen? Emre yutkundu. — Çocuk… senin, Elif. O an dünya durdu. Koridordaki floresan ışık bile sanki titreşmeyi bıraktı. Elif başını kaldırdı. — Bu imkânsız… Emre hemen açıkladı: — Tüp bebek sürecinde saklanan embriyolarla ilgili bir hata yoktu. Hata… kasıtlıydı. Elif’in nefesi sıklaştı. — Ne hatası? Emre dosyanın ikinci bölümünü açtı. Hastane kayıtları, imzalar, transfer belgeleri… — Seda Aydın sadece evliliğini çalmadı Elif. Senin tedavi sürecinde embriyoların transfer kayıtlarını manipüle etti. Senin yumurtanla oluşturulan son sağlıklı embriyo… “başarısız” diye raporlanıp sistemden çıkarıldı. Elif geri adım attı. Sanki duvarlar üzerine kapanıyordu. — Hayır… hayır, ben o sürecin bittiğini sanıyordum… Emre sesi daha da sertleşti: — Bitmedi. O embriyo gizlice başka bir merkeze transfer edildi. Ve doğum… bugün. Elif’in gözleri bir noktaya kilitlendi. Hastanenin camından içeride Mert’i gördü. Kucağında bebek. Gülerek Seda’ya bir şey söylüyordu. Elif’in içi yandı. — O çocuk… benim mi? Emre başını salladı. — Genetik olarak %99.98 senin. Mert’in değil. Bir sessizlik oldu. Sonra Elif fısıldadı: — Seda bunu neden yaptı? Emre dosyayı kapattı. — Çünkü Mert’in ailesi sadece bir şey istiyordu: “erkek çocuk ve soy devamı.” Ve Seda… bunu kullanarak hem Mert’i elinde tuttu hem de senin hayatını bitirdi. Elif’in elleri titremeye başladı. Ama bu kez gözyaşı yoktu. Bir şey kırılmıştı içinde. Ama o kırılan şey acı değil… karardı. — Çocuğu geri alabilir miyim? Emre gözlerini kaçırdı. — Hukuken evet. Ama Mert’in şu anki durumu… Elif araya girdi: — Ne durumu? Emre derin bir nefes aldı: — Çocuk doğumdan sonra onun üzerine kaydedildi. Ama asıl sorun bu değil. Emre dosyanın son sayfasını açtı. Elif okudu. Ve dondu kaldı. Mert Demir’in şirketi… son 6 ayda yasa dışı finansal işlemler nedeniyle soruşturma altındaydı.