Kocam Kırk Yıldır Her Akşam Aynı Kadehi Veriyordu

KOCAMIN KIRK YIL BOYUNCA BANA İÇİRDİĞİ VOTKANIN ARDINDAKİ KORKUNÇ SIR "Çünkü dosya, Turgay ile evlendiğimiz yıldan bile önceye aitti..." Doktor Levent'in masasında duran sararmış dosyaya bakarken kalbim sanki yerinden çıkacaktı. Dosyanın üzerinde 1983 tarihi yazıyordu. Oysa biz Turgay ile 1986 yılında evlenmiştik. "Bu ne demek?" diye sordum titreyen sesimle. Doktor gözlüğünü yeniden taktı. "Süheyla Hanım, size kırk yıldır içirilen maddenin ne olduğunu öğrendik. Bu, geçmişte bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan, fakat ciddi yan etkileri nedeniyle kullanımı büyük ölçüde terk edilmiş bir sakinleştirici. Özellikle alkolle birlikte alındığında hafıza kayıplarına, bilinç bulanıklığına ve kişinin iradesini etkileyen durumlara yol açabiliyor." Sandalyenin kenarına tutundum. "Yani kocam beni yıllardır uyuşturuyor muydu?" "Kesin olarak ne kadar zamandır kullandığınızı bilmiyoruz. Ancak getirdiğiniz örnekte bu madde var. Ayrıca eski dosyada eşinizin adı geçiyor." Doktor dosyayı açtı. İlk sayfadaki ismi gördüğümde gözlerim karardı. Turgay Yalçın. Hemen altında ise başka bir isim yazıyordu. Nihal Karaca. Bu ismi hayatımda yalnızca bir kez duymuştum. Evliliğimizin ilk yılında Turgay'ın annesi yanlışlıkla bu isimden bahsetmişti. Turgay o kadar öfkelenmişti ki annesini evimizden kovmuştu. O zamanlar Nihal'in eski bir sevgilisi olduğunu düşünmüştüm. "Bu kadın kim?" diye sordum. Doktor dosyadaki fotoğrafı gösterdi. Genç, uzun saçlı, güzel bir kadın vardı fotoğrafta. Altında bir hastane kayıt numarası bulunuyordu. "Nihal Karaca, 1983 yılında ciddi hafıza kayıpları şikâyetiyle hastaneye başvurmuş. Yapılan incelemede kanında aynı etken maddeye rastlanmış. Dosyada kendisine bu maddeyi verdiğinden şüphelenilen kişinin Turgay Yalçın olduğu yazıyor." "Nihal'e ne olmuş?" Doktor cevap vermeden önce duraksadı. "Kadın birkaç hafta sonra kaybolmuş. Dosya sonuçlandırılamamış." O anda bütün bedenimi buz gibi bir korku kapladı. Telefonum tekrar çaldı. Yine Turgay'dı. Ardından yeni bir mesaj geldi. "NEREDESİN SÜHEYLA? BENİ DELİRTME!" Doktor telefonu elimden aldı ve masanın üzerine bıraktı. "Bence hemen polise gitmelisiniz. Ayrıca kanınızda bu maddenin bulunup bulunmadığını araştırmamız gerekiyor."