Kocam üçüncü bir çocuk istedi
Boşanma kararının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişti. Hayatım bir anda kolaylaşmamıştı. Hâlâ sabahları çocukları hazırlıyor, işe yetişiyor, akşam yemeklerini yapıyor ve evin tüm sorumluluğunu üstleniyordum. Ama bir şey değişmişti. Artık bütün bunları yaparken içimde büyüyen bir öfke taşımıyordum. Çünkü artık kimsenin yükünü sırtımda taşımıyor, emeğimin yok sayılmasına izin vermiyordum. Bir akşam Leyla ödevini yaparken yanıma geldi. "Anne?" dedi. "Evet canım?" "Biliyor musun, artık daha çok gülüyorsun." Elimdeki çay bardağını masaya bıraktım. "Öyle mi?" Başını salladı. "Eskiden hep yorgun görünürdün. Şimdi daha mutlusun." Boğazım düğümlendi. Çocuklar her şeyi fark ediyordu. Yıllarca onlar için sustuğumu sanmıştım ama aslında onlar da benim ne kadar yorulduğumu görüyorlardı. Leyla'ya sarıldım. "Ben de sizi daha mutlu görüyorum," dedim. O sırada Batuhan koşarak içeri girdi. "Anne! Bisiklet sürmeye gidebilir miyiz?" Gülümsedim. "Tabii ki gidebiliriz." Eskiden böyle bir isteği duyduğumda aklıma önce yapılacak işler listesi gelirdi. Şimdi ise çocuklarımla geçireceğim zaman geliyordu. Bir gün marketten çıkarken tanıdık bir ses duydum. Dönüp baktığımda Erkan'ı gördüm. Eskisinden daha yaşlı ve yorgun görünüyordu. Bir an göz göze geldik. "Merhaba," dedi. "Merhaba." Sessizlik oldu. Sonra başını eğdi. "Çocuklar nasıl?" "Gayet iyiler." Bir süre daha ayakta durduktan sonra beklemediğim bir şey söyledi. "Haklıymışsın." Kaşlarımı kaldırdım. "Ne konuda?" Derin bir nefes aldı. "Çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğu konusunda. Ev işleri konusunda. Her şey konusunda." İlk kez savunmaya geçmiyordu. İlk kez gerçekten dinliyormuş gibi görünüyordu. "Keşke daha önce anlayabilseydim," dedi. İçimde ne zafer ne de intikam hissi vardı. Sadece bir sakinlik vardı. "Bazı dersler geç öğreniliyor, Erkan." Başını salladı. Sonra vedalaşıp ayrıldı. Onun uzaklaşmasını izlerken geçmişe dair son kırıntıların da içimden çekilip gittiğini hissettim. Eve döndüğümde Leyla ve Batuhan kapıda beni karşıladılar. İkisi de aynı anda boynuma sarıldı. Kahkahalarla eve girdik. O an şunu fark ettim: Ben evliliğimi kaybetmemiştim. Kendimi yeniden bulmuştum. Ve bazen bir kadının verebileceği en cesur karar, daha fazla yük taşımayı reddetmektir. Çünkü sevgi fedakârlık gerektirir; ama fedakârlık, insanın kendini tamamen yok etmesi anlamına gelmez. O gün kapıyı kapatırken yüzümde huzurlu bir gülümseme vardı. Sonunda çocuklarımın hak ettiği anne, kendimin de hak ettiği kadın olmuştum.